0

Yoğurt Mayalıyoruz!

DSC_1645Emre ek gıdaya başlamadan bende yoğurt yapma-yapabilme telaşı başladı.Çünkü daha önce bir kaç kez denemiş ve başarısız olmuştum. Yapanlara sorduğumda da -en başta annem- “amaaan canım ne var;sütü kaynat ılınsın,bir kaşık yoğurtla mayala,sar sarmala,oldu sana mis gibi yoğurt!” diyordu diyordu da işin aslı hiç öyle değildi.Bir sürü püf noktası var kardeşim.Süt ne kadar sıcak ya da soğuk olacak,ılıktan kastınız ne,ne kadar ve nerede sarılı duracak,sarmalama aşaması bitince ne zaman dolaba koyacağım,süt nasıl bulurum,ilk mayayı kimden alırım,inek nerede diye uzaaayıp giden sorular sorular…

Sonra internete bakayım dedim bakmaz olaydım!Her kafadan yine bir ses!Sütü bilmem nereden alanlar mı arasınız yoksa kutulu sütten yapanlar mı?Bir taşım kaynatanlar mı -“bir taşım” bilmeyen için ne zor bir tabir ama tabi içimizde herkes bunu biliyor değil mi:)- yarım saat karıştıra karıştıra kaynatanlar mı? Ilıklığını ölçmek içinse milyon seçenek,mayalarken yoğurda şeker katandan sütle karıştırıp açana..Ayyy başım döndü yine, yazarken  bile o günleri hatırlayıp fena oldum.

Dedim dur bir sakin ol.Senin derdin ne?Süt var mı, var.Şanslıyım evin önündeki şarküteri kendi çiftlik ürünleri ile birlikte süt de satıyor. Mayayı da İpek Hanım Çiftliğinin sahibesi Pınar Abla yollarım dedi,o da tamam.Geriye mayalanacak sıcaklığı ayarlamak ve sarıp sarmalamak kısmı kalıyor ki ben orada da çok kötüyüm.Sütü kaynatıp bırakıyorum ılınsın diye, buz oluyor.Hadiii bir daha ısıt,bu sefer çok kaynadı.Tekrar bekle.Tam bir kısır döngü.Neyse bu safhayı geçtik. Mayaladık,oh bitti diycem yine yok.Bu sefer de sarmaladığım yerde kalıyor.Unutuyorum,çok beklemekten ekşiyor.Böyle böyle vazgeçmiştim evde yoğurt mayalamaktan. Ama Emre söz konusu olunca yine tüm ezberlerimi bozuyorum. Koca adam “bir yoğurt makinesi alalım mı?” diye teklif ediyor. Hık mık biraz araştırayım diyorum.Önce internete sonra etrafa soruyorum.Yine her kafadan bir ses.İnternet zaten tam bir muamma. Ne yapıyoruz kendi iç sesimizi dinleyip yoğurt makinelerini araştırıyoruz.

Küçük ev aletleri denince benim aklıma ilk Tefal gelir.Harika bir yoğurt makineleri var.Şık tasarım,süzme yoğurt aparatı vs. Bir de diğer markalara bakıyoruz.Tefal’in yarı fiyatı! Tamam tasarım o kadar şık değil,süzme yoğurt da yapmıyor ama yarısı işte.Ben Tefal’de eşim Weewell markasında ısrar ediyor ve onun dediği oluyor.

Makinemizi gelir gelmez deniyoruz.İlk deneme başarısız çünkü ben internetteki yorumlara istinaden plastik kabında değil -yoğurt plastik kokuyormuş- kendi cam kabımda yoğurdu mayalayıp plastik kabın içine oturtuyorum. Yedi saatin sonunda sütümüzü yine süt olarak geri alıyorum.İkinci denemede yine okuduklarımı unutup makinenin kendi plastik kabında mayalıyorum,sonuç harika!Plastik kokusu yok.

