0

Kardeş Kıskançlığı

Olmazsa olmaz, bir doğa kanunu! Ama anne için yürek sızısı diyebilirim. Çok şükür etkileri azalarak devam ediyor:) En başa gidip maceramızı anlatayım. Biraz uzun olacak hazırsanız, vaktiniz varsa başlayın:

Hamileliğimin yedinci ayı itibari ile yaşadığım sıkıntılar nedeniyle Emre’ yi kucağıma alamadım ki bu onun için de benim için de çok zor oldu. Ama ben ona bunun nedenini anlayabileceği kadar anlattım. Çilek yemeye başladığımızda kerdeşin gelecek ve seni kucağıma yine alabileceğim gibi gibi. Doktor kontrollerine birlikte gittik ve “lütfen annemi iyi eder misin doktorcum?” diyerek beni ağlattı… Her neyse doğum başladığında o zaten uyuyordu ama sabah kardeşi doğunca yanımıza geldi ve gece dördümüz hastanede birlikte kaldık. Sorunsuz eve döndük. Ama on beşinci gün civarında sıkıntılar başladı. Bunların neler olduğunu yazıp ileride oğlumun istemeyeceği bir anı bırakmak istemediğim için paylaşmayacağım. Ama beni ziyadesiyle üzen bu hal ile nasıl başa çıkacağımı bilemiyordum. Gerçekten bu çaresizlik. İnsanın iki parçaya bölünüp hiç bir tarafa yetememesi imiş. Koca adamla bu durumu paylaştığımda “geçer hayatım üzülme, hepimiz böyle büyüdük…bla bla bla” gibi konunun üzerinden teğet bile geçemeyince derin bir nefes alıp profosyonel yardım aramaya başladım. Tabi bu arada fikirlerine güveneceğim arkadaşlara durumu anlatıp çözüm arıyordum. Betül Mardin’ in çok sevdiğim bir sözü var: Eğer sen kendi hayatın üzerindeki kontrolünü kaybedersen başkaları ele alır ve sonuçlar istediğin gibi olmayabilir. (Tam olarak bu olmasa da özü itibari ile böyleydi:))

Hemen Emre’ nin sevip iyi vakit geçirebileceği, evden de çıkabileceği ama benim onu kendimden uzaklaştırdığımı düşünmeyeceği aktivite arayışına girdim. Ve yine Kindyroo imdadıma yetişti. Yeni mekanlarında jimnastik dersleri de başlamış. Haftada iki gün bir saat, neden olmasın dedim. İki haftalık Defne, üç yaşında Emre ve lohusa ben atladık arabaya gittik. İlk ders Emre beni yanında istedi. Dönüş yolunda konuşup onu oyun odasında Defne ile bekleyeceğimi anlattım. Öğretmenleri ile de durumumuzu görüşüp özellikle dikkat etmelerini -sınıftan çıkıp beni görmek istediğinde yeni bir aktiviteye yönlendirip, onu beklediğim yönünde iknaya çalışmaları hususunda- rica ettim. Üçüncü derste her şey tamamdı! Derse arkasına bakmadan koşarak gidiyor, ders bitince de koşarak gelip bana sarılır hale geldi. Defne’ yi emzirmek hiç sorun olmadı. Hatta uykusuzsam yanına kıvrılıp uyuduğum zamanlar dahi oldu. Bir ay devam ettik hepimize iyi geldi. Zamanı keyifli geçirdik ve ben yalnız olduğum için zaman hızlı geçti.

