0

Sonbahar Rüyası

IMG_1914Selam millet!

Hazır ramazan başlamış, vakit nasıl geçse diye tırım tırım tırmalanırken işte size hayal kurduracak muhteşem bir yazı:) İki çocukla ilk yurt dışı maceramızı şurada, şurada ve şurada (görgüsüzlüğe bak bir gitmiş üç anlatmışım:)) anlatmıştım, okumadıysanız gidin okuyun sonra buraya gelin:)

IMG_1948

Okuyanlara cesaret verecek, vay be biz de yapabiliriz dedirtecek bir yazı ile daha karşınızdayım. Eylül ayında Pegasus’ un yapmış olduğu über kandırmacalı kampanya ile kafayı yiyip Ekim’ de Prag, Kasım’ da Roma için bilet aldık. Biz aldıktan sonra dolar euro aldı başını gitti! Biz gidiş tarihi yaklaştıkça paraları saymaya, poaça börek ne kadar götürsek diye düşünmeye başladık:)

IMG_1953

Malumunuz insan böyle çoluk çombalak başka ülke gezmecesi planlayınca heyecan yapıyor. Her şeyi en ince detayına kadar düşünüyor. Viyana’ da kiraladığımız ultra pis evden sonra aynı hataya düşmemek için çok dikkat ettik. Merkezi olsun, asansör bulunsun, güvenilirlik şu bu derken turnayı gözünden vurduk! Çok merkezi lokasyonda, tam istediğimiz gibi, temiz, konforlu ve ne yazıyorsa aynısını bulduğumuz bir ev kiraladık. Son anda babaanne ve hala da bize katıldı ( aynı uçakta aynı fiyata bilet aldılar:)) ki değmeyin keyfimize, dans dans dans:)

IMG_1956

İnanın nereden başlayıp neyi anlatacağımı bilmiyorum. Çocuklarla ilk tecrübemiz Viyana idi ve ben müthiş olumlu gittiğim için bir çok zorluğu sonradan fark ettim. Ama Prag kesinlikle çocuklarla gitmek için harika bir yer. Parklar çok güzel, insanlar inanılmaz yardımsever ki bunun için başlı başına bir yazı yazılabilir. İnanın yardıma ihtiyacımız olan her an -sürekli bebek arabası ile olduğumuz için- gece gündüz nerede olursak olalım birileri hep yardım etti. Çocuklara karşı tavırları çok sıcak ve olması gerektiği kadardı.

IMG_1915Uzun uzun müze tabi ki gezemedik ama Kafka cafe, Nazım Hikmet’ in gittiği yerler, tarihi binalar hepsini dolaştık. Hava çok güzeldi. Sabah sekizde -çocukları babaanneye satıp pardon bırakıp:))- evden montlarla çıkıyorduk. Öğlen dönüş yolunda sıcak olduğu için tişörtle eve dönüyorduk. Çocukları alıp o gün için belirlediğimiz parka gidip biraz oynamaca sonra onları uyutup yine deli gibi sokaklarda yürümek… Akşam altı gibi evde toplaşıp yemek yiyip biraz dinlenip sonra çocuksuz yine dışarı çıkıyorduk. Toplam beş gece kaldık. Ben üç gece çıkıp, iki gece evde kaldım. Ne çocuklar ne de ben -tabi diğerleri de- kimse sıkılmadı. Herkes şehirden ve gezmekten çok keyif aldı.

IMG_1972

Size şuraya gidin buraya gidin diye tavsiye vermiyorum. Onlar zaten her yerde yazıyor. Ben size çocukla gitmeniz için en güzel şehirlerden biri kesinlikle Prag diye cesaret verebilirim. Parkın içine kurulmuş bir şehir ve her yer tertemiz. Gluten sorununuz yoksa çocuklara her yerde yemek bulabilirsiniz.

IMG_1965Çek Cumhuriyeti euro kullanmadığı için fiyatlar nispeten makul. Ve genci yaşlısı çok yardımsever. Kaldığımız beş gün boyunca en ufak bir terslik, aksilik, bir göz devirme bile yaşamadık. Kesinlikle kar yağarken de görmeyi hayal ettiğim şehirler arasında yerini aldı.

IMG_1968Gecesi gündüzü ayrı güzel şehrin. Bekar, evli, çocuklu çocuksuz herkese hitap edecek harika seçenekler sunuyor. Viyana gibi hayat akşam altıda bitmiyor. Ve size turist muamelesi yapmıyorlar.  Bunun kıymetini oradayken de anlamıştık ama Roma’ ya gidince beynimize kazıttılar. Onu da anlatacağım…

IMG_2015

Not: Şehir ile ilgili merak ettiğiniz her şeyi lütfen buradan sorun başkaları da faydalansın:)

0

Bir Şehrin Hikayesi

IMG_1260Haftasonu İstanbul’ daydım. Böyle bir kalabalık,  böyle bir kaos, böyle bir hız olamaz. İnanın abartmıyorum. İki çocukla her yere gidiyoruz. Çok yakın zaman için bir çok planımız var. Ama İstanbul’ u kesinlikle uzun bir süre listeye almayacağız. Evet biliyorum haftasonu her şehirde her yer kendince kalabalık. Ama İstanbul’ da…

Hayat bu kadar zor olmamalı dedik eşimle. Site içine girip arabayı park edip eve ulaşmak on beş dakika olmamalı. Çocuk araban varsa yollarda yürümek zaten eziyetti bu ülkede. Bir de buna avm içinde hedefe ulaşmak, asansörde kuyruk beklemek, yürüyen merdivene binememek eklenince. Zor azizim, çok zor. Hayat bu kadar zor olmamalı..

Her yer şantiye sahası. Yollar beton kamyonlarından geçilmiyor. Neresi açık neresi kapalı anlayamıyorsun. Nefes alacak yer kalmamış. Evlerin fiyatı trilyonlarla telaffuz edilirken hiç zorlanılmıyor da bu insanların ayağı nerede toprağa değecek kimse cevap vermiyor. Hayat bu kadar hızlı olmamalı…

Not 1: Çocuklarla bir haftasonu daha İstanbul’ a gidersem ya şair olacağım ya da filozof!

Not 2:Görselin konuyla alakası yok biliyorum ama bir soğan tohumu bu kadar mı güzel olur:)