DSC_1646

Weewell’in kendi minik cam kavanozları ile deneyip Emre’ye minik porsiyonluk yoğurtlar hazırlıyorum.Taş gibi oluyor yedi saat sonra.Hızımı alamayıp elime geçen her kavanozda mayalıyorum.Sonuç hiç değişmiyor.Sütün sıcaklığını ise artık hiç kontrol etmiyorum diyebilirim. Ilınınca mayalıyorum. Çok acil durumlar hariç genelde gece yatmadan mayalıyorum.Sabah evden çıkarken dolaba kaldırıyorum. En az yedi saat olacak şekilde programlıyorum ama dört saatte olabilir deniyor,ben denemedim. Süre bitince alarm çalıyor. Ben gece on iki saat olarak programlıyorum,sabah çıkarken kapatıp yoğurdu dolaba koyuyorum. Elektrikler kesilince program kendini sıfırlıyor yeniden ayarlamanız gerekiyor.Tabi ki çok sıcak/kaynar mayalamıyorum. Ama soğuğa yakın da olsa mayalıyorum çünkü makine çok kısa bir sürede ideal ısıda sütün ısısını sabitliyor. Sizin de yoğurt mayalamak konusunda benim gibi tereddütleriniz,korkularınız,soru işaretleriniz varsa kesinlikle alın derim.

Not 1:Aklım Tefal’in makinesinde kaldı mı kaldı.Kimbilir ne güzel süzme yoğurtlar yapardı ama inanın bu da iş görüyor.Zaten bir süre sonra otoamtiğe bağlayıp ıvır zıvırla uğraşmıyorsunuz.

Not 2:Evde mayalanan yoğurdun tek kötü yanıı yoğurt tüketimini iki hatta üç katına çıkarması bilginize:)

Not 3:Bulabilirseniz kesinlikle açık sütle mayalayın ama bulamadınız ya da güvenemiyorsanız kutu günlük sütlerde işinizi görür haberiniz olsun.

Not 4:Yoğurdu makineden aldıktan sonra bir kaç dakika oda ısısında bekletiyorum.Tabi vaktim varsa.Vakit yoksa ki bu genelde sabah işe giderken oluyor hooop dolaba koyuyorum.Geceden mayaladığım için de gündüz makine mutfakta hiç yer işgal etmiyor.

Not 5:Aslında kavanozda mayaladıklarımında fotoğrafını koymak isterdim ama bir türlü muvaffak olamadım.Hep sabah telaşesi akşam karmaşasına denk geldi.Ama söz yakında bir seyahat için hazırladıklarımın fotoğrafı ile bunu da paylaşacağım!

Reklamlar
0

Çocuğum Yemek Yemiyor Vol.3

2818DB

Ve Dr. Gonzalez’in kitabı ile ilgili kısa notlarımın son kısmı.Ama bence siz bu kitabı mutlaka okuyun.Hem okurken kendi halinize gülecek hem de yeni bir sayfa açacaksınız.

*Çocuğunuz yemek yemeyi bıraktı.İşte size küçük basit bir deney.

-Çocuğu tartın.

-Yemeye zorlamadan birlikte yemek yiyin.İsterse kendi yesin,isterse sizin yardımınızla –ne kadar isterse- yesin.

-Bir hafta sonra yeniden tartın.

-Eğer bir kilo vermediyse bu şekilde devam edin.Verdiyse bildiğiniz gibi yapın.Çünkü siz zorlasanız da zorlamasanızda çocuk istediği kadar yiyecektir.Yemek yerken sizinle savaşmasını,kusmasını,tükürmesini,ağzını kilitlemesini,döküp saçmasını seyretmek durumunda kalmayın.Üç yemek kaşığı ıspanak,dört makarna size az geliyor ama çocuğunuz için gayet doyurucu olabilir:)

*Bütün anneler “ağzına bir lokma koymadı” diye şikayet eder.Bu gerçek değildir.Ağzına bir lokma koymayan çocuk bir hafta sonra nolur yazmak istemiyorum.Koyduğu bir lokma ihtiyacı olan bir lokmadır.2-3 yaşında bir çocuk ancak bir posta pulu kadar et parçasını yiyebilir.Daha fazlasını yediği günler olabilir.Ama her gün aynı performansı beklemeyin.Normalini çocuğun midesinin boyutunu düşünerek yedirmeye çalışmayın.