Ama evdeki sıkıntılarımız yine devam ediyordu. Yakın arkadaşım Çocuk Psikologu Amber Dalmaz Urfalı ile telefonda uzun uzun konuştuk. Bursa’ da yaşamadığı için sadece telefonla bana destek olabiliyordu. Ve mutlaka bir uzmanla görüşmemi tavsiye edince daha öncede Emre için gittiğimiz Ayşegül Alkış’ tan randevu almaya karar verdim. Fakat Emre’ yi jimnastiğe götürdüğüm bir gün  Kindyoo’ dan Ahmet Bey ile ayaküstü konuşurken neden Kindyroo’ nun psikologu ile görüşmediğimi sordu. Bende alanında yetkin, tecrübe sahibi biri olsa -Kindyroo’ nun daha önceki piskologları genelde yeni mezun oluyordu ve beni pek memnun eden cevaplar verdiklerini söyleyemeyeceğim- iyi olur dedim. Yeni çalışmaya başladıkları Aysel Şentürk’ ün on sekiz yıldır çocuklar üzerinde çalıştığını, bir denememi, memnun kalmazsam yine istediğim yere gidebileceğimi söyleyince denemeye kara verip randevu aldım. Ve bingo! Bir saat görüştüğüm Aysel Hanım hem bana hem de Emre’ ye iyi geldi. Bana verdiği ufak tiyolar inanın hayat kurtarıyor diyebilirim. Benim durumumu tahlil etmesi, anlaması ve aynı yollardan kendinin de geçmiş olması da benim ikna olmamada önemli oldu. Bir saat süren görüşmeden çıktığımda ne yapacağımı biliyordum. Kendime güvenim tam eve geldim ve iki gün içinde gözle görülür mesafe kat ettik. Her geçen gün de yol almaya devam ediyoruz. Biliyorum bu uzun soluklu bir maraton ve biz ebeveynlerin rolü çok önemli. İleride ne Emre’ nin ne de Defne’ nin çocukluğuna dair kendi adıma pişmanlık yaşamak istemiyorum. Aynı şekilde onlarında çocukluklarını anımsadıklarında mutlu hissetmeleri en büyük arzum. Keşkelerin ve pişmanlıklar bu güzel günleri gölgelemesine izin vermemeye kararlıyım. Çünkü kardeşin ne değerli olduğunu yaşayarak öğrendim. Anne olarak da iki çocuk sahibi olmanın ne büyük lütuf olduğunun farkındayım.

Yaşı kaç olursa olsun kardeş kıskançlığı kaçınılmaz. Size tavsiyem benim gibi yalnız bir anneyseniz mutlaka yardım alın. İmkanınız varsa büyük çocuğunuzla aktivitelere katılın. Herkes keşke kreşe verseydin -psikologumuz dahil- dese de bu konudaki hassasiyetim nedeniyle pişman değilim. En önemlisi içinizden gelen sese kulak verin. Susturun diğer tüm sesleri, annelik içgüdülerinizi dinleyin. O, en doğrusunu size söyleyecektir.

Bu süreçte beni dinleyerek, kitap göndererek, tavsiye de bulunan tüm dostlarıma da sonsuz teşekkür. Ben çok şanslıyım biliyorum ve bunun için her zaman şükrediyorum.

Not: Bu yazının altına yine Kindyroo reklamı yapıyorum diye abuk yorum yapanlar olacaktır. Hakaret olmadığı sürece yayınlayacağım. Ama peşin söyleyeyim her şeyin parasını ödüyorum ve yakında onların da beğenmediğim yanları var. Yakında yeni bir araştırma yazısı ile karşınızda olmayı planlıyorum. Kindyroo’ da benden nasibini alacak merak etmeyin. Ama bu onların iyi olduğu tarafları değiştirmez:)

Not 2: Kitapları henüz okumadım. Traccy Hogg’ un kitablarını çocukluk arkadaşım gönderdi. Bu süreçte beni dinleyerek inanılmaz destek oldu. Henüz bitiremedim. Bitirince yorumlarımı paylaşacağım!

