0

Makarna Lütfen!

20160101_145833

Yine bir makarnalutfen etkinliği ve ben karşınızdayım! Emre dört aydır yemek konusunda beni inanılmaz zorluyor. Ne versem yemezdi ama bir çok şeyi yerdi. Yemek saatleri hasta falan değilse tabağını bitirir, yoğurtsuz kalkmazdı. Ama dört aydır o çocuk gitti. Artık tek gıda ile beslenen, dönem dönem o gıdayı da reddedip acaba bu sefer ne yer diye beni kara kara düşündürten Emre geldi. Son zamanlarda şehriye çorbasına sarmıştı. Yatıyoruz şehriye, kalkıyoruz şehriye. İçine en ufak bir katkıyı dahi hemen fark edip, reddedince çeşit çeşit makarnalutfen şehriyesini tavuk-et suyu dönüşümü ile pişirmeye,her seferinde belki bu sefer yer diye kendi yediklerimizden de tattırmaya devam ediyorum. Neyse iki hafta kadar önce şehriye aşkı da sona erince beni bir telaş aldı. Baktım makarna da karar kıldı, bastım siparişi ne kadar makarna çeşidi varsa aldım. Yiyecekse bari iyi bir şey yesin,napiim:)

Tabi doğal olarak her çeşidini iştahla yemedi. Buna kesin bayılır dediklerimden bir lokma alıp bırakırken, hangi akla hizmet bundan iki paket aldım, napalım biz yeriz dediklerimi hüpletti ki aman Allah! Şimdi size rehber olur mu bilmem, neticede her çocuk farklı ama bence her çeşidini denemekte fayda var. Bakın bizim enteresan “like” tablomuza, anlayın ne demek istiyorum:)

Pancarlı Makarna: Başta yedi ama performansı düşük olunca geçer not alamadı.

Kerevizli Tam Buğday: Beni en çok bu makarna ters köşe yaptı, babası da oğlu da bayıla bayıla yedi. Ben sevmedim valla ne yalan söyleyeyim!

Fesleğenli: Sevdi,yedi,istedi. Çok acıkmıştı ondan dedim ama değil ikincide de yedi.

Biberli Domatesli: En çok yanıldığım ikinci makarna diyebilirim. Sipariş ederken elim beşe gitti ama ayrımcılık yapmamak adına diğer tüm makarnalar gibi iki pakette sınırladım kendimi. İyi ki de öyle yapmışım yemedi. Aslında kırmızı olan her şeyi bayıla bayıla yiyip içiyor ama bunu sevmedi.

Ispanaklı Tam: Ispanağı geçen yıl çok seviyordu bu sene daha yeni araları düzeldi. Yine de hala bir mesafe var ve bu makarna için de geçerli sanırım.

Karışık Otlu: Henüz denemedim ama sever diye düşünüyorum.

Kestane Kabaklı: Yine bayılarak yediği bir çeşit oldu.

Not 1: Çocuğa sabah akşam makarna vermiyorum tabi. Özellikle dışarı çakacağım zamanlarda, haftasonunda yediriyorum ki bu da bir haftada ortalama üçe tekabül ediyor.

Not 2: Yemekleri çok seçtiği için ona hissettirmeden ne katarsam kardır dediğimden vakit varsa makarnayı tavuk ya da et suyu ile pişiriyorum. Ne kadar faydalı bilmiyorum ama bana kendimi iyi hissettiriyor:) Buzlukta tavuk suyu yoksa meyaneru markasının tavuk suyunu kullanıyorum.

Not 3: Denemediğim başka paketlerde var ama bence bu çocuk milleti her gün yeni bir insan olarak uyanıyor. Yani yarın ne olacağını kimse bilemez,denemeye devam:)

Not 4: Makarnalutfen makarna çeşitleri için şuraya tık tık!