*Ne pişiriyorsanız çocuğunuza onu verin,ne mutfakta saatlerinizi harcayın ne de yemedi bari şu abur cuburu yesinde karnına iki lokma gitsin diyin.

*Tüm anneler “şişman çocuk” istemez ama hepsi kilolu çocuk gördü mü kesin her şeyi yiyip bitiriyor ah benim … neden yemiyor diye iç geçirir.Ama tandığım bütün kilosu gayet iyi olan çocukların anneleri de çocuklarının “az yediğinden” şikayetçi.Evet bu bir ironi:)

*Ek gıdaya geçerken hangi besinlerle başlamalıyım;meyve,tahıl,baklagil. Sıralamanın bir önemi yok.Tek dikkat etmeniz gereken alerjik gıdalar.

*Yemeyen çocuk kilo kaybeder.Aynı kiloda kalması endişe etmeniz için yeterli neden değildir.

*Çocuklar yemek yesin diye şaklabanlık yapmayın,tv karşısına oturtmayın.Neden biliyor musunuz,çocuk ne yediğini anlayarak yemeli.Şov bittiği an yemek de biter.Ve sizin her zaman enerjiniz aynı olmaz,her zaman siz de yemek yediremeyebilirsiniz. Kendi başına,ne yediğini bilerek ve yemek yemek istediği için yemeli unutmayın.

Nacizane şunları da eklemek istiyorum,çocuk büyütmenin matematiği yok ve her çocuk kesinlikle aynı değil.Bu yüzden başka çocuklarla çocuğunuz nolur kıyaslamayın.Sağlıklı olsunlar,gerisi zaten olur.Erken yürüdü,geç konuştu,az güldü,çok hastalandı,okulda ne kadar başarılı oldu,iş buldu..bu dertler bitmez.Önemli olan nasıl mutlu olacağını bilmesi.Gün sonunda aklınızda bu olacak unutmayın.

Not 1:Bu güzel yazı dizisinin de sonuna geldik.Kullandığım fotoğraf çizimlerine payıldığım Pascal Campion’a ait.

Not 2:Doktor Gonzalez’in kitabı ile ilgili diğer yazılarımı buradan ve buradan okuyabilirsiniz:)

0

Çocuğum Yemek Yemiyor Vol.2

IMG-20150409-WA0007

Bizim ufaklık hiç yemek yemiyor diyen anneler hadi bir solukta okuyun Dr. Gonzalez’in önerilerini:

*Çocuklar 1 yaş civarı yemeyi bırakır ya da önceye nazaran çok az yer çünkü büyüme hızları azalır.Ve yine bir yaşında kendi kendilerine yeme heves ve cesaretleri en üst seviyede olur.Lütfen sabrınızı zorlayın ve kendi kendilerine yeme becerilerini kazanabilmeleri için onlara izin verin.Bırakın dağılsın,dökülsün.kirlensin…

*Hepimiz her ay doktora gidip boy kilo ölçümü yapıp o muhteşem eğrinin altlarındaysak gizli gizli ağlıyoruz.Neden altlarda,neden benim çocuğumun boyu kısa kilosu az diye neredeyse yas ilan etmediğimiz kalıyor.Yanlış!!!O eğrinin en altındaki de en üstündeki de normal çocuklar için,ayrıca eğriler kime göre neye göre normali ifade ediyor lütfen bir dakika durun düşünün.Ve son olarak sizin ve eşinizin boyunu düşünerek çocuğun boy kilo durumunu dikkate alın:)

*Anne sütü beslemiyor,sütün yaramıyor,yaşını geçti artık sütün su…gibi gibi saçmalıların ne kadar saçma olduğunu uzun uzun açıklamış haberiniz olsun.

*Her çocuğun büyüme hızı aynı değildir.Unutmayın bunun daha ergenliği var!

*Her anne çocuğunun her zaman yediğinin iki katını yada daha iyimser bir tahminle üç kaşık daha fazla yemesini ister. Hiçkimse her gün ihtiyacının üç kaşık fazlasını yiyip sağlıklı kalamaz.

