0

Okul Yolu

IMG_1219Evet sevgili anneler babalar, nereden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum. Bu hikaye bende düğüm düğüm. Kimse ile konuşasım da gelmiyor. Çünkü bizler mutsuzlukla beslenen, başkalarının acılarından hemen nasihat etmek için fırsat kollayan insanlarız. Kızamıyorum belki bende öyleyim…

Yıl 2002, aylardan temmuz. Kuzenlerle Kuşadası’na günübirlik yüzmeye gittik. Plajda deniz kestaneleri var ve benim deniz ayakkabım yok. Herkes birbirini uyarıyor “oraya basma, şuraya gitme” ama ne çare ben tam üstüne basıyorum ve tüm gün deniz kenarında oturuyorum…

Emre’ nin okul hikayesi bana hep bu anıyı hatırlatıyor. Çalışırken o kadar zorlanmama rağmen hiç bir kreşi beğenmedim. Dört yaşını bitirmesi, sağlıklı ve temiz gıdalarla beslenmesi benim için her şeyden önemliydi. Çok şükür bunu başardım. Okul ararken bir sürü kriterim vardı. Aman tavuk yemesin, aman tahıllar şöyle olsun, aman teflon tava olmasın, zorbalık görmesin… falan falan ama hayat hiç de istediğimiz gibi steril değil maalesef. Neredeyse bütün isteklerimi silip tertemiz bir sayfa açtım. İsteklerim az ve özdü: Patron okulu olmasın -kurumsal yapı,ücretini zamanında alan personel, elden ücret ödenmemesi-, sınıf mevcudu olabildiği kadar az olsun -bazı okullar sayıyı on beş yirmi diyip yirmiye kadar kesin çıkarıyor-, aktivitesi bol olsun. Bu kadar. Çok şey mi istedim?

Aradığım okulu bulmanın huzuru ile okula başladık. İlk bir kaç ay adaptasyon sorunu yaşadık. Okul, sınıf öğretmeni ve rehberlik öğretmeni ile sorunu hızlıca hallettik. Çok keyifli bir dönem geçirdik. Yarı yıl tatilinde kayıt yenileme görüşmeleri yaptık, memnuniyet tavan! Derken sömestr tatilinden sonraki ilk pazartesi okulun el değiştirdiği, artık isim hakkı saklı kalmakla birlikte Bursa’ da yerel bir okulun sahibinin okulu satın aldığını öğrendik…İlk şok. Ani bir hızla bir çok öğretmen ve idarecinin işine son verildi. İkinci şok. Yepyeni bir düzen kurulmaya çalışılıyor ama akmayan bir sistem ve bir çok belirsizlik var. Düzenli olarak aldığım  mailleri almamaya başladım. Branş derslerinin nasıl geçtiği konusunda Emre net cevaplar verememeye başladı. Canım sıkılıyor ama çok üstüne düşmüyorum. Emre mutlu,sorun yok:)

Yeni yönetimin okul öncesi öğretmenlerle yola devam edip etmeyeceğini öğrenmek istiyorum ama bir türlü bu soruya net cevap alamıyorum. Sonra bir gün okul çıkışı, kendisini okul öncesinden sorumlu müdür olarak tanıtan hanımefendi, Emre’ nin mevcut öğretmeni ile anlaştıklarını, sözleşme imzaladıklarını söylüyor ve benim de hemen kayıt yenileyebileceğimi, ofise geçmemizi söyleyerek ısrar ediyor. Eşimle konuşayım deyip zaman kazanıyorum. Ertesi gün öğretmene soruyorum hayır sözleşme yenilemedik diyor. Yine canım sıkılıyor. Durumu okulun yeni sahipleri ile görüşmek istiyorum. Görüşüyorum da, ama inanın konuşulanları burada paylaşamayacağım. Traji komik!

Yılmıyorum. Ters giden bir çok şey var, seneye bu okulda olamayacağımız çok net ama genel merkez de bunu bilsin istiyorum. Bir mail atıyorum. Bana eğitim öğretimden önce ticari kaygıların geldiğini yolun başında anlattıkları için “teşekkür ettiğim” gayet güzel bir mail. Hemen geri dönüş alıyorum. Ama tabi genel merkez sorunu buraya iletiyor. Yine kendi hafiyecilikleri ile işten çıkardıkları birinin yakını mı bu veli diye sorgulayarak çözüm sunuyorlar. En son da benimle görüşüyorlar…