Not 5: Valla son not:) Hem makarnalutfen hem de meyaneru markasının girişimcilerinin kadın ve anne olması benim için ayrıca alışveriş nedeni:)

Reklamlar
0

Anne Buluşmaları

DSC_1855

Son yazımda belirttiğim Kindyroo anne buluşmasını pazar günü gerçekleştirdik,instagram hesabımdan takip edenler biliyordur:) İşte o buluşmadan tuttuğum notlar ama orada olmak,akıldaki soruları sese dönüştürmek en güzeli de aynı duyguları yaşayan ebeveynlerle tanışmak çok keyifli inanın. Eğer Bursa’daysanız bir sonrakine katılmaya gayret edin derim. Tamam notlarıma geçiyorum:

*Bebek beslenmesinde artık 6. aydan itibaren et verilmesi yönünde artık doktorların ağız birliği var. Biliyorsunuz Emre’ye ciğer yedirdiğimi daha önceki yazımda paylaşmıştım. Balık da yine doktorunuza danışarak 7. aydan itibaren verebilirsiniz.

*Kim ne derse desin iki yaşa kadar -sütünüz varsa tabi- emzirin. Aslında bunda da keskin bir sınır yok. Siz ve bebeğiniz kendinizi hazır hissettiğinizde sütü kesebilirsiniz. Ama bunu birdenbire yapmayın.

*Çocuklara yemeğin,etin vs. suyunu içirmeyin,yemeğin kendisini yedirin.

*İlk altı ay su vermeyin,anne sütünde de mamada da yeterli su var.

*Bir yaşına kadar inek sütü önerilmiyor. Hatta mümkünse üç yaşına kadar vermeyin. İnek sütündeki protein bebeğinizin ihtiyacı olandan üç kat fazla.

*Alerjik bebekler/çocuklarla ilgili yapılan son çalışmalar yine bilenen tüm gerçekleri altüst etti. Alerjik bir bebeğiniz varsa doktorunuza bu yenilikleri mutlaka sorun.

*Bunu yazmaya gerek var mı diye düşündüm ama hadi yazayım dursun dedim: Bebeğinize çay,bitki çayları,meşrubat,konserve,hazır çorba,hazır meyve suyu,şekerleme,salam,sosis,sucuk,paket gıda YE-DİR-ME-YİN!!!

*Bebeğinizin yemeğine hiç tuz katmasanız da gerekli tuzu gıdalardan alır.

Not 1: Buraya yazmadığım ama konuşmacımızın kavanoz mamalar ve gdo hakkında da söyledikleri vardı ama çok inandırıcı gelmediği için paylaşmıyorum.

Not 2: Psikolog Ayşe ALKIŞ’da programın ikinci bölümünde bizi bilgilendirdi. Ona dair notlarımı da yarın okuyabilirsiniz.

Not 3:Bu toplantı için Kindyroo Bursa’ya çok teşekkür eder,devamını heyecan ve hevesle beklediğimizi bildiririm.

0

Yoğurt Mayalıyoruz!

DSC_1645Emre ek gıdaya başlamadan bende yoğurt yapma-yapabilme telaşı başladı.Çünkü daha önce bir kaç kez denemiş ve başarısız olmuştum. Yapanlara sorduğumda da -en başta annem- “amaaan canım ne var;sütü kaynat ılınsın,bir kaşık yoğurtla mayala,sar sarmala,oldu sana mis gibi yoğurt!” diyordu diyordu da işin aslı hiç öyle değildi.Bir sürü püf noktası var kardeşim.Süt ne kadar sıcak ya da soğuk olacak,ılıktan kastınız ne,ne kadar ve nerede sarılı duracak,sarmalama aşaması bitince ne zaman dolaba koyacağım,süt nasıl bulurum,ilk mayayı kimden alırım,inek nerede diye uzaaayıp giden sorular sorular…

Sonra internete bakayım dedim bakmaz olaydım!Her kafadan yine bir ses!Sütü bilmem nereden alanlar mı arasınız yoksa kutulu sütten yapanlar mı?Bir taşım kaynatanlar mı -“bir taşım” bilmeyen için ne zor bir tabir ama tabi içimizde herkes bunu biliyor değil mi:)- yarım saat karıştıra karıştıra kaynatanlar mı? Ilıklığını ölçmek içinse milyon seçenek,mayalarken yoğurda şeker katandan sütle karıştırıp açana..Ayyy başım döndü yine, yazarken  bile o günleri hatırlayıp fena oldum.