*Sizinde canınız bazen aşırı derecede tatlı,bazen etli, bazen de sulu yemekler ister.Bu neden biliyor musunuz.O an vücudunuz size bir şeyler anlatıyor.Çocuklarda da bu durum farklı değil,onlarda neye ne kadar ihtiyacı varsa onu yemek isterler.Yeter ki onlara seçenek sunun ve izin verin.

*Çocuklar bazen “kuş kadar” bazen “domuz gibi” yerler –diyor kitap- ama gün sonunda aldıkları kalori miktarı hep aynıdır;ihtiyacı olan kadar:)

*Çocuklarınızı başka çocukların yanında kıyaslamayın,yemeği bir ödül gibi sunmayın,ceza olarak da göstermeyin.Evde en sevdiği pasta varken ya da misafir hediye olarak şekerleme getirdiyse çocuktan kıymalı ıspanak yemesini beklemeyin. Önleminizi baştan alın,misafirleri uyarın,pasta vb. şeyleri yemek sonrasına saklayın.Ama makul miktarda yemeği yedikten sonra üstüne bir de en sevdiği pastadan koca bir dilim yemesini beklemeyin.Yemeyince üstüne duygusala hiç bağlamayın!!!

*İştah açıcı ilaç masallarına hiiiiç kanmayın.

Not:Bu ikinci kısımdı.Sonunu hafta bitmeden paylaşmış olurum.

0

Çocuğum Yemek Yemiyor! Vol.1

DSC_1563

 

Bütün annelerin derdi ortak.Henüz benim çocuğu gayet iyi yiyor diyen bir anneye –ben hariç- rastlamadım.Her anne dertli.Daha önce okuduğum kitaplardan size bahsederken David Gonzales’in kitabını önermiştim hatırlarsanız.Bu ara yine sık sık bu kitabı arkadaşlarıma öneriyorum.Çünkü bizim canavarlar bir yaşını geçti ve yemek yeme hızlarında doğal olarak bir yavaşlama ve bunun sonucu olarak kilo alımlarında da azalma oldu.Okumaya fırsat bulamayanlar için kısa notlar aldım.Bu kısa notlar da çok uzun olacağı için üçe böldum.İşte başlıyoruz,bakalım sizin evdeki soruna çözüm olacak mı:

*İştahsızlık çocuğunuzun yedikleri ile sizin ondan yemesini bekledikleriniz arasındaki denge sorunudur.Beklentinizi azaltırsanız sorun ortadan kalkar:)

*Her anne “yemek yemiyor” derken aslında “yemeğimi yemiyor” diye gizli bir isyan başlatıyor aslında,bundan vazgeçin.

*Yemeyen çocuğun daha fazlasını yemesi için herkesin bir önerisi mutlaka vardır.İşte sizin eksik olduğunuzu iddia ettikleri noktalar:

-Disiplin:Sen de bu yok,şımarık bu çocuk!

-Pazarlama:Yemez tabi çünkü yemeği eğlenceli bir aktivite olarak görmeli.Türkçe meali şaklabanlık yap!

-Yaratıcı mutfak:Sunum önemli ve sen bu konuda başarısızsın.

-Fizyoterapi:Çene kasları zayıf bu çocuğun.

-Serbest bırakma:Koy önüne karışma,zorlamazsan daha çok yer.

Bu öneriler/akıl vermelerin her biri anneyi çıldırtabilir.Siz iyisi mi hepsini kulak arkasına atın. Dr.Gonzales’in tavsiyesi serbest bırakmaya benzese de farkı şu: Zorlamazsan daha çok yemez,çocuk her zaman ihtiyacı olanı yer.Ama bu aşamada onu yalnız bırakma,birlikte yiyin ve tercihlerine saygı gösterin.Siz önünüze konan her yemeği her zaman her koşulda aynı iştahla mı yiyorsunuz?Yalnız mı daha iyi yiyorsunuz yoksa tüm aile bir aradayken mi?Çocuğunuzun bir “birey” olduğunu –annelerin en büyük sorunu- asla unutmayın!

