0

Aliya

Uzun zamandır kitap tavsiyesi vermiyorum. Arayan, soran, okuyamıyor musun artık diyen:) Şaka bir yana ister istemez okumalarım azaldı ama asla bitmedi, bitemez. İki satır da olsa fırsat bulduğum her an okuyorum. Bu kitap da elimde uzun süre kaldı ama nihayet serin bir yaz gününde bitiverdi.

Rıfat N. Bali’ nin kaleme aldığı ülkemiz yahudilerinin 1948 yılında kurulan İsrail devletine göçünü anlatıyor. İlk yüz sayfa çok sıkıcı. Nerden aldım bu kitabı elime okunacak onca şey varken dedirten ama sonrasında çorap söküğü gibi akıp giden bir hikaye. Her şey bir yana neden okunası biliyor musunuz? Empati kurabilmek için okuyun. Eşzamanlı olarak Altan Öymen’ in Değişim Yılları’ nı da okuduğum için ayrıca ilgimi çekti. Çapraz sorgulama oldu diyebilirim. Tarihe meraklı olmayı gerektirmeyecek kadar güzel, akıcı bir dille yazılmış.
Tavsiye ediyorum ama kamuya açık alanlarda okurken “her şey İsrail’ lilerin başının altından çıkıyor” gibi abuk, basit siyasi yorumlara hazır olur. Bir ara kitabı kaplamayı bile düşünmüştüm:)

0

Türkiye’ de Azınlıklar

Açsınız, hem de çok. Ve bu durumda seçme şansınız yokken önünüze gelen koca bir dilim pastayı ya da yarım tepsi baklavayı o açlıkla midenize indirdiğinizi düşünün! Oturdu dimi:) İşte Baskın Oran’ ın Türkiye’ de Azınlıklar kitabı bende biraz o etkiyi yaptı. Bir alt yapı -yani çok aç değilim ama tok da sayılmam- var ama bu kitap için çok yetersiz. Okurken dönüp araştırdığım, durup bir düşüneyim dediğim çok konu oldu.

Kitabın sunduğu en güze şey farklı bir bakış açısı. Bu duygu kitap okurken belki de en keyif aldığım şey. Ben bunu daha önce niye hiç düşünmedim diye kendime hayret ediyorum. En son Meryem Uzerli’ nin ülkeyi terk edip hayatımıza “tükenmişlik sendromunu” kattığı günlerde bir röportajında okumuştum. Cümleleri birebir hatırlayamasam da şöyle  “Evet ben Türk’ üm kendimi de Türk hissediyorum ama ana dilim Almanca. Ben tüm duygularımı yani kendimi en iyi bu dilde ifade ediyorum. Onun için buraya sığındım. Burada -Almanya- bir uzmandan destek almak istedim” diyordu. O gün resmen bir kapı aralanmıştı beynimde. Bu kitabı okurken de bazı konularda öyle oldu. Yine katılmadıklarım, şaşırdıklarım, yok artık dediklerim olsa da hazmı zor bir kitap. Ama okunası haberiniz olsun!

Not: Şu mimozaların güzelliği nedir kardeşim? Hele kokuları…

0

Elveda Rumeli

Okuması keyifli. Yolda,tatilde hele plajda tam atıştırmalık. Ama işte o kadar. Ötesi yok. Ya da benim beğenilerim değişti. Çünkü Ahmet Ümit’ in İstanbul Hatırası’ nı çok keyifle okumuştum. Artık bu tarz kitaplar -biraz acımasız gelebilir- bana sığ geliyor.

Okurken düşünmek sorgulamak ve eleştirmek istiyorum. Bu kitapta da sorgulayıp eleştirdiğim çok yer oldu. İttihat ve Terakki hakkında daha çok şey okumaya karar verdim. Son dönem okuduğum Enver’ in de bundaki etkisi büyük. Kitapta Ermenilerle ilgili kısımdaki hümanist cümlelere o kadar romantik yaklaşamadım. Ne hayat bu kadar kolay ne de savaş şartları. Bugün dünya fosfor bombasını konuşup üstüne bir de savaş suçu diyebilecek kadar sahtekar ve ikiyüzlü ise…Bak nereden nereye geldim…

Fotoğraftaki çiçekler Emre’ nin hediyesi. Her gün anneler günü diye elinde çiçekle geliyor:) Benden mutlusu yok yani…

Not: Kitabın sonunda kaynakça ve İttihat ve Terakki’ yi konu olan romanların listesi yer alıyor. Okunacak kitap listesine inanılmaz bir katkısı oldu. İkinci bıdığımı beklerken eminim liste biraz örümceklenecek ama olsun liste listedir.