Dedim dur bir sakin ol.Senin derdin ne?Süt var mı, var.Şanslıyım evin önündeki şarküteri kendi çiftlik ürünleri ile birlikte süt de satıyor. Mayayı da İpek Hanım Çiftliğinin sahibesi Pınar Abla yollarım dedi,o da tamam.Geriye mayalanacak sıcaklığı ayarlamak ve sarıp sarmalamak kısmı kalıyor ki ben orada da çok kötüyüm.Sütü kaynatıp bırakıyorum ılınsın diye, buz oluyor.Hadiii bir daha ısıt,bu sefer çok kaynadı.Tekrar bekle.Tam bir kısır döngü.Neyse bu safhayı geçtik. Mayaladık,oh bitti diycem yine yok.Bu sefer de sarmaladığım yerde kalıyor.Unutuyorum,çok beklemekten ekşiyor.Böyle böyle vazgeçmiştim evde yoğurt mayalamaktan. Ama Emre söz konusu olunca yine tüm ezberlerimi bozuyorum. Koca adam “bir yoğurt makinesi alalım mı?” diye teklif ediyor. Hık mık biraz araştırayım diyorum.Önce internete sonra etrafa soruyorum.Yine her kafadan bir ses.İnternet zaten tam bir muamma. Ne yapıyoruz kendi iç sesimizi dinleyip yoğurt makinelerini araştırıyoruz.

Küçük ev aletleri denince benim aklıma ilk Tefal gelir.Harika bir yoğurt makineleri var.Şık tasarım,süzme yoğurt aparatı vs. Bir de diğer markalara bakıyoruz.Tefal’in yarı fiyatı! Tamam tasarım o kadar şık değil,süzme yoğurt da yapmıyor ama yarısı işte.Ben Tefal’de eşim Weewell markasında ısrar ediyor ve onun dediği oluyor.

Makinemizi gelir gelmez deniyoruz.İlk deneme başarısız çünkü ben internetteki yorumlara istinaden plastik kabında değil -yoğurt plastik kokuyormuş- kendi cam kabımda yoğurdu mayalayıp plastik kabın içine oturtuyorum. Yedi saatin sonunda sütümüzü yine süt olarak geri alıyorum.İkinci denemede yine okuduklarımı unutup makinenin kendi plastik kabında mayalıyorum,sonuç harika!Plastik kokusu yok.

DSC_1646

Weewell’in kendi minik cam kavanozları ile deneyip Emre’ye minik porsiyonluk yoğurtlar hazırlıyorum.Taş gibi oluyor yedi saat sonra.Hızımı alamayıp elime geçen her kavanozda mayalıyorum.Sonuç hiç değişmiyor.Sütün sıcaklığını ise artık hiç kontrol etmiyorum diyebilirim. Ilınınca mayalıyorum. Çok acil durumlar hariç genelde gece yatmadan mayalıyorum.Sabah evden çıkarken dolaba kaldırıyorum. En az yedi saat olacak şekilde programlıyorum ama dört saatte olabilir deniyor,ben denemedim. Süre bitince alarm çalıyor. Ben gece on iki saat olarak programlıyorum,sabah çıkarken kapatıp yoğurdu dolaba koyuyorum. Elektrikler kesilince program kendini sıfırlıyor yeniden ayarlamanız gerekiyor.Tabi ki çok sıcak/kaynar mayalamıyorum. Ama soğuğa yakın da olsa mayalıyorum çünkü makine çok kısa bir sürede ideal ısıda sütün ısısını sabitliyor. Sizin de yoğurt mayalamak konusunda benim gibi tereddütleriniz,korkularınız,soru işaretleriniz varsa kesinlikle alın derim.

Not 1:Aklım Tefal’in makinesinde kaldı mı kaldı.Kimbilir ne güzel süzme yoğurtlar yapardı ama inanın bu da iş görüyor.Zaten bir süre sonra otoamtiğe bağlayıp ıvır zıvırla uğraşmıyorsunuz.

