Lavanta Kokulu Köy

Bazen eleştiri yaparken ipin ucunu kaçırdığım oluyor. En acımasız eleştirileri de kendime yapıyorum. Çocuklar doğmadan önce çok daha acımasızdım kendime ve etrafımdakilere. Şimdilerde daha sakin ve insaflıyım diyebilirim:) Mükemmellik aramıyorum öyle her şeyde artık ama külliyen koyvermiş de değilim. Bu açıdan okuyun lütfen yazdıklarımı.

Antalya tatilimiz için plan yaparken koca adam “uğrayalım mi Lavanta Kokulu Köye” dedi ? Yol üzerinde olması, rotayı çok uzatmaması -çünkü çocukla arabada ne kadar az süre o kadar az arıza demek- bizi cezbetti. Bütün instagram aleminin paylaşa paylaşa bitiremediği bu mekan, güney İtalya havası falan derken ben bayağı heyecanlandım tabi. Ama daha yol ayrımında başlıyor hayal kırıklıkları. Maalesef doğru düzgün bir tabela bile yok. Tamamen el yordamı ile gidiyorsunuz. Yolların bozukluğu, nereden döneceğinizi bilememeniz ve sizin gibi başka araçlarında kuyruğa eklenmesi ayrıca eziyet oluyor. Yine de yolu bir şekilde buluyorsunuz. Lavanta tarlalarını görünce içinizde mor dalgalar oluyor ki öyle dağ tepe lavanta da değil. Hani göz alabildiğine bir morluk yok. Fotoğraf hileleri ile onu bekliyorsunuz ama yine de var olan hali ile nefis bir manzara. Şuradan mı buradan mı derken köy meydanına geliyorsunuz ki, işte burada yine memleketin turizm anlayışı ile karşılaşıyorsunuz. Kahvaltı verilen bir mekan ama çay da içebiliyorsunuz. Her ne kadar çay deyince ” kahvaltı yapmayacak mısınız?” gibi şaşkın bir soru ile karşılaşsanız da… Ortamın derme çatmalığı da büyük bir hayal kırıklığı. Aklımdaki keyifli mekan anlayışı bin parça ki burada koca adam beni uyarmıştı. Sorun bende, hayal gücümü dizginleyemediğim için parçalar bu kadar fazla kalbimde:)

Alabileceğiniz elle tutulur bir hediyelik eşya da olmayınca en mantıklı ve bence kesinlikle en güzel şey taze kesilmiş bir demet lavanta. Biz orada iken fikir sahibi ile bir televizyon kanalı röportaj yapıyordu. Fikir harika gerçekten. Destek ve kredi almaları, Anadolu Efes Gelecek Turizmde projesi ile işbirliği halinde olmaları da çok güzel. Evet her şey bir anda olmuyor, buna da katılıyorum ama aracı park ettiğimiz yerdeki çer çöp, kullanılmayan traktör parçaları vs. Bunlar hep mi olur ya? Hasadın ilk yarısında -biz 12.07.2017 tarihinde oradaydık- kırk bin turist gelmiş ve bu sayısının seksen bini bulması bekleniyormuş. Bu kadar az zamanda bu kadar turist ağırlanıyorsa işler daha özenli olabilir diye düşünüyorum. Yine de amacım yıkıcı değil yapıcı olmak. Yapılmaya çalışılan iş gerçekten harika. Daha iyi olacağına kesinlikle inanıyorum. Bu fikir sayesinde artık köklü firmalar lavanta yağı ithal etmeyip buradaki üretimden satın alıyormuş. Bu tip eleştirilerle bir kaç yıl sonra daha güzel işler görebilmeyi ümid ediyorum. Siz ne düşünüyorsunuz merak ediyorum?

Not: Yakın zamanda Adatepe’ yi gezdim, kesinlikle örnek alınabilir. Ayrıca bir kaç sene önce Mardin’ de gezdiğim Deyrülzefaran Manastırı’ nı da tek geçerim. Ve tabi Safranbolu ki esnafın şark kurnazlığı yapmadığı nefis bir ilçemiz, gitmediyseniz kesinlikle gidin.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s