0

Evde Bakım Projesi ve Büyükanne Yardımı

img_0630Evde Bakım Projesi ve Büyükanne Yardımı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ortak protokollerle yürütülen iki çalışma. Şimdilik her ilde uygulanmıyor ama başarılı olmaları halinde tüm Türkiye’ de uygulanması planlanıyor. Çok soruluyor ve doğru bilinen çok yanlışı var. Çok net ve en yalın halleriyle özetlemek istiyorum, umarım işinize yarar. Evde Bakım Projesi ile başlayalım;

-Amacı kayıtlı kadın istihdamını artırmak. Anne çalışırken çocuğuna bakan kadının da sigortalı olması birincil amaç. Proje 06.03.2015 tarihinde İzmir, Bursa ve Antalya’ da başladı. 01.12.2016 tarihinde İstanbul ve Ankara’ da proje kapsamına alınarak genişletildi.

-Şartları taşıyan annelere aylık 1.200,00 TL ye yakın bir ödeme yapılıyor. Eğer çocuk engelli, tek ebeveyn anne ya da bakıcının sertifikası mevcutsa bu tutar 1.500,00 TL oluyor.

-Projeye başvuru şartları annenin T.C vatandaşı olması, projenin yürütüldüğü illerde (İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya) ikamet etmek, başvuru tarihinde çocuğun iki yaşını aşmamış olması, annenin bir işverene bağlı olarak sigortalı çalışması ve ücretinin başvuru tarihinde mevcut brüt asgari ücretin iki katını geçmemesi.

Büyükanne Yardımı Projesi şartları;

-T.C vatandaşı olmak ve projenin uygulanacağı illerde (Sakarya, Konya, Tekirdağ, İstanbul, Bursa, İzmir, Antalya, Ankara, Kayseri, Gaziantep) ikamet ediyor olmak ,
-Çocuk ve annenin aynı evde, büyükannenin ise aynı il sınırları içinde ikamet ediyor olması,
-Başvuru tarihi itibarıyla bakımı üstlenilecek çocuğun 3 yaşını doldurmamış olması,
-Annenin en az 18 yaşında olması,
-Annenin özel sektörde, iş sözleşmesine tabi ve sigortalı olarak bir işte fiilen çalışıyor olması ve destek süresi boyunca işten ayrılmaması(sigortalı adına Sosyal Güvenlik Kurumu’na en az 360 tam gün prim ödenmiş olmalıdır.),
-Annenin 4857 sayılı İş Kanununda düzenlenen analık hali izin süresini (doğum sonrası 8 hafta) geçirmiş olması ve başvuru tarihinde fiilen çalışıyor olması,
-Anne ve babanın ücret gelirinin belirlenecek üst sınırı (güncel asgari ücretin üç katı 5.332,50 TL) aşmaması,
-Annenin işvereni ile üçüncü dereceye kadar (üçüncü derece dâhil) kan ve kayın hısımlık ilişkisinin bulunmaması,
-Karşılıksız desteğin verildiği süre boyunca çocuk bakımı amacıyla ayrıca bir bakıcı istihdam edilmiyor olması,
-Büyükannenin çocuk bakımını engelleyecek fiziksel veya ruhsal rahatsızlığının bulunmaması.
Her iki projeninde uygulama aşamasında sıkıntıları olmuştur, olacaktır (siyasetçi gibi oldu ama:)) Şu an incelememizde olan evde bakım projesinde yurdum insanının cinliklerinin sınır tanımadığını görüp hayretler içinde kalmaya devam ediyoruz. Benim buradaki fikrim çok radikal hatta eminim tepki de çeker ama yine de belirtmek isterim. Özellikle Evde Bakım Projesinde özellikle hedeflenen kadın çalışanların neredeyse tamamının (%1 pay bırakıyorum) vazgeçilmez bir kariyerleri olmuyor. Yani vasıflı ya da vasıfsız da olsalar uzun bir aradan sonra (bir yıl ya da daha fazla) piyasa şartlarında aynı ücretle eski işlerinin benzerini bulabilecek konumda oluyorlar. Bu nedenle bu yardımın anneye yapılması ve sigorta primlerinin işsizlik sigortası fonundan karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Hatta bu anneler için devlet destekli mahalle kreşleri, oyun grupları vb oluşturularak anneye manevi destek de sağlanmalı. Yani anneyi bebeğini hiç bilmediği bir kadına emanet edip bu yardımdan faydalanabilmek adına kırk türlü hesap yapmaya itmektense, çocuğuna iki yaşına kadar kendisinin bakması sağlanıp desteklenmeli. Bunun kadın istihadımını azaltacağı, kadını çalışma hayatından uzaklaştıracağı şeklinde itirazlar gelebilir. Fakat Türkiye’ de bakıcı adı altında istihdam edilen kadınların herhangi bir kaydının, eğitimlerinin olmaması göz önünde bulundurulursa, çocuğun en çok bakıma muhtaç olduğu dönemde yanlış ellerde büyümemesi adına doğru olur diye düşünüyorum. Nitekim yarı zamanlı çalışma modeli de yine anne ve çocuğun birlikte olması adına geliştirilen bir model.