Not 2:Evde mayalanan yoğurdun tek kötü yanıı yoğurt tüketimini iki hatta üç katına çıkarması bilginize:)

Not 3:Bulabilirseniz kesinlikle açık sütle mayalayın ama bulamadınız ya da güvenemiyorsanız kutu günlük sütlerde işinizi görür haberiniz olsun.

Not 4:Yoğurdu makineden aldıktan sonra bir kaç dakika oda ısısında bekletiyorum.Tabi vaktim varsa.Vakit yoksa ki bu genelde sabah işe giderken oluyor hooop dolaba koyuyorum.Geceden mayaladığım için de gündüz makine mutfakta hiç yer işgal etmiyor.

Not 5:Aslında kavanozda mayaladıklarımında fotoğrafını koymak isterdim ama bir türlü muvaffak olamadım.Hep sabah telaşesi akşam karmaşasına denk geldi.Ama söz yakında bir seyahat için hazırladıklarımın fotoğrafı ile bunu da paylaşacağım!

0

Tavuk Suyuna Çorba

DSC_1573

İnstagramı ne kadar sevdiğimi hep söylüyorum.Takip etmeyi sevdiğim bir çok kişi var.Bunlardan biri de @mavibebeğim,her ne kadar kendisine çalışan annelerin çocuklarını bakıcıya bırakması ile ilgili yazdığı yazıdan dolayı hala kızgın olsam da…Blogger anne olmakla ilgili bir yazı yazmış.Altına yazan yorumlardan birinde ürün tavsiyeleri ile ilgili bir çok yorum vardı. Ben kendimi “blogger” olarak tanımlamıyorum.Çünkü bu iş ciddi bir emek,çalışma ve mesai gerektiriyor.Tam zamanlı anne ve SGK Denetmenliğinden kalan zamanda sadece deneyimlerimi ve gördüklerimi ve hissettiklerimi paylaşıyorum.Benimki olsa olsa dijital bir günlük olur.

Kimseden hediye almadan,denediğim ve memnun kaldığım ya da kalmadığım her şeyi paylaşmak istiyorum.Çünkü söz konusu çocuklarımız olunca her anne en iyisini istiyor.Bunun için bütçemizi zorlayıp,bazen kendimizden kısıntı yapıp  onlara her şeyin en iyisini en güzelini almaya çalışıyoruz.Ben de bir çok anne gibi satın almaya karar verdiğim ürün ile ilgili önce internette araştırma yapıp sonra takip ettiğim bloggerların varsa yazıları/tavsiyeleri okuyorum.Ama maalesef bir çok blogger anne ürün reklamı adı altında yazı yazdığı için doğruluğuna itibar edemiyorum.Bundan sonrası etrafımdaki annelerden deneyen kullanan varsa onların görüşlerini dinlemek oluyor.Tavsiye ettiğim tüm ürünleri para vererek satın aldığımı,beğenmediysem hangi özelliklerini ve neden beğenmediğimi mutlaka belirtiyorum.

Şu akıllı telefonlar hayatıma girdiğinde keşke onu kurcalamak için daha çok vaktim olsa dedim. Teknoloji ile çok barışık olmadım,nimetlerinden faydalanırken hep bir “acaba” oldu aklımın köşesinde. Ama artık ilişkimiz daha sıcak, daha samimi. Yıllardır internetten alışveriş yapıyorum.Önceleri kıyafet ıvır zıvır alsam da artık satın aldıklarımın çoğunluğu sürekli aldığım,bildiğim ürünler. Organik gıdalar,taze meyve sebzeler de başı çekiyor.Emre ek gıdaya geçince evde kendim hamur açarım dedim ama olmadı. Yine arkadaşımın tavsiyesi ile @makarnalutfen hesabına bir baktım,bakış o bakış!Makarnalütfen’i bilmeyen instagram annesi kaldı mı bilmiyorum? Ve ben her yeni ürünlerini heyecanla denemek istiyorum.

