0

Nasıl Okuyorsun?

DSC_2022Bana en çok sorulan soru bu kadar kitabı hangi ara okuyorsun? İnsan isteyince nelere vakit buluyor, okumaya mı bulamayacak?! Okumak öyle ötelenesi ya da ihmal edilesi bir ihtiyaç değil benim için; gereklilik! Nasıl ki yemek yiyor, uyuyor, konuşuyorsam okumak da öyle…

Gelelim ne ara okuduğuma, sabahları işe giderken ve işten dönerken mutlaka okurum. Okumazsam o yol bana eziyet olur bitmez bir türlü. Bursa’da bazı ilçeler çok uzak bazıları çok yakın. Uzak ilçelere giderken mutlaka yanıma kitabımı alırım. Yollar artık çok güzel, ister dağ köyüne gidin isterseniz sanayinin içinde bir fabrikaya rahatlıkla kitabımı okuyabiliyorum. Zamanı efektif kullanıyorum:) Yatmadan önce ne kadar uykum olursa olsun en az bir sayfa kesinlikle okurum. Bunun dışında seyahatlerde arabada, uçakta, bekleme salonlarında, sırada artık nerede olursa okurum, okurum, okurum…

Ne okuduğuma gelince Çalıkuşu’nu anlatırken demiştim, “bütün Reşat Nuri külliyatını hatmedeceğim” hatırlarsanız. İşte “Acımak” bu sözün sonucu. Yine bir solukta bitti. Romanın içeriğinden bahsetmeyeyim ama yine çok yöneltilen bir eleştiriye de cevap vereyim, bazı arkadaşlar hep roman hep roman nereye kadar diyor? Sadece tebessüm ediyorum. Roman okumak da insana çok şey katar, dil zenginleşir, bakış açısı değişir, edebi hazzın tadını çıkarırsınız. Bu romanların bazılarının yaşları üç haneli rakamlara erse de kıymetleri azalmaz bilakis katlanarak artar. Nedeni de budur. Ama tabi bunu okumayana nasıl anlatabilirim? Tebessüm ediyorum, size de tavsiye ederim…

0

Fareler ve İnsanlar

20160310_112003

Bugünlerde duygu olarak inanılmaz yoğunum. Okuduğum her kitap zihnimde bu yoğunlukta canlanıyor, süzülüyor, dimağımda yer ediyor. Hayatın insana sundukları, bir hareketin, bir cümlenin size dönüp dolaşıp bambaşka bir halde gelmesi. Ve bazı insanların ne kadar özel olduğunu başkalarının hiç anlayamaması. Dedim ya çok doluyum. Steinbeck hiç okumadıysanız iyi bir başlangıç. Ben üniversite yıllarında Cennetin Doğusu ve Gazap Üzümlerini çok severek okumuştum. Tekrar okunacaklar listemde üst sıradalar. Bir gün o listeye başlayacak kadar vaktim olursa tabi…

0

Kahve İçelim Mi?

DSC_2037

Kahveyi seviyorum, hele bir de dostla içilirse bambaşka… Kim buna hayır der? Ama bu son yazacağım şey tüm anneleri mest eder. Şimdi kitap önünüzde, buzlu kahve elinizde; bir de Emre arkadaşınızla oyun parkında ise…valla hayat çok güzel:) Tamam bu keyif belki on dakika ama olsun. Bunun kıymetini ancak anneler bilir azizim:) Evet ukalalıkta yaptıysam…

Tamam kitaba geliyorum kimse dağılmasın. Falih Fıfkı Atay’ı ilk kez okudum. Şu ara edebi-roman tarzı değil tarih ve siyaset ağırlıklı kitaplar okuyorum. Bir de Delilik Nedir? var elimde ki onu ayrıca anlatırım. Evet Falih Rıfkı demiştim, ilk kez tanıştım kendisiyle. Cumhuriyet tarihimizin önemli kalemlerinden, övülen yazarlarından. Zeytindağı’da mutlaka okunması gerekenlerden diye bir yazı okuyunca attım sepete. Zaten minicik, çanta boyu, iki yüz sayfa. Üç günde bitiverdi. Açıkçası kitabı bir bütün olarak sevmedim. Evet bunu söylememek için kendimi zorladım ama doğrusu bu. Çünkü anlatılan konular önemli ve tarihi gerçekler ama kitabın kurgusunu sevmedim. Bir bütünlük yok ve sanki okuyucu her şeyi biliyormuş gibi oradan oraya atlayarak anlatılmış. Tarihi gerçekler, iç burkan bir memleket hikayesi bu ama yine de akan bir olay örgüsü yok. Konuya vakıf değilseniz okuduklarınız havada kalıyor. Mesela herkesin pek bir beğendiği Salah Birsel’in Boğaziçi Şıngır Mıngır’da da ben bunu hissetmiştim. Kitabın ortasından on sayfa kopar okuyucu anlamaz. Bilmiyorum benim gibi hisseden çok mudur az mıdır?! Önemi yok çünkü bu benim fikrim. Yine de her kitapta olduğu gibi bundan da dimağa kalan cümleler var. Onlardan biri var ki yazmadan geçmem mümkün değil.

Birinci Dünya Savaşı yılları. Osmanlı İmparatorluğu bir çok farklı cephede inanılmaz bir mücadele veriyor. Bu esnada bazı paşalar ile ilgili merkeze giden istihbaratlar oluyor. Enver Paşa ile Zeytindağı’nda görevli Cemal Paşa arasında Erzurum cephesinde bulunan Mahmut Kamil Paşa hakkında bir yazışma yapılıyor. Cemal Paşa, Mahmut Kamil Paşa hakkında şüpheler olduğunu yazıyor Enver Paşa’ya ve ekliyor: “Eğer Erzurum cephesinde vatana iyi hizmet ediyorsa hiç kurcalamayalım” Enver Paşa’nın cevabı net “Hiç bir vatan hizmeti vatana yapılmış fenalığı mazur gösteremez, vesika bulursanız hemen bana bildiriniz” diyor.

Not: Tarihe meraklı iseniz kesinlikle okuyun derim. Zaten yüz temel eser arasında kitap. Ve evet bildiniz bir sonraki kitabım Murat Bardakçı’nın Enver’i.

0

Masklavi

DSC_1634Gürcüce çoban yıldızı demek. Söylemesi biraz zor ama akılda kalası bir isim. Bazen böyle isimlerin içi çok boş oluyor. Yani zorlama geliyor bana. Bizim gittiğimiz Masklavi öyle değil ama. Denetim için Kestel’in köylerinde olduğumuz bir gün arabayı Masklavi’ye doğru sürdük. Köylülere gitmek için yol sorduğumuzda bilemediler ama İstanbul’dan bile misafirleri oluyormuş. Kestelin dağ köyünde inanılmaz güzel bir manzara, çok keyifli bir mekanda sizi ağırlıyorlar. Burası bir aile işletmesi. Genelde kahvaltı