Bu konu çok su götürür. Söylenecek çok söz var. Uygulamanın denetim ve nihai karar aşamasında yer aldığım için sayfalarca yazabili,r saatlerce konuşabilirim. Büyükanne projesinin sakıncalarını da görüyor ve olası sıkıntıları öngörüyorum ama dillendirmek istemiyorum:) Her iki projeyi de uzun vadede annenin çalışma hayatına katkı olarak değerlendiriyorum.

Not 1: Kısa ve uzun dönemli part time çalışma ile ilgili üç post halindeki yazılarıma şu linklerden ulaşabilirsiniz.

Not 2: Büyükanne Projesi için başvuru formuna şu linki tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Not 3: Sorularınızı instagram adresimden ya da buradan sorabilirsiniz, geç de olsa dönüş yaparım:)

Reklamlar
0

Kim Ne Diyor? Vol.3

20160227_130830

Evet bir yazı dizisinin daha bugün itibari ile sonuna geldik:) Son kısmı eleştirlere ve kendi fikriyatıma ayırdım. Okuyun bakalım siz ne düşünürsünüz? Fikirlerini merak ediyorum doğrusu…

Her zaman olduğu gibi yapılan bu düzenlemeye de itirazlar geliyor. Kadın istihdamını olumsuz etkileyeceği yönünde yapılan itirazları, “kiralık işçi ve modern kölelik yasal olacak” sesleri takip ediyor. 

Çalışma hayatını sürekli denetleyen, işçi-işveren nabzını tutarken devleti temsil eden işim gereği nacizane görüşüm şudur: Yapılan çalışma son derece güzel. Çalışma hayatında kadını şu ankinden daha fazla dezavantajlı yapacağına inanmıyorum. Mesele uygulanabilirlikte. Yani bu çalışma şeklini uygulamaya niyeti olan işveren kolay benimser ama uygulamayacak olan zaten iş alımlarında kadını her zaman geride tutar.

Kısa vadeli yarı zamanlı çalışma sisteminin ise son derece olumlu ve bir çok dünya ülkesinden önde bir uygulama olduğu fikrindeyim. Şöyle ki, çocuk sahibi bir kadın olarak ücretli iznili analık iznini çok kısa buluyorum. Uzaması kadını iş hayatından uzaklaştırıken kadını da işverenler açısından dezavantajlı konuma getiriyor. (Ki zaten işveren napsamda kadını dezavantajlı diye ezsem hesapları peşinde) Bu durumda önerilen sistem hem kadını iş hayatında tutarken hem de bebeği ile daha uzun süre vakit geçirmeyi sağlayabiliyor.

Bir diğer husus ise uzun vadeli yarı zamanlı çalışma sisteminin çok da rasyonel olmaması. Ücretin yarım olması makul ve anlaşılabilir ama emeklilik günlerinin yarım sayılması kadın için çok büyük eksi. Bu çalışma şekli ile zaten aile bütçesini sarsan sistemde kadının borçlanma yapması oldukça zor. Doğurganlığın teşvik edildiği ülke politikasında en azından uzun vadeli sigorta priminde kadınlar için pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini düşünüyorum. Erkeklere tanınan borçlanma statüsünde hala eşit olmadığımızın da altını bir kez daha çizmekte fayda görüyorum.