Not 3: Okunacaklar kitapların boyu 50 cm oldu. Ama ümitliyim tatilde çok okuyacağım:)

19

Bursa’nın Kreş Karnesi

20160219_141730

Çalışan bir anne olarak çocuğunuzu güvenli bir yere ya da birine emanet edebilmek çok zor. Aslında kime emanet ederseniz edin aklınız illa ki kalıyor. Bu kişi anneanne/babaanne/hala/teyze değilse aklınız bin kere kalıyor. Ben bu süreçte bir bakıcı macerası yaşayıp olaydan soğumuş bulunmaktayım. Bir daha kolay kolay buna cesaret eder miyim bilmiyorum. Emre şu an baba, babaanne ve teyze desteği ile günü tamamlıyor çok şükür. Ve psikologumuz Ayşegül ALKIŞ’ ın tavsiyesi ile bir yıl daha bu şekilde gitmeyi planlıyoruz. Ama bu arada kreş düşünen arkadaşlar için sevgili dostum @asliyurttasaraz ile bir rota çizip beş oyun grubu/anaokulu/kreşi gezip bilgi aldık. Gezerken duvarlara bakmadık tabi. Hazırladığım sorular etrafında görüşmeyi şekillendirdik. Tabi sorular başka sorulara kapı araladı. İzlenimlerim ve sorulara cevaplar işte burada:

Öncelikle gittiğimiz her yerde sorduğumuz sorular: Sınıflar kaç kişi, kaç öğretmen var, taze sebze-meyveyi nereden alıyorsunuz, kırmızı et tedariki nasıl sağlanıyor, erken kayıt avantajları neler?

Mandalina Montessorri Okulu: Görüşmeye ilk buraya gittik. İşten çıktığım için üzerimde takım elbise vardı. Yanımdaki arkadaşımda gündelik hayatta hep giydiğimiz kot pantolon üzeri sweet ile bana eşlik etti. Bunu özellikle belirtiyorum. İçeri bizi müdire hanımın yardımcısı olduğunu söyleyen genç bir öğretmen alıp müdür odasında görüşmeye başladı. Biz sorduk o cevapladı. Erken kayıt avantajlarını konuşuyorduk ki içeri uzun boylu, yapılı bir hanımefendi girdi. Genç öğretmen geliş sebebimizi kısaca açıklayıp “isterseniz siz devam edin” dedi. Hanımefendi “Bizi nereden buldunuz?” dedi. Biz de @hassasanne buluşmasından ve montessori okul araştırmamız sonucu bulduğumuzu söyledik. Hanımefendi “hımmm” diyip çıktı. Biz yine devam ediyorduk ki hanımefendi iki dakika sonra tekrar içeri girip ayakta durarak konuşmaya ortadan giriverdi. Konuşmaya başladığımız genç öğretmen bize erken kaydın avantajlarını önümüzdeki dönem  ve şimdi kayıt yaptırırsak ne kadar ödeyeceğimizi ayrıntılı olarak anlatmışken müdire hanımefendi ne şimdi ne de önümüzdeki yıl için yerleri olduğunu söyledi. Başka bir sorunuz var mı diyerek görüşmeyi nahoş bir şekilde sonlandırdı. Biz ne olduğunu anlayamamış bir halde kendimizi kapının önünde buluverdik. Bursa’da yaşayıp çocuğunu bu kreşe gönderen varsa lütfen bana yazsın. Bizden neden rahatsız olduğu konusunda fikir yürütsek de net bir sonuca varamadık zira. Yaşadığımız bu olay nedeniyle bu okul hakkında detay veremeyeceğim.

