Benim Anavatanım

IMG_1443Her denetimde yeni insanlar tanıyorum. Bazıları o kadar şahsına münhasır ki yıllar geçse de onları unutamıyorum. Hatta denetim yaptığımız arkadaşlarla adları ile kulaklarını çınlatıyoruz:)  Yılların tecrübesi ile artık gelen mucipten denetimin ortalama kaç dakika süreceğini, o gün kaç iş yapacağımızı kestirebiliyoruz. Ve günü ona göre planlıyoruz. Ama bazen on dakika dediğin iş saatler, bu iş çok sürer, bütün günü yer dediğimiz iş yarım saate bitebiliyor!

Geçen gün yine böyle bir denetim yaptım. İş akışını planlarken öğle yemeğinden yarım saat öncesine koyduğum iş planlarımıza göre ortalama kırk beş dakikada bitebilecek bir şeydi. İşyerine girdik, her şey gayet iyi tıkırında ilerlerken, görüştüğümüz işçilerden biri inanılmaz bir konuda ısrarcı ve hakkımı istiyorum diyor. Diyor diyor da böyle bir hakkı yok bunu ona anlatamıyoruz. Niye uğraşıyorsunuz diyebilirsiniz? Denetim gerekçesi bu işçi ve bizi işvereni korumakla, kanunu uygulamamakla, zaten herkesin onu kullandığından bahisle, hakkını alana kadar şikayetlerine devam etmekle tehdit(!) ediyor. Saatler ilerliyor, öğlen değil akşam yemeğine yetişsek diyorum. Çocukları düşünüyorum. Kafamda böyle sorular dönerken. İşçi ile biraz havadan sudan konuşmaya başlıyorum. Artık günün tümü ile öldüğünü, eve de geç kalacağımı tamamen kabul ettiğim için sinirim de geçmiş:) Rahat rahat konuşuyoruz. Ve neyi fark ediyorum biliyor musunuz? İşçinin yetiştirme yurdunda büyüdüğünü, insanlara karşı müthiş bir öfke, aynı zamanda güvensizlik duyduğu, bir çok kez tacize maruz kaldığını anlatıveriyor. Kulaklarıma inanamıyorum ama yaşadığım şoku da belli etmiyorum. İşim gereği sınırları çizerek kendisi ile empati kurmaya çalışıyorum ve başarıyorum. Gerisi bana kalsın…

Bunu neden anlattım biliyor musunuz? Çocukları neden bu kadar önemsiyorum anlıyor musunuz? Ben sürekli çocuk gelişim kitapları okurken, görenlerin “yaa kitapla çocuk mu büyür” diye aklınca dalga geçerken susuyorsam cevap veremediğimden değil. Cevabı onlara anlatmak yukarıdaki gibi saatlerimi alacağından ve benim buna vaktim olmadığından susuyorum.

Evet, annelerimiz bizi büyütürken kitap okumadı, içgüdüleri ve annelerinden gördüklerini yaptılar. Ama bu her şeyi doğru yaptıklarını mı gösteriyor? Bende her yaptığımın doğru olduğunu söylemiyorum. Ne kadar okursam okuyayım, içgüdülerim, annemden öğrendiklerimle bile yanlışlar yapıyorum. Yapacağım da ama çocuklarıma yıllar sonra hatırlayacakları güzel bir çocukluk inşa ettiğime inanıyorum. Onları önemsiyor, değer veriyor ve duygularına saygı gösteriyorum.

Yıllar içinde okuduğum tüm çocuk gelişim kitaplarından öğrendiklerimi bir kaç cümle ile özetleyecek olursam belki de ilk cümle şu olur. Nerede sorunlu bir insan görsem çocukluğunun sorunlu olduğundan artık eminim.

Doğan Cüceloğlu’ nun bu kitabını mutlaka okuyun. Çocuğunuz varsa onun için okuyun, evliyseniz eşiniz için okuyun, bekar iseniz arkadaşlarınız için okuyun ama ilk önce kendiniz için okuyun. Yukarıda saydıklarım hep ikincil neden olsun. Çünkü siz iyiyseniz etrafınızdaki ilişkilerde iyi olacak emin olun. Ve ne zaman bir yerde yara alsanız, kendinizi açmazda çıkmazda hissetseniz dönüp içinize bakın, ana vatanınızı hatırlayın. İnsan ana vatanını hiç unutamaz, şimdi yaşadığı yerde ne kadar mutlu olursa olsun.

Not: Hikayenin tamamı, denetim gerekçesi, işyeri vb. bilgilerini mesleğim gereği paylaşmıyorum. Lütfen bu konuda soru sormayın olur mu?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s