İşte bu organik tavuk suyu ve tavuklu şehriyeyi de o amaçla satın aldım.Emre’ye hamileyken iki üç kez tavuk yedim.Ama eve hiç almadım.Emzirme döneminde ise yanından bile geçmedim,eve de almıyorum.Bu konuda artık herkesin bildiği gerçekler var maalesef. Herneyse biz tavuk suyuna ve tavuklu şehriyeye dönelim.Paket geldiğinde ilk iş tavuk suyunun tavukları nereden diye baktım. Orvital!Hımm,bu iyi çünkü bu markayı daha önce İstanbul Kantin’in sahibesi ve şefi Şemsa Denizsel’den duymuştum.O herşeyin en iyisini arayan bir şef olduğu için onun kullandığı her malzemeye gözüm kapalı evet diyebilirim. Yani tavuk suyu acil durumlarda can simidi olabilir.Ama kavanoza giren her şey gibi nihayetinde paket ürün.En iyisi evde kendimin hazırlayıp buzluğa attığı.Ama gelin görün ki “yenebilir tavuk” bulmak her zaman mümkün olmadığından ve çocuğumda ara sıra tavuk suyuna şehriye içsin diyorsan,et suyu kalmadı,saf suya da olmasın bu çorba istiyorsan al koy kenara,derim ben:)

Tavuklu şehriyeye gelince.Biraz hayal kırıklığı benim için çünkü pişerken mis gibi tavuk suyu falan bekledim.I-ıh.Hadi o olmadı yerken bir tavuk tadı olsun dedim çünkü içinde “tavuk parçaları” var diyordu.Ama o da ı-ıh.Yani diğer şehriyeden hiçbir farkı yok gibi.Gibi diyorum çünkü biliyorum makarnalütfen Tuba içinde tavuk var diyorsa vardır.Eee ben de zaten kendim yapamayıp dışardan alayım,içimin rahat ettiği şeyleri Emre’ye yedireyim diye ondan alıyorum bu ürünleri.O zaman?Beklentiyi düşürüp,içinde ne olduğunu bildiğim bir başka şehriyeyi de yesin çocuğum derseniz alın dursun kenarda.Ama en iyisi kendi yaptığınız tavuk suyuna bu şehriyeleri atın pişirin.Siz ne düşünüyorsunuz?

0

Mama Sandalyesi

DSC_1538

Emre ek gıdaya geçmeden,dört aylıkken doktorumuzun tavsiyesi ile pişirdiğim yemeklerden -tuz eklemeden- Emre’ye bir kaşık bir kaşık tattırmaya başladık.Altıncı ayda anne sütüne ek olarak verdiğimiz gıdaları yedirmekte biraz zorlanmaya başlamıştım.Çünkü Emre kıpır kıpırdı,durduğu yerde durmuyor,elimden kaşığı alıp her tarafa sürmeye başlamıştı.İşte bu aşamada hemen mama sandalyesi aramaya başladık.Emre çok da iyi oturamadığı için hafif yatan,boy ayarlaması yapılabilen,güvenlikli bir sandalye aradık.Ve fotoğraftaki Baby&Plus marka mama sandalyesinde karar kıldık.İlk başta çok da memnun kaldık. Sırtını yatırabilmek çok büyük bir avantaj.Önündeki tepsi de hemen çıkıp yıkanabiliyor. Oturduğu yer süngerli. Haftasonu neredeyse tüm günü babaannede geçirdiğimiz için “idareten” bir mama sandalyesi de oraya aldık.Ne de yemeği sadece mama sandalyesinde yiyoruz.Ve Emre’nin o sandalyede daha rahat yediğini,elini kolunu daha iyi kullandığını farkettik.Hemen bu sandalyeyi eve alıp bizdekini babaanneye verdik:)

Mama sandalyesi alacaksanız size tavsiyem çocuğunuzun boy ve kilosunu,yemekteki davranışlarını,hareketlerini dikkate almanız.Bizim ilk aldığımız sandalye Emre için biraz büyük kaldı. İkea’dan aldığımız sandalyeyi kullanıp “neredeyse deviriyordu” diyen arkadaşlarımda oldu.Çocuğunuzu gözlemleyip mama sandalyesini ona göre seçmenizi tavsiye ederim.