İlk Çizgi Anaokulu: Burada çok profesyonel bir karşılama ile Mandalina’ nın şokunu attık diyebilirim. Okul binası bu amaçla inşa edildiği için çocuklar için çok uygun ve güvenli. Sınıflar 13-14 kişilik ve her sınıfa iki öğretmen veriliyor. Yirmi yıldır Bursa’da bu işi yaptıkları için haklı olarak tecrübeleri ile övünüyorlar. Fiyat da verdiler ama buradan fiyat bilgisi paylaşmam uygun olmayacağından bu konuyu geçiyorum ama erken kayıt çok avantajlı. Aylık ücret karşılığı servis imkanı da sunuluyor. Sınıfların temizliği, okulun ferahlığı, tuvaletlerdeki dizayn çok iyi. Yardımcı personel sayısı fazla ki bu çok önemli bir detay bence. Neyini sevmedin derseniz, okul çok büyük iki yüz öğrencisi var. Program olarak bana çok başarılı gelmedi. Çocukların uyuduğu yer kötü. Ve tüm anaokulu/kreş benzeri yerlerde gördüğüm (yaptığım denetimler dahil) çocukların yemek yediği yer ben de iyi bir intiba bırakmadı. (Bu yazımla ilgili aşağıdaki yorumları da lütfen okuyun)

Küçük Şeyler: Üstün Dökmen çok sevdiğim ve beğendiğim bir yazar/bilim insanı. Ne zaman denk gelsem elimdekini bırakıp dinlemeye çalışırım. Okulu da benim için çok büyük referans. Ama biliyorsunuz bu tip yerler franchasıng/şube mantığı ile işletildiği için her zaman aynı seviyede olmayabiliyor. Bu nedenle gözü kapalı gitmedim. Sınıflar 16 kişilik ve her sınıfta iki öğretmen var. Haftada on saat ingilizce dersi veriliyor. Yaş küçüldükçe sınıftaki öğrenci sayısı azalıyor çünkü küçük yaşta fazla öğrenci yok. Diyelim erken kayıt yaptırıp parayı peşin ödediniz ya da kredi kartı ile taksit yaptırdınız ama çocuğunuz kreşe uyum sağlayamadı. Bu durumda paranız iade/kart ödemesi iptal ediliyor. Bu karara siz, sınıf öğretmenleri ve psikolog ile birlikte varılıyor. Okul çok büyük ve çok fazla öğrencisi var ki bu benim için bir eksi. Görüşmeye hafta içi gittiğimiz için öğrenciler dersteydi. Bu nedenle okulu gezemedik ki bu bence çok doğru bir uygulama. Gittiğimiz başka okullarda bu uygulamaya rastlamadık. Okulu hafta sonu isteyen gezebiliyor. Yemekler okulda pişmeyip Sofra yemek şirketinden geliyor. Çocuğunuzun o gün neyi yeyip neyi yemediği bilgisi de gün sonunda size iletiliyor.

Neşe Erberk: Bursa’da bilboardlara reklam veren tek anaokulu benim bildiğim. Kapıdan içeri girdiğimizde çok ilgili bir hanımefendi bizi karşılayıp okulları ile ilgili bize öyle şeyler anlattı ki gerçekten çok heyecanlandım. Ama meslekten de biliyorum, kim kendini bu kadar övse beni orada bir facia bekler, yine yanılmadım. İçeri girip gezmeye başladık. Sınıflar havasız ve pis. Evet çok net pis. Merdivenler çok dar ve korkuluklara adeta öylesine bir plastik tel-tül çekilerek sözüm ona güvenlik sağlanmış! Ama bina zaten okul olarak inşa edilmeyip sonradan bu yönde göstermelik tedbirler alındığından görüntü kirliliğinden öteye gidememiş. Benim en hassas konum olan yemek hususunu da bu hanımefendi uzuuuun uzuuun anlattıktan sonra keşke bizi mutfağa indirmeseydi. Allahım tam bir facia, tencere var kapağı yok, kulbu kırık, çöpler ortada, yerde, orada burada. Yemek yenen bölüm nasıl kokuyor burada anlatmayayım, o derece kötü. Uyunan bölümü ise hiç sormayın. Tabi ben bu kadar beğenmedikten sonra başkaları çocuğunu nasıl gönderiyor bilemiyorum. Gönderen varsa lütfen yazsın.