Bu arada günler haftalar geçiyor. Bir gün Emre’ nin sınıfında olan bir arkadaşı ve ana sınıfında olan ablasının okuldan ayrıldığını öğreniyoruz. Sebep? Okulda öğretmen olan annesinin işine son verilmiş, nedeni belli değil. Çocuklar çok üzülüyorlar. Biz toparlamaya çalışıyoruz falan falan… Bu arada okulda düzenlenen her etkinlik için bizden komik komik -on lira yirmi lira gibi- paralar isteniyor! Konuşmaya çalıştığımızda yine bir duvara çarpıp olanı biteni anlamlandırmaya çalışıyoruz. Velilerin bir kaçının okul tecrübesi var, bu iş böyle olmaz diyor bir de benim gibi cahiller var; racon nedir diye düşünen?!.

En nihayet kayıt yenileme konusunda okul yönetimi tarafından aranıyoruz. Tüm veliler hayır cevabını verip birbirinden habersiz “neden yenilemek istemiyorsunuz” sorusuna “bunu kendinize sorun” diye cevap veriyor.Ve film kopuyor…

Onlar bir kurban arayıp faturayı, sözleşmesi Eylüle kadar olan sınıf öğretmeneine kesiyorlar. Okulların kapanmasına üç hafta kala insan onuruna, işçi haklarına yakışmayacak bir üslupla değerli öğretmenimizin işine son veriyorlar. Peki çocuklar ne oluyor? Öyle arada kaynıyor… Ana sınıfının öğretmeni idare ediyor, kaydıraktan kayıyorlar, you tube dan video izliyorlar ama kimse lütfedip bize bilgi vermiyor… Neden? Çünkü biz kayıt yenilemedik. Bundan sonra okulun bize karşı hiç bir sorumluluğu yok, öyle değil mi? Ödemeyi de zaten eski sahipleri almıştı, öğretmen de gitti… Yazarken bile sinir oluyorum…

Durumu mail olarak okul sahiplerine direk yazıp cevap istiyorum. Sağolsunlar çok hızlı dönüş yapıp, Bursa’ ya bir ekip yolluyorlar. Okul yönetimine rağmen gelenlerle görüşmeyi başarıyorum ama ne çare olan olmuştur…

Buraya kadar okulun ismini vermedim. Çünkü çocuğumu hangi okula yazdırdığımı da yazmamıştım. Buna rağmen çok nahoş biçimde bunu da bulup bana karşı kullananlar oldu. Bundan sonra da paylaşmayacağım. Hukuki boyuta taşınmış bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağım, burası net. Çünkü yaşananları bir kadın olarak, bir veli olarak, çalışma hayatında sürekli aktif saha denetimi yapan bir Sosyal Güvenlik Denetmeni olarak kabul etmem mümkün değil.

Peki neden yazdım bunları biliyor musunuz? Parayı verip arkanıza yaslanmayı beklemeyin. Özel okul demek ticari bir işletme demek. Maalesef acı ama gerçek. İşim dolayısıyla Bursa’ da faaliyet gösteren hemen hemen her okulu denetleme fırsatım oldu. İçlerinde çok iyileri elbette var. Ama ben kurumsal yapı, profesyonel yönetim, mutlu öğretmen, mutlu öğrenciler ve nispeten evime yakın bir okul tercih etmiştim. Bunların hepsi büyük bir denklemmiş. Maalesef ben ilk denemede tutturamadım. Hayalim Emre’ nin o okulda ilkokulu bitirmesi, aynı öğretmenin Defne’ nin de okul öncesinde iki yılını beraber geçirmesi idi. Olmadı.

Geçen yıl Emre’ ye okul ararken görüştüğüm bir okulda okul değiştirmek istemediğimi kırk kere ölçüp bir kez biçmek istediğimi, Emre’ nin değişikliği çok sevmediğini, başlayınca bitirimeyi bla bla bla… konuşurken karşımdaki hanımefendi bana “lütfen sakin olun, olmazsa başka okul bulursunuz, çocuklar bizden daha kolay adapte olurlar merak etmeyin. Önemli olan çocuğun mutlu olduğu yerde eğitim hayatına devam etmesi” demişti de ben dudak bükmüştüm. Şimdi o hanımefendiyi saygıyla yad ediyorum.

Umarım bunan sonrası iyi olur.

Not: Siz tatil planı yaparken ya da tatildeyken çocuğun okul sorusu hep kafanızı meşgul etsin diye o fotoyu kullandım. Aklınıza başka bir şey gelmesin. Ne biliyim koyacak fotoğrafı yok bunu koymuş gibi mesela:)

 

Reklamlar