Uzun Vadeli Yarı zamanlı çalışma sistemine getirilen “modern kölelik” eleştirilerini de kabul etmiyorum. Çünkü tam gün mesai ile bir kişinin yaptığı işi yarı zamanlı olarak iki kişinin yapması gayet normal. Özel sektörde sık iş değiştirmeler olduğu ve tecrübenin tercih nedeni sayıldığı düşünülürse bugün aynı konumda iki kişi yarı zamanlı çalışırken yarın her ikisininde farklı işyerlerinde tam zamanlı çalışması neden olmasın? Yani buradan bir kişinin hep sömürülüp, oradan oraya sürüklendiği algısı neden oluşturuluyor anlamış değilim. Sen ne dersin?

Not: Fotoğrafta gördüğünüz küpe çiçeklerimin hepsi kurudu, nedenini hala anlamış değilim:( Konu ile alakası ise her şey bir tohum/fidanla başladı mesaji veriyorum:)

0

İşçilerde Yarı Zamanlı Çalışma Vol.2

20160225_134231

İşçilere Tanınan Kısa ve Uzun Dönemli Çalışma Hakkı 

Aslında dünkü yazının başında da belirttiğim gibi bir çok hak memurlaara tanınanlarla aynı.O yüzden kalem kalem belirtmedim ama farklı olan bir kaç yer var, hadi okuyun:)

*Erkek çalışanlarda babalık izni kullanabilecek.

*Üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen işçilere de kısa vadeli çalışma izni verilecek. Bu izni kadın veya erkekten dileyen kullanacak.

Birinci çocuk için 60 gün

İkinci çocuk için 120 gün

Üçüncü çocuk için 180 gün kısa vadeli part time çalışma hakkı kullanılabilecek. Çocuk engelli ise bu süre bir yıl oluyor. Ayrıca süt izni kullanılmıyor.

*Bu haklar sadece İş Kanunu kapsamındaki işçilere değil iş sözleşmesi ile çalışan tüm işçilere getirildi.

*İşçi kısa vadeli part time çalışma ile birlikte isterse ücretsiz izin de kullanabilir. Aynı durum evlat edinen işçiler için de geçerli. Ücretsiz izinli süre yıllık ücretli izin hakkı hesabında dikkate alınmayacak.

*Kısa vadeli part time çalışmayı seçen işçinin ücreti tam olacak. Yarısını -çalıştığı kısmını- işveren, çalışmadığı diğer yarısını devlet ödeyecek.

*Doğum ve evlat edinme sonrası yarım çalışma ödeneğinin günlük miktarı asgari ücretin brütü kadar olacak.

*İşverenlerin bu izni çalışanlarına kullandırtması keyfi değil zorunlu olacak.

*İşçinin doğum ödeneği alabilmesi için doğum veya evlat edinmeden önce en az 600 gün işsizlik sigorta priminin ödenmiş olması, haftalık çalışma süresinin yarısı kadar fiili çalışılması ve doğum/evlat edinme sonrası analık hali izninin bittiği tarihten itibaren 30 gün içinde İş-Kur’a başvurulması gerekiyor. Başvuru sırasında işyerinden aldığı yarı zamanlı çalışma belgesinin ibrazı isteniyor.

*İşçinin kısa dönemli yarım çalışma ödeneği aldığı dönem primlerini Sosyal Güvenlik Kurumuna devlet ödeyecek.

*Uzun Dönemli Çalışma Ödeneğini işçi talep ettiğinde işverence bu talebi dikkate alınmak zorunda ve bu talep işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshi için yeterli olmayacak.

*Uzun Dönemli Çalışma hakkından vazgeçen işçi aynı çocuk için tekrar bu hakkı kullanamayacak.

Not1: Sorularınız için instagram sayfamın altına yorum yapın en kısa sürede size geri dönerim!

Not 2: Fotoğraftaki kahveyi Eker Meydanda şimdi hatırlamadığım pideli köftecide içmiştim. Yanında sakız reçeli ile geliyordu. Fotoğrafta gördüğüğünüz gibi sakız reçeli suyun içinde servis ediliyor. Böyle minik hoşluklar beni çok mutlu ediyor. Yolunuz düşerse benim için bir kahve söyleyin kendinize:)