Not:Devamı var bitmedi:)

0

Etkinlikler Etkinlikler

DSC_0782

Her seyahat edişimden –tabi Emre’den önce- çocuklu aileleri gözlemler,tabir-i caizse onları birazda kollardım. Şöyle ki çocukları ile ilişkilerine bakar,anne/baba çocuk iletişiminin fotoğrafını çekerdim.Hem de aman bana uzak olsunlar,kafamı dinleyeyim moduyla görünmez olmaya çalışırdım.

Şimdi yine seyehat ediyorum ama artık Emre ile ve kafamı gömmeden,radarlar tamamen açık bakıyorum etrafa.Zaten çocuklu ailelerle ister istmez hemen bir yakınlaşma kaynaşma oluyor.Bazı anneler çok enterasan geliyor bana.”Titiz” olarak tabir edilen bu anneler 3-4 yaşındaki çocuğuna yemek yediren,elde kaşık koştururken ben hayretle seyrediyorum.

Emre ek gıdaya geçtiğinden beri mutfakta yerler savaş alanı gibi.Her yemekten sonra bende nacizane temizlik anlayışıma göre etrafı eski haline getirip bir sonraki öğüne kadar temiz kalmasını sağlıyorum.Emre’ye masa başından kalktıktan sonra yiyecek bir şey vermiyorum,elinde gevelesin istemiyorum.Öğün saatleri üç aşağı beş yukarı aynı olup evdeysek mutfakta yada salonda büyük masada,dışarıdaysak da yine masa başında mama sandalyesinde oluyor.Eline bir parça ekmek verip koşturmasına müsaade etmediğim gibi aman pek güzel oynuyor,o koşarken bir kaşık daha fazla yesin diyip bende peşine koşturmuyorum.Tüm bunlara ilaveten televizyon karşısında yedirmediğimi söylememe gerek bile yok sanırım,değil mi?

Tüm bunları neden anlattığıma gelince çocuğumla her gün ne etkinlik yapsam diye düşünüp o atölye senin şu oyun parkı benim diye koşturan,ay biz bugün dokuz aylık bebeğimle parmak boya yaptık nasıl eğlendik nasıl mutlu olduk diyen annelere sesleniyorum!Çocuğunuza kendi başına yemek yemeyi,ağzını silmeyi,”eline sağlık anneciğim” demeyi,ayakkabılarını kendinin giyip çıkarmasını,sabah uyandığında pijamalarını katlamasını,oyuncakalrını oyun bitince toplamasını öğretin.Onu hayata hazırlayın,adapte edin.Size bağımlı,sizsiz olamayan bireyler yetiştirmeyin.

Not:İnstagramı en başından beri çok sevdim.Adem Güneş ile ilgili düşüncelerimi daha önceki bir yazımda –Çocuk Gelişimi İçin Okuduklarım- paylaşmıştım.Bu yazıda Adem Güneş’in beni hayal kırıklığına uğrattığını,kitabını beğenmediğimi söylemiştim.Takipçilerimden @morkalemlik bana ısrarla başka bir kitabını okumamı,kendisinin çok beğendiğini söyleyince seve seve olur dedim.Ve şu an elimde Adem Güneş Doğal Ebeveynlik kitabı var.Neredeyse her satırın altını çiziyorum.Tekrar tekrar okuyorum.Eşimle okuduklarımı konuşuyoruz büyük bir keyifle.Yazının kaynağı da bu kitaptan geldi. Ve daha çok yazı çıkar gibi geliyor.Teşekkürler @morkalemlik!

Not 2:Fotoğraf Ağustos ayından Emre sekiz aylık.Bir kaç gün sonra bir yaşında olacağı düşünülürse..Şairin dediği gibi vakit bir türlü geçmezken yıllar hayatlar geçiyor..

