0

Anne İşi Çözümler

Bazı kitaplar var daha ilk cümlede sizi içine alıyor bazıları ise bir kaç sayfa ilerlemeden akmıyor. Daha önce Nur Eda Kasap Süslü’ nün -isim uzun ama güzel bir fonetiği var bence- Çocuk Eğitiminde Oyun Dili kitabını okuyup çok beğenmiştim. Bu ikinci kitaptan yazarın kendisi sayesinde haberim oldu. Bu yüzden kitabı instagram takipçilerimden birine hediye etmek istedim:)

Ben bu tip kitapları inanılmaz keyifle okuyorum. Daha önce okuduğum kitabından tanıdığım yazar bu kitabın ilk sayfalarında biraz bilimsel çalışmalardan bahsetse de otuzuncu sayfadan sonra usul usul anlatıvermiş anneliğin nasıl bir delilik hali olduğunu. Ki okurken çok yerde “aynı ben yaaa” dedim. Damdan düşenin halini ancak damdan düşen bilir ya, o minvalde okudukça rahatladım, gülümsedim. Hele son sayfada sorular sorduğu annelerin cevaplarına ayırdığı bir bölüm var ki gözlerim dolu dolu okudum. Kendime ben de sordum o soruları. Cevaplarım içimi rahatlattı diyebilirim:) Bir iki ünlü anne de cevaplamış bu soruları ama yanıtları çok üstünkörü geldi. Asıl tanımadığımız anneler çok samimi anlatmışlar çocukları ile yaşadıklarını ki ben bu samimiyeti her yerde arıyorum.

Okumadıysanız alın elinize bu kitabı keyifli bir günde kendi anneliğinize bakın, değerlendirin ya da keşfedin…

Not: Önceki kitabı Çocuk Eğitiminde Oyun Dili’ nde hayat kurtaran öneriler var, okumadıysanız ve bir yaş üstü miniğiniz varsa şiddetle tavsiye ediyorum. Bu kitap ile ilgili yorumuma da bakmanızı tavsiye ederim.

Reklamlar
0

Adatepe

Ülke turizminin halini her fırsatta dile getiriyorum. Böyle giderse çok iyiye gideceğini de düşünmüyorum. Eleştirecek çok şey var ama bu yazının konusu bu değil çünkü Adatepe güzelliklerle anılmalı.

Benden yol tarifi beklemeyin zira sizi Adatepe diye Safrobolu’ ya gönderebilirim:) Başınızın çaresine bakıp tabelaları takip ederek Adatepe’ ye ulaştıysanız çok iyi, bundan sonrası için bana kulak verebilirsiniz.

Adatepe’ ye varmadan yolun sağ tarafında Zeus Altar’ ı var. Vaktiniz varsa mutlaka uğrayın manzarası çok güzel-miş. Ben gidemedim, seneye inşallah diyorum. Ha bir de gideceğiniz günü mümkünse hafta içine, değilse sabah saatlerine denk getirin zira böyle yerlerde insan sakinlik arıyor, en azından ben öyle düşünüyorum. Adatepe’ ye varıp aracınızı park ettikten sonra meydana bakıp hayal kırıklığı yaşamayın.

Hatta meydanda fazla oyalanmayın. Hemen yukarı doğru yürümeye başlayın ama sakin sakin yürüyün. Kalabalığı arkanızda bırakmanın, temiz havayı içinize çekmenin, taş yolları ayaklarınızda hissetmenin huzurlu dinginliği ile yürüyün. Tepede nefes kesen manzarada soluklanın, olur mu?

Köyün geneline hakim taş evler çok güzel. Camisi, sokakları, yolları her biri insanı ayrı mutlu ediyor. Emre ve Defneyi köy meydanında babaanne ile bırakıp hızlıca geziyoruz etrafı. Tabi bu kadar dolaşınca bünye bir soluklanmak istiyor. Böyle güzel bir yerde kesinlikle alelade bir yerde durmak olmaz, olamaz, olmamalı! İşte bu aşamada köy meydanında alışveriş yaptığım esnafa soruyorum -ah adını unuttum ama sattığı ürünler emsallerine göre çok uygundu- bana Refika Kafe’ yi tavsiye ediyor.

Tabela karmaşası, çocukların mızıklamaları ile biraz zor olsa da buluyoruz. Ama buna değiyor gerçekten. Manzarası çok güzel, mekan tasarımı köyle bütünleşmiş. Size sadece limonata mı içsem, kahve mi ya da hangi tatlıyı yesem diye seçim yapmak kalıyor…

Not 1: Biz maalesef köy meydanında yemek yemek gibi bir hata yaptık siz yapmayın. Fırsatınız varsa erken gidin kahvaltı yapın. Ama limonatasını da illa tadın derim ben:) Ben şimdiden önümzdeki yaz için hayal kurmaya başladım bile!

Not 2: Tabela konusu burada da eksik bence. Küçücük köyde acele davranmanın da etkisiyle Refika Kafe’ yi zor bulduk. Ama İda Blue otelin hemen arkası dersem çok kolay olacak sanırım. Ve kalacak olsam kesinlikle bu otelde kalırdım. Çünkü kafesi bu kadar güzelse odaları kim bilir nasıldır:)