Viyana Vol #3

davÖnceki yazıda da belirttiğim gibi Viyana tarihi dokusu bozulmamış bir şehir. Tuna kıyısında ve belirli yerlerde çok katlı binalar olsa da geneli dört beş katlı eski yapılar. Binaların tesisatı çok eski ama her şey tıkırında işliyor.Sokaklar da hali ile eski olduğu için çok dar. Bu nedenle kaldırımlar da çok dar ama yine de bebek arabası ile hiç zorlanmıyorsunuz çünkü sokak lambası için direk dikmeyip lambaları binadan binaya çelik halatlarla sabitleyip asmışlar. Gece olunca o tarihi şehir şıkır şıkır oluyor havada uçan ışıklarla. Tıpkı minareden minareye astığımız mahya ışıkları gibi.

dav

Yine dönüyorum Nilüfer’ e bir kaldırımda hem bisiklet yolu, hem engelli taşları, hem sokak lambasının direği derken bir bebek arabasını itemiyorsunuz. Hadi slalom yaptınız ve ilerlediniz. Bir kaldırımdan diğerine geçerken yirmi otuz santimlik bariyerlerden arabayı aşırtıyorsunuz. Bazı kaldırımlarda lütfedip bir teneke betonu bir kıyıcığa döküp “hadi gel buradan geç” diyerek bizi şereflendiren belediyeye şükranlar sunarak ilerleyebiliyorsunuz.

dav

Viyana’ da bütün kaldırımlar yaya geçidine ineceğiniz yerde ya da kaldırımın bitiminde yola sıfır şekilde yapılmış. Fotoğraflarını çektim ama fark edemiyorsunuz çünkü estetik olarak görünümü hiç bozmuyor. Farkı hissettirmiyor. Her şey düşünülerek planlanarak yapılmış. Bunu anlayıp gülümsüyor ve yolunuza devam ediyorsunuz. Emre’ yi haftada iki gün iki saat jimnastiğe bırakıyorum. Her gittiğimde okul önündeki engelli rampasının önünde bir araba görüyorum. Araç sahibi de genelde çocuğunu oraya bırakan bir anne. Söylediğimde “acelem vardı, şimdi gidiyorum” bla bla bla… Sözün bittiği yer diyorum.  Ben bebek arabasını sırtıma alıyorum ama o arabasını iki adım öteye park etmiyor!

sdr

Sigara hassasiyetimiz eşimle hep vardı, çocuklardan sonra kat kat arttı. Yazın bir yerlerde oturmak en çok bu yüzden bize eziyet. Sigara yasağına bizim kadar sevinen var mıdır acaba? Ama o yasakları bile kabul ettirmek, içemezsiniz dedirtmek ne kadar zor oldu. Şimdi akşamları Özlüce Bulvarda yürüyüş yapıyoruz. Yönetmeliğe uygun olmayıp uygunmuş gibi gözüken mekânlar vapur bacası gibi tütüyor. Viyana’ da bir mekân ya kapalı ya da açık, ayrım çok net. Buradaki gibi yok cam balkon yaptık yok üstü açılıyor altı dökülüyor gibi saçmalar yok. Bizde kanun var ama kimi denetleyip neye hesap soracaksın ki? Adam asansörde sigara içmeyi kendine hak bilmiş…

Giderken gerek yaşayabileceğimiz zorluklar gerekse Avusturya siyasi çevrelerinin ülkemize bakış açısı nedeni ile endişelerimiz vardı. Tabi ki kaldığımız üç günde bizim buna maruz kalmamız çok düşünülemezdi ama insan yine de tereddüt etmiyor değil. Fakat şunu anlamış olduk ki kurallar ve insana verilen değer çok net. Hiçbir zaman yurt dışına gidip yerleşmeyi düşünmedim, hala da düşünmüyorum ama insan neden benim ülkemde de bunlar olmasın diyor?

Peki hiç mi beğenmediğin şey olmadı derseniz? Olmaz mı elbette oldu. Öncelikle hava alanından eve giderken ilk bindiğimiz tren çok eskiydi ve havalandrıma/klima yoktu. Ve bindiğimiz kapıda engelli rampası yoktu. Ne stres Allahım!

Her konuda hazırlıklıydım, savaş çıksa aç kalmazdık ama eşim her yerin 18:00-18:30 da kapanmasına fena içerliyor. Benim için –orada yaşasam da- dert olmayacak bir nüans ama gece gezen, markete giden, tatlı yiyen kısaca yarasa olanlar için Avrupa çok tat vermiyor:)

Viyana çok yaşanılası ve sakin bir şehir kaldığımız sürede anladığımız kadarı ile. Ama asla sürekli kalmak, yerleşmek istemem. Çocuklarımı kendi kültürümde ve bu toplumun ahlaki değerleri ile büyütmek istediğimi çok net bir kez daha anlamış oldum.

Ve son olarak kaldığımız ev. Eve girişimiz çok maceralı oldu. İsteyene detayları özelden paylaşabilirim. Size tavsiyem ev kiralayacaksanız airbnb den şaşmamanız:)

Not 1: Lütfen ilk fotoğrafa daha dikkatli bakın. Kaldırımların darlığı, bahsettiğim sokak lambası düzeni vb. Ama en önemlisi ufak bir tümsek için yapılan uyarı,ikaz çılgınlığını gözden kaçırmayın!

Not 2: İkinci fotoğrafta parka giden yol. Kaldırımlar ilk fotoğrafa göre ne kadar geniş. Ve bu genişlik olunca bisiklet yolu, yaya yolu, ağaç hepsi var gördüğünüz gibi. Dönün bir de memleket kaldırımlarına bakın. Geniş, dar fark etmiyor. Hepsini her yere yapıyoruz, neden? Yap-mış olmak için. Biz yapalım da işe yarasın yaramasın…Artık o başkalarının sorunu:)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s