Kopya DSC_1548

Mama sandalyesi şart mı diyenlere de “şart” demek istiyorum.Çünkü mama sandalyesi yoksa ya çocuğu sizden önce yedirip aile olmanın ve en güzel paylaşımların yapıldığı sofranızdan mahrum bırakacaksınız ya da yemek boyunca birisi -ki bu birisi hep annesi olur- çocuğu kucağında oturtup hem yemeye hem de yedirmeye çalışacak.Bu her iki taraf içinde ne kadar zor olur tahmin edersiniz.Ayrıca ilkinde çocuğu aileden dışlamak ikincisinde ise onun bir birey olduğunu yok saymak vardır ki bence her iki durum da son derece yanlış.Tabi nihai kara sizindir:)

Güzel sofralarda,bol kahkahalar attığınız masalarınız olsun…

Not:Ben bir İkaesever olarak tasarımlarındaki sadeliğe ve fonksiyonelliğe bayılıyorum.Şu yazımda da Emre’nin üstündeki önlük İkea’dan ve beni lekeleri bir türlü çıkmayan önlüklerle savaşmak derdinden kurtarmıştır.Şiddetle herkese tavsiye ediyorum.

0

Çocuğum Yemek Yemiyor Vol.3

2818DB

Ve Dr. Gonzalez’in kitabı ile ilgili kısa notlarımın son kısmı.Ama bence siz bu kitabı mutlaka okuyun.Hem okurken kendi halinize gülecek hem de yeni bir sayfa açacaksınız.

*Çocuğunuz yemek yemeyi bıraktı.İşte size küçük basit bir deney.

-Çocuğu tartın.

-Yemeye zorlamadan birlikte yemek yiyin.İsterse kendi yesin,isterse sizin yardımınızla –ne kadar isterse- yesin.

-Bir hafta sonra yeniden tartın.

-Eğer bir kilo vermediyse bu şekilde devam edin.Verdiyse bildiğiniz gibi yapın.Çünkü siz zorlasanız da zorlamasanızda çocuk istediği kadar yiyecektir.Yemek yerken sizinle savaşmasını,kusmasını,tükürmesini,ağzını kilitlemesini,döküp saçmasını seyretmek durumunda kalmayın.Üç yemek kaşığı ıspanak,dört makarna size az geliyor ama çocuğunuz için gayet doyurucu olabilir:)

*Bütün anneler “ağzına bir lokma koymadı” diye şikayet eder.Bu gerçek değildir.Ağzına bir lokma koymayan çocuk bir hafta sonra nolur yazmak istemiyorum.Koyduğu bir lokma ihtiyacı olan bir lokmadır.2-3 yaşında bir çocuk ancak bir posta pulu kadar et parçasını yiyebilir.Daha fazlasını yediği günler olabilir.Ama her gün aynı performansı beklemeyin.Normalini çocuğun midesinin boyutunu düşünerek yedirmeye çalışmayın.

*Ne pişiriyorsanız çocuğunuza onu verin,ne mutfakta saatlerinizi harcayın ne de yemedi bari şu abur cuburu yesinde karnına iki lokma gitsin diyin.

*Tüm anneler “şişman çocuk” istemez ama hepsi kilolu çocuk gördü mü kesin her şeyi yiyip bitiriyor ah benim … neden yemiyor diye iç geçirir.Ama tandığım bütün kilosu gayet iyi olan çocukların anneleri de çocuklarının “az yediğinden” şikayetçi.Evet bu bir ironi:)

*Ek gıdaya geçerken hangi besinlerle başlamalıyım;meyve,tahıl,baklagil. Sıralamanın bir önemi yok.Tek dikkat etmeniz gereken alerjik gıdalar.

*Yemeyen çocuk kilo kaybeder.Aynı kiloda kalması endişe etmeniz için yeterli neden değildir.

*Çocuklar yemek yesin diye şaklabanlık yapmayın,tv karşısına oturtmayın.Neden biliyor musunuz,çocuk ne yediğini anlayarak yemeli.Şov bittiği an yemek de biter.Ve sizin her zaman enerjiniz aynı olmaz,her zaman siz de yemek yediremeyebilirsiniz. Kendi başına,ne yediğini bilerek ve yemek yemek istediği için yemeli unutmayın.