0

Kayıp Yaz 2015

img_0680Bir Altan Öymen klasiği daha… Kitabı tamamen tesadüfen fark ettim ve hemen sipariş verdim. Gelmesini zor bekledim. Geceleri (fotoğrafı gündüz çeksem de) yorgan altında okudum:) Bir Dönem Bir Çocuk ile başlayan siyasi tarih anı kitapları serisine bu kitapla ara vermiş yazar. O seriyi de çok büyük keyifle okuyorum. Hatta devamını sabırsızlıkla bekliyorum ama bu kitap başka. Çünkü bu döneme ben de tanık oldum. Yaşadım, gördüm, hissettim, teğet geçtim. Ülkemin içinden geçtiği bir dönemi bir siyasetçi-gazeteci-yazarın kaleminden okumak çok keyifli bir deneyim.

Okurken eleştirel bir bakış açısı, sorgulayan bir göz her zaman lazım. Bunu unutmayın. Bu tarz/tip kitaplara meraklıysanız atın sepete!

Not 1: Altan Öymen’ in anılarını yazdığı serinin devamını heyecanla bekliyorum. Ama bir söyleşide denk gelmek de pek güzel olurdu diye evrene mesaj yollamayı da ihmal etmiyorum:)

Not 2: Şu yatak örtüsünün zarafetini benden başka gören yok mu:) Bayılıyorum böyle şeylere…Oğlak burcuyum napiyim:)

0

Bir Destan

img_0677Biyografi kategorisinde ama bana göre bir destan. Okudukça hayran kaldım. Hiç bitmesin istedim. Bu sadece bir girişti. Benazir Bhutto dünya siyasi tarihinde adını altın harflerle yazdırdı. Doğunun en karanlık ülkelerinden birinde, müslüman bir ülkede ilk müslüman kadın başbakan oldu. Ülkesi için yaptıkları, ailesinin bu uğurda yaşadıkları inanılır gibi değil. Benim için bunun bir açıklaması yok. Tutku, inanmak ve adanmışlık. Ben bu duyguyu anne olduktan sonra anlayabildim. Kitap boyu neden bunlara katlandın ki? diye sordum durdum. Son sayfalarda beni duymuş olmalı ki soruma cevap verdi. Altını çize çize okudum.

img_0672

Dili konusunda sıkıntılar var. Çeviriden mi yoksa kendisi kaleme aldığı için mi bilemiyorum. Ama hikaye o kadar etkileyici ve sürükleyici ki bu durumu dikkate bile almıyorsunuz. Maalesef Benzair Bhutto hakkında Türkçe’ ye çevrilmiş çok fazla kaynak yok. Bir gün hayalini kurduğum yüksek lisansı yaparsam ve şartlar elverirse konumu şimdiden seçtim.

“İnsanlar ölebilir ama fikirler sonsuza dek yaşar” Zülfikar Ali Bhutto

Not 1:Önümüzdeki yıllarda üniversitede ders anlatan bir akademisyen olursam Benazir Bhutto’ nun hayatını öğrencilerime ödev vermeyi planlıyorum. Öylede plancıyım, demiş miydim?

Not 2:Kitap kapağında sol üst köşedeki ibare sayfalar ilerledikçe daha çok gözüme battı. İki yüzlü batı demekten kendimi alamıyorum…

Not 3: İkinci fotoğrafa bakıp sanmayın ki o manzaraya karşı kitap okuyup çayımı yudumladım. O fotoğrafı çekene kadar zor durdu o demlik orada!