Helen Doron: Sadece oyun grubu ve ingilizce dersi olarak hizmet veriyor. Zaten halihazırda böyle bir okula devam edip çok memnun olduğumuzdan (bakınız Kindyroo) macera aramaya gerek yok dedik. Zira bilgi almaya çalıştığımız beyefendi bilgi vermemekte çok ısrarlıydı:)

Şimdilik benden bu kadar ama araştırmaya devam. Ne de olsa önümde koca bir yıl var:)

0

Dostlarla İstanbul

IMG-20151119-WA0003

Kindyroo’dan size bahsetmiştim, çocuklarımıza ve bize kattıklarından. Benim için en güzel tarafı Emre’nin arkadaşları Eliz, Yankı ve Masal’ın anneleri, sevgili arkadaşlarım Aslı ve Belgin oldu. Çocuklar ortak paydamız olsa da hayata dair çok şeyi de paylaşır olduk. Arkadaşlığımız birlikte vakit geçirmekten keyif alır bir hale gelince de günibirlik bir kaçamakta şart oldu. Plan yapıp çantaları sırtladık veeee ver elini İstanbul! Çok keyifli, bol yürümeli, aşırı doz kahkahalı bir gün oldu.

DSC_1828

Çocuklar hayatımızın merkezinde olsa da annelerin de dinlenmeye, kendilerine vakit ayırmaya ihtiyacı var. Her zaman böyle kaçamaklara elbette fırsat olmuyor. Ama her imkanı değerlendirip deşarj olmaya çalışıyoruz. Dinlenmeden, sürekli aynı enerji seviyesi ile çocuklarımıza faydalı olamayız, bunu hiç akıldan çıkarmamak lazım!

IMG-20151127-WA0011

Nereden başlayıp nereleri gezdik derseniz,işte rotamız: Kabataş’ta Budo’dan inip Finikülerle Taksim’e çıktık. İstiklal’de çocuklar gibi şendik. Ara Cafe’de kahve molası verip Galata’ya uzandık. Yolumuz üstündeki Yapı Kredi Yayınlarını tabi ki es geçmedik:) Yemeği Karaköy Gram’da yiyip Yürüyerek Eminönü’ne geçtik. Bir ara kumaş alırken Aslı ile kendimizi kaybetsek de Belgin’in uyarıları ile toparlanıp hızlıca tekrar Karaköy’e geçtik. Akşam yemeğini ultra fahiş bir fiyatla Namlı Gurme’de yiyip tramvayla Kabataş’a geldik. Ve bir kahve bile içemeden Budo’ya atlayıp Bursa’ya döndük.

IMG-20151119-WA0040

Not: Harika bir gün geçirince hemen yenisini farklı destinasyonlar olarak planlamaya başladık. Eylemlerimiz sürecek, takipte kalın!

1

Psikolog Ayşegül Alkış

DSC_1857

Kindyroo Bursa’nın düzenlediği aile buluşmalarında Psikolog Ayşegül ALKIŞ’ın yaptığı sunumdan sizler için aldığım notları da bugün paylaşmak istiyorum:

*Çocuğunuza sınır koyun. Sınır koymak ebeveyn çocuk ilişkisinde olmazsa olmaz. Hatırlarsanız bu konuda okuduğum kitabı da paylaşmıştım.

*Laptop,tablet,telefon vb. eşliğinde değil sadece masada yemek yedirin. Yemek saati belli olsun peşine koşturmayın.

*Güvenli bağlanmanın temelinde ruhsal doyum var ki bu konuda daha önce Adem Güneş’in kitaplarını paylaşmıştım,mutlaka okuyun.

*0-3 yaş arası çocuklar mümkünse anne baba ve bakımveren arasında büyüsün. Bir dördüncü kişi varsa ve mümkünse onun rolünü elinizden geldiğince azaltın.

*Çocuğunuza yaşından büyük oyuncağı sırf ağlamasın diye almayın. Ruhundaki zararları çok çok daha fazla olur.