Nacizane şunları da eklemek istiyorum,çocuk büyütmenin matematiği yok ve her çocuk kesinlikle aynı değil.Bu yüzden başka çocuklarla çocuğunuz nolur kıyaslamayın.Sağlıklı olsunlar,gerisi zaten olur.Erken yürüdü,geç konuştu,az güldü,çok hastalandı,okulda ne kadar başarılı oldu,iş buldu..bu dertler bitmez.Önemli olan nasıl mutlu olacağını bilmesi.Gün sonunda aklınızda bu olacak unutmayın.

Not 1:Bu güzel yazı dizisinin de sonuna geldik.Kullandığım fotoğraf çizimlerine payıldığım Pascal Campion’a ait.

Not 2:Doktor Gonzalez’in kitabı ile ilgili diğer yazılarımı buradan ve buradan okuyabilirsiniz:)

0

Çocuğum Yemek Yemiyor Vol.2

IMG-20150409-WA0007

Bizim ufaklık hiç yemek yemiyor diyen anneler hadi bir solukta okuyun Dr. Gonzalez’in önerilerini:

*Çocuklar 1 yaş civarı yemeyi bırakır ya da önceye nazaran çok az yer çünkü büyüme hızları azalır.Ve yine bir yaşında kendi kendilerine yeme heves ve cesaretleri en üst seviyede olur.Lütfen sabrınızı zorlayın ve kendi kendilerine yeme becerilerini kazanabilmeleri için onlara izin verin.Bırakın dağılsın,dökülsün.kirlensin…

*Hepimiz her ay doktora gidip boy kilo ölçümü yapıp o muhteşem eğrinin altlarındaysak gizli gizli ağlıyoruz.Neden altlarda,neden benim çocuğumun boyu kısa kilosu az diye neredeyse yas ilan etmediğimiz kalıyor.Yanlış!!!O eğrinin en altındaki de en üstündeki de normal çocuklar için,ayrıca eğriler kime göre neye göre normali ifade ediyor lütfen bir dakika durun düşünün.Ve son olarak sizin ve eşinizin boyunu düşünerek çocuğun boy kilo durumunu dikkate alın:)

*Anne sütü beslemiyor,sütün yaramıyor,yaşını geçti artık sütün su…gibi gibi saçmalıların ne kadar saçma olduğunu uzun uzun açıklamış haberiniz olsun.

*Her çocuğun büyüme hızı aynı değildir.Unutmayın bunun daha ergenliği var!

*Her anne çocuğunun her zaman yediğinin iki katını yada daha iyimser bir tahminle üç kaşık daha fazla yemesini ister. Hiçkimse her gün ihtiyacının üç kaşık fazlasını yiyip sağlıklı kalamaz.

*Sizinde canınız bazen aşırı derecede tatlı,bazen etli, bazen de sulu yemekler ister.Bu neden biliyor musunuz.O an vücudunuz size bir şeyler anlatıyor.Çocuklarda da bu durum farklı değil,onlarda neye ne kadar ihtiyacı varsa onu yemek isterler.Yeter ki onlara seçenek sunun ve izin verin.

*Çocuklar bazen “kuş kadar” bazen “domuz gibi” yerler –diyor kitap- ama gün sonunda aldıkları kalori miktarı hep aynıdır;ihtiyacı olan kadar:)

*Çocuklarınızı başka çocukların yanında kıyaslamayın,yemeği bir ödül gibi sunmayın,ceza olarak da göstermeyin.Evde en sevdiği pasta varken ya da misafir hediye olarak şekerleme getirdiyse çocuktan kıymalı ıspanak yemesini beklemeyin. Önleminizi baştan alın,misafirleri uyarın,pasta vb. şeyleri yemek sonrasına saklayın.Ama makul miktarda yemeği yedikten sonra üstüne bir de en sevdiği pastadan koca bir dilim yemesini beklemeyin.Yemeyince üstüne duygusala hiç bağlamayın!!!

*İştah açıcı ilaç masallarına hiiiiç kanmayın.

Not:Bu ikinci kısımdı.Sonunu hafta bitmeden paylaşmış olurum.