0

Enver

img_0451

Tam hiç ara vermeyeceğim derken… Tam kararlar alıp uygulamaya can atarken… Hayat siz plan yaparken başınıza gelenlerdir sözü ne kadar doğru! Kitap okumalarım bu ara biraz yavaşladı. Hani bahsetmiştim. Sabah akşam serviste giderken kitap okuyorum, bu da günde bir saate tekabül ediyor ki hatırı sayılır bir süre. Maalesef bir süre ara vermek zorunda kaldım. Çünkü servisi mecburi olarak bıraktım. Bürokrasinin hantallığı ve erkek beyninin dayatmacı tavrı karşısında şu an sadece elimde dilekçeler, dilimde bana anlayan bir beyine rastlama duası ile bekliyorum…

Ülke gündemi malum. Kimse de tat yok. Ne kadar daha da sürecek belirsiz. Ama ben yaşadığım müddetçe umut da hep var olacak. Ülkeyi kapatıp gidemeyeceğimize göre ya da bazılarının dediği gibi “yaşanmaz bu ülkede” diye düşünmediğim için inadına daha çok çalışıp daha çok üreteceğim. Birileri  bu kadar rahatsız olup dört bir koldan saldırıyorsa demek ki doğru yoldayız. Devam!

Maalesef ülke olarak her kuşak bir darbe-ihtilal gördü. O şanssız kuşakta bizlerde yerimizi aldık, bizimle son bulur diye ümitliyim. Çocuklarımıza güvenli ve yaşanılası bir ülke bırakmak hayallerimin en tepesinde. Yaşamış olduğumuz 15 Temmuz tarihi benim de miladım oldu. Okul günlerime döndüm. İlgi alanım siyasete ve tarihe kaydı. Daha çok düşünür sorgular oldum. İki üç ay önce bitirdiğim Enver’ de Murat Bardakçı’ nın nefis bir eseri. Tarihe düşülen bu not ya da parantez benim için çok önemli. İmparatorluktan Cumhuriyete geçişte Enver Paşa’ nın kendi mektuplarından hayatı, fikirleri, mücadelesi. Murat Bardakçı yorumsuz bir şekilde belgeleri asıllarından birebir aktarmış. Tarihi başkalarının yorumlarından değil kişilerin kendi ağızlarından okumak çok keyifli. Ve bu kadar inanmışlık benim için çok kıymetli, anlaşılmaz, saygıdeğer…

img_0453

Kitabın hacmi gözünüzü yıldırmasın. Ben serviste gide gele bir ayda okudum ve hiç bitmesin istedim. Enver Paşa’ nın Naciye Sultan’ a yazdığı mektuplardan da Murat Bardakçı bir kitap yazdı. İnşallah 2023 planlarımda onu da okumak var:)

Not 1: Okumak için her fırsatı değerlendirmek lazım. Bunu hepimiz her daim hatırlayalım olur mu?

Not 2:Kitapta Falih Rıfkı Atay’ ın bir yazısı var. Beni çok şaşırttı, düşündürdü. Okursanız ne dediğimi çok iyi anlayacaksınız…

Not 3: Fotoğraflar nasıl ama:)

0

Cogito, Ergo Sum

20161113_122830

Bu üç kelime bugünlerde aklımda dönüyor. Cogito, ergo sum; düşünüyorum, o halde varım. Planlarıma yetişemiyorum. Kendime verdiğim sözleri tutamıyorum. Tam da hayat olması gerektiği gibi akıyor yani:) Sizde durumlar nasıl?

İki hafta önce kitaplığı düzenlerken bu kitaba daldım tekrar. Sizinle de paylaşmak istedim. İki sene önce okumuştum ve çok eğlenmiştim. Hemen akıp gitmişti. Yazarı film projesinden bahsetmişti, acaba son durum nedir? Filmi olsa koşa koşa giderim. Çünkü kendi hayatıma tepeden bakmak gibi olur şu sıralar. Neler umdum neler buldum…

Bence mola vermek istiyorsanız mutlaka alın elinize nasıl okuduğunuzu anlamayacaksınız!

Not: Düşünebilmek ne büyük lüksmüş bugünlerde bunu anlıyorum. Ve her erkeğin masum doğduğuna tüm kalbimle inanıyorum. İnanıyorum da onları bozan diğer erkekleri neyin bozduğunu anlamaya çalışıyorum. Evet anladınız, düşünüyorum…