*Kardeş kıskançlığı konusunda bilinçlenin. Büyüğü ihmal etmeyin,küçüğün ezilmesine müsade etmeyin.

*0-6 yaş çocuğu yalan söylemez. İsteğini, hayalini ya da rüyasını anlatır. Kabusla gerçeği ayıramaz. İsteklerini yalan diye yüzüne vurmayın,kulak verin.

*Annelik içgüdülerinize güvenin ki bu cümle benim mottom:)

*Anne sütü emen çocukların ısırması memeyi bırakmaya hazır olduğu mesajını verir ki ben bu mesajı kaçırmışım:(

*Çocuğunuzun durup dururken çığlık atması,arkadaşıyla oynarken bir anda bağırmaya başlaması kendini göstermesi,kelimelere dökemediği hislerini ifade etme şekli, ona kızmayın.

Ayşegül ALKIŞ kısacık zamanda çok güzel bilgiler paylaştı bizimle. Kendi özelimde Emre ile son iki aydır yaşadığımız “krizleri” de sordum,hepsi normal diyip içimi rahatlattı:)

Not: Açıkçası çocuk psikologu her ebeveynin her an ulaşabileceği doktor statüsünde değil. Bu nedenle bu toplantıları daha fazla ebeynin bilinçlenmesi için çok önemsiyorum. Katılım arttıkça arzın da artacağına inanıyorum.

0

Anne Buluşmaları

DSC_1855

Son yazımda belirttiğim Kindyroo anne buluşmasını pazar günü gerçekleştirdik,instagram hesabımdan takip edenler biliyordur:) İşte o buluşmadan tuttuğum notlar ama orada olmak,akıldaki soruları sese dönüştürmek en güzeli de aynı duyguları yaşayan ebeveynlerle tanışmak çok keyifli inanın. Eğer Bursa’daysanız bir sonrakine katılmaya gayret edin derim. Tamam notlarıma geçiyorum:

*Bebek beslenmesinde artık 6. aydan itibaren et verilmesi yönünde artık doktorların ağız birliği var. Biliyorsunuz Emre’ye ciğer yedirdiğimi daha önceki yazımda paylaşmıştım. Balık da yine doktorunuza danışarak 7. aydan itibaren verebilirsiniz.

*Kim ne derse desin iki yaşa kadar -sütünüz varsa tabi- emzirin. Aslında bunda da keskin bir sınır yok. Siz ve bebeğiniz kendinizi hazır hissettiğinizde sütü kesebilirsiniz. Ama bunu birdenbire yapmayın.

*Çocuklara yemeğin,etin vs. suyunu içirmeyin,yemeğin kendisini yedirin.

*İlk altı ay su vermeyin,anne sütünde de mamada da yeterli su var.

*Bir yaşına kadar inek sütü önerilmiyor. Hatta mümkünse üç yaşına kadar vermeyin. İnek sütündeki protein bebeğinizin ihtiyacı olandan üç kat fazla.

*Alerjik bebekler/çocuklarla ilgili yapılan son çalışmalar yine bilenen tüm gerçekleri altüst etti. Alerjik bir bebeğiniz varsa doktorunuza bu yenilikleri mutlaka sorun.

*Bunu yazmaya gerek var mı diye düşündüm ama hadi yazayım dursun dedim: Bebeğinize çay,bitki çayları,meşrubat,konserve,hazır çorba,hazır meyve suyu,şekerleme,salam,sosis,sucuk,paket gıda YE-DİR-ME-YİN!!!

*Bebeğinizin yemeğine hiç tuz katmasanız da gerekli tuzu gıdalardan alır.

Not 1: Buraya yazmadığım ama konuşmacımızın kavanoz mamalar ve gdo hakkında da söyledikleri vardı ama çok inandırıcı gelmediği için paylaşmıyorum.

