0

İşsizlik Var Mı?

Ben bu ülkede işsizlik olduğuna inanmıyorum. İstatistikler ne derse desin, iktidar partisi ile muhalefet partileri rakamları istediği kadar farklı olsun. Ben işsizliğe inanmıyorum. Çalışan, çalışmak isteyen, çalışmaya mecbur olan herkesin bu ülkede ekmek yediğini her gün görüyorum. Motor kurye olarak çalışan kadın, serebral palsili çocuğu için instagramda sarma yapıp satan kadın, hamallık yapıp her ay bir günlük gelirini bir hayır kurumuna bağışlayan adam ve daha niceleri… Biz üç milyon Suriyeliyi ülkemize aldık ve doyuruyoruz. Onları her denetimde görüyorum. Ve işverenler şunu söylüyor, bizim insanımızın beğenip yapmadığı işleri yapıyorlar. Ha onlarda bir kaç yıl sonra alışır, değişir bilemem…

Dün bir kargo şirketi çalışanları ile tartışıp sinirimi bozdum. Ben bunu kargo şirketleri ile ayda bir kez yaşıyorum. Artık şikayet de etmiyorum. Çünkü biliyorum yapabilecekleri bir şey yok. Çünkü onlar ne söylerse söylesin mesele oradaki insanda bitiyor. Herkes kolay yoldan para kazanmak istediği ve yaptığı işten memnun olmadığı için bu tatsızlıklar yaşanıyor.

Yıllar önce İstanbul’ da çalışırken büyük bir kargo şirketinin Avrupa yakası dağıtım merkezini denetlemiştim. Gönderilerde yüzde beş hata olduğunu söylemişti insan kaynakları sorumlusu. Nedense ben genelde o yüzde beşin içinde oluyorum!

Çalışmanın tadını, emeğin kıymetini anladığımız insanlarla bu ülke kalkınır. O zaman yollar daha güzel aşılacak. Bordro mahkumu diye türetilen bir deyimi iş hayatında söylediğimiz sürece bu yollar hep virajlı olacak..

Not 1: Fotoğrafta gördüğünüz tatlıyı komşum yollamıştı. Sunumun şıklığına bakar mısınız? Komşudan komşuya gelen bir tatlıda bu kadar zarafet varken insan ekmeğini kazanırken neden bu kadar hoyrat ve özensiz anlamış değilim!

Not 2: Bebeğim tabi ki Ankara’da Lale Hanım’ ın ellerinden:)

Reklamlar
0

Benim Gizli Bahçem

DSC_2109

Ankara. Her şeyin başladığı yer benim için. İşimi de aşkımı da Ankara’da buldum. Bugün mutluysam temelleri bu şehirde atıldı. Ve o kadar çok köşesinde anılarım var ki…Her gittiğimde “ah şuraya da gitsek,şurada da otursak,tüh şunu göremedik” diye diye dönüp bir sonraki gidişim için planlar yapıyorum.

En sevdiğim,kimselere söylemediğim,yıllardır sır gibi sakladığım mekanım ve onun biricik sahibesi Lale Ablam. Yıllar önce Hürriyet Ankara’da minicik bir haber sayesinde buldum onu. Ki şimdi gazetenin yerel ekini okuyacak kadar vaktim olmasına hayret ediyorum. Evim onun yaptığı bebeklerle doldu. Onun özendirmesi ile koca adam bana dikiş makinesi aldı -şimdi vakitsizlikten aramıza mesafe koysak da-,ev kumaş ve ıvır zıvır kutuları ile doldu. Emre’ye hamileyken gitmeyi çok isteyip gidemeyince bir ricamla kapı süsümü yapıp yolladı. Geçen ay Ankara seyahatimizde yanına uğradım ama o yoktu. Emre’nin arkadaşlarına hediyeler alıp ayrıldık.

Ah şimdi Ankara’da olsam,haftanın ilk günü öğlen bir kaçamak yapıp bir kahve molasında iki laf etsek ne iyi olurdu…

Sana Not: Adresi mi?Yok artık daha neler…Dedim ya sır diye:)