0

Çocuğum Yemek Yemiyor

DSC_0813

Önceki yazılarımdan birinde -ki şu an hangisi olduğunu bulamıyorum- bahsettiğim İspanyol çocuk doktorunun “Çocuğum Yemek Yemiyor”  adlı kitabı tüm annelerin ortak sorunu olan çocukların yemek yeme(me)leri ile ilgili. Bence çocuğunun az yediğini düşünen tüm aneler okumalı.Yabancı yazarların çocuk gelişimi,eğitimi ile ilgili kitaplarına pek prim vermiyorum çünkü kültür farkı,değer ayrılıkları var.Ama söz konusu yemek,oyun,sağlık gibi çocukların konuştuğu evrensel bir dil oldu mu mutlaka bakıyorum.Bu kitapta beni hayal kırıklığına uğratmadı.Aksine çok şey öğrendim.Çocuğunun yemek yemediğini düşünen her anneye tavsiye ederim.Carlos Gonzalez’in iki kızı olduğunu da eklerim.

Not:Bu yazıyı yazalı neredeyse üç ay oldu.Bu arada Emre’nin uyku sorunları başladı ve beni günlerce,haftalarca uykusuz bıraktı.Ve tabi yemek yememe durumlarıda zirve yaptı.İşte o zamanlarda bu kitabı kitaplığımdan çıkarıp başucuma aldım.Durup durup okudum.Evet bazen yemeği ağzına zorla akıtma isteği bende de hasıl oldu,inkar edemem.Ama yaptım mı?Hayır.Cevabı inanın bu kitapta:)Evet biraz uzun bir not oldu galiba:)

Not 2:Çalışma masamın dağınıklığı konuyu dağıtmasın:)

4

Emre’yle Gezmeler Vol.4 Güral Sapanca

DSC_0459Emre’yi gezmelere yavaş yavaş hazırlamak için her seferinde mesafeyi biraz uzun tuttuk. Bu seferki durağımız yaklaşık üç saat bir yolculuk sonrası vardığımız Sapanca. Bu seyahat için biraz daha teknik hazırlandık diyebilirim.Şöyle ki,yolculuğa çıktığımızda Emre beş aylıktı ve hala emmeye devam ediyordu. Yolda rahatça emzirebilmem için arabanın arka camlarına film çektirdik. Mevsimin Haziran olması ve güneşin kendini artık iyice belli etmesi nedeniyle Emre’nin camına harika bir güneşlik aldım ki bu apayrı bir yazının konusu diyebilirim.Güneşliğin müzikli ve hareketli olması her seyahatimizde çok işimize yaradı.Kendi oturduğum koltuğa da araç içi düzenleyici alarak her an çantanın içinde bir şeyler aramaktan,bulamayıp çıldırmaktan sonra da çantayı dökmekten kurtuldum.

Herneyse yola çıktığımız saati Emre’nin uyku saatine denk getirdik.Yolun tamamında uyuyarak bize çok keyifli bir yolculuk yaşattı kendileri. Otelimiz Güral Sapanca yeşillikler ve ormanın içinde tertemiz doğası olan bir yerde.

DSC_0460Güral Sapanca’nın spa merkezine on dört yaş altı kabul edilmediğinden Emre’yle suda oynama hayallerimizi deniz tatiline erteledik.Bebeğimiz olduğunu söylediğimiz halde odamıza park yatak koymamışlardı.Ama gidince hemen bu sorunu halletiler.Sadece merdivenlerin bir kısmı bebek arabası/engelli rampası ile uyumluyken bir kısmının öyle olmadığını görmek hayal kırıklığı yarattı.Ayrıca Güral Sapanca’nın dillere destan restoran menüsünde  –gerçekten öyle- bebek menüsü olmadığını da belirtmekte fayda var.Emre o dönem tam olarak ek gıdaya geçmediği için sorun yaşamadık.Bunun dışında doğası,yürüyüş parkurları ile Güral Sapanca övgüyü hakediyor.Ayrıca dışarıda çocuk havuzu ve kaydırakların olması çocuklu aileler için keyifli vakitler vaadediyor diyebilirim.Siz de gitmeyi düşünürseniz –özellikle bir yaş altı bebeği olan anneler- spasında masaj yaptırmadan dönmeyin.Nasıl iyi geliyor anlatamam!