Not 2: Psikolog Ayşe ALKIŞ’da programın ikinci bölümünde bizi bilgilendirdi. Ona dair notlarımı da yarın okuyabilirsiniz.

Not 3:Bu toplantı için Kindyroo Bursa’ya çok teşekkür eder,devamını heyecan ve hevesle beklediğimizi bildiririm.

5

Hello Kindyroo

IMG-20151111-WA0029

Çoook uzun bir zamandır size Kindyroo’dan bahsetmek istiyordum ama bu ara ısrarla ve büyük bir şevkle bahsetmek istiyorum. Neden mi? Yok öyle bedavacılık öncesini okuyun sonra nedenini anlarsınız:)

Emre yedi sekiz aylıktı. Bir türlü emeklemiyor,her yere kucağımda gidiyor,bir yerde uzun süre durunca sıkılıyor,yere koyunca bensiz bir dakika durmuyordu. Tam bu sırada instagramda -evet yine instagram:)- kindyroo’yu görüp araştırıyorum ve bingo! Evimin çok yakınında Kindyroo olduğunu öğrenip hemen arayıp ve deneme dersi için randevu alıyorum. Şuna tavsiye,buna tavsiye derken ben dört ya da beş kez, daha kayıt yaptırmadan Emre ile görüşmeye gidiyorum. Bu tip yerlerde bilirsiniz ilkinde çok sıcak ilgili bir karşılama,her soruya gülümseyerek verilen yanıtlar olur. Ama sorular ikinci kez sorulduğunda,kayıt yaptırmadan bir kez daha geleyim dediğinizde bir ilgi azalması,bir göz devirmesi,o gün doluyuz sonra gelin sallaması vs. olmaya başlar. Bunu hepimiz bir çok yerde yaşamışızdır. Ama Kindyroo’da tam tersi,sanki tek müşteri benmişim,en güzel bebek Emre’ymiş gibi bir ilgi bir alaka! Sonra noluyor ben hemen kayıt mı yaptırıyorum,hayır. Arabam bozulup uzuuun süre de bozuk kalınca biz ortada kalıp,Ahmet Bey’e -Kindyroo’nun babası:)- “kusura bakmayın” diye telefon edip eve geri çekiliyoruz. Ahmet Bey nasıl nazik,nasıl anlayışlı “olur,ileride görüşürüz inşallah” diyip beni yerin dibine geçiriyor anlatamam. Yani şuraya kadar olanlar benim otuz iki yıllık hayatımda hizmet satın aldığım hiç bir yerde olmuş işler değil,inanın abartmıyorum. Ticaret yapan herkes birincide kibar, ikincide kibar, sonra “Turkish style” bu memlekette. Neyse yine konu nerelere geldi ben Kindyroo’yu anlatacaktım size.

Arabam tamir olunca ben koşa koşa yine Kindyroo’nun kapısını çaldım. Çünkü mevsim kış,çünkü Emre yaşını geçmesine rağmen hiç bir emekleme/yürüme emaresi göstermeyip sürekli aktivite ister halde. Çünkü çocuğuna yalnız bakan her anne gibi ben sevgi patlamaları yaşar vaziyette:)

Ahmet Bey yine inanılmaz kibar bizi karşıladı. Sanki o kadar görüşmeden sonra kayıt yaptırmayan ben değilmişim gibi “yine deneme dersi yapalım isterseniz” dedi. Yok dedim,bu adam Türk olamaz ya da akşam ev diye İsveç’e uçuyorlar herhalde. Ya buna şaşırmam normal bence,tuhaf olan onlar:)

Neyse burayı aşıp artık Kindyroo içeriğinden bahsedeyim. Kindyroo’da dersler yaklaşık bir saat sürüyor. Önce her hafta değişen bir aktivite parkurumuz var. Bu parkur sadece çocukların hoplayıp zıplamaları için değil aynı zamanda ileriye dönük amaçlı,belli kas gruplarının çalışması için de düzenleniyor. Erken çocukluk döneminde doğru geliştirilen el kasları ile ileride kalem tutarken zorlanmamalarından tutun da vestibular sistemi uyararak denge sağlamaya,her yerde -seyahat esnasında- okuyup yazabilmeye kadar uzun yılları kapsayabilen planlamalardan oluşuyor. Bu sadece aktivite parkurumuz için. Sonrasında geçtiğimiz odada ince motor becerilerini geliştirme,renkleri tanıma,sırasını bekleme,paylaşma,kendine ait olana sahip çıkma gibi bir çok şeyi oyunla öğreniyoruz. Peki çocukların derse katılımı nasıl oluyor,biz de gittik ama benim çocuğum hiç ilgilenmedi derseniz işte bizim yaşadıklarımız.

IMG-20150518-WA0006

Kayıt yaptırıp haftada iki gün derslere başladık. Kayıtları aylık değil üç aylık yapılıyor. İlk bir ay Emre’nin uyumlanması epey zor oldu. Kucağımdan inmedi,dersin ortasında meme diye tutturdu,uyuma emareleri gösterdi ki uyku saatine göre ders saati ayarlanmıştı falan falan. Ama bir ayın sonunda derse katılımı arttı. Gruptaki diğer arkadaşları ile ilişkisi şekillenip onları tanımaya başladı. Ve başladıktan bir ay sonra ilk adımlarını Kindyroo’da atarak beni sonsuz mutlu etti. İlk arkadaşlarını Kindyroo’da hayatımıza dahil etti ki Emre’nin arkadaşlarının annesi benim de en kıymetlilerim oldu. Zaten Kindyroo’nun bize kattığı -yani sadece çocuğa değil anneye de çok şey veriyor- en değerli şey kurulan güzel dostluklar oldu. Emre’nin gelişiminde yaşadığım sıkıntıları benimle benzer şeyleri yaşayan annelerle konuşup rahatladım,çözüm buldum. Ders öncesi ders sonrası birlikte vakit geçirip,dertleştik. Kindyroo’nun salonu evimizin salonu gibi oldu. İstediklerimizi Ahmet Bey’e söylediğimizde birlikte istişare ederek çocuklarımız için en iyisine birlikte karar verdik,vermeye de devam ediyoruz.

Ve ta ta taaaam:Bu sene olağan ders akışımıza bir de bilgilendirme seminerleri,anne buluşmaları koyalım dedik. Ahmet Bey yine “olur” dedi. 22.11.2015 tarihinde Bursa Crown Plaza’da İlk 1000 Gün Bebek Beslenmesi toplantısı yapılacak. Duyduğumda nasıl mutlu oldum anlatamam. Çünkü bu toplantıların şehrimizde olması,daha çok anneyi buluşturması çok ama çok kıymetli. Hatırlarsanız hassas anne buluşmasında ben bu buluşmaları daha çok istiyorum demiştim. İşiniz yoksa mutlaka gelin.İşiniz varsa da erteleyin yine gelin:) Ama Kindyroo’yu arayıp kayıt yaptırmayı unutmayın!

Not:Ahmet Bey’in iletişim numarası 0533 269 95 57,bu haftasonu yapılacak toplantıya katılmak için mutlaka kayıt yaptırmanız gerekiyor. Erken davranın yer çok sınırlı zira halihazırdaki Kindyroo annelerinin sayısı epey fazla:)

Not 2: Kindyroo’da sürekli danışmanlık alabileceğiniz pir psikolag da var. Yani bebeğiniz/çocuğunuzla ilgili yaşadığınız sıkıntılarda,aklınıza takılanlarda yardım alabiliyorsunuz. Ve Ahmet Bey’in bu konuyu da bir adım yukarıya taşımak gibi çılgın projeleri var. Hayata geçer geçmez ondan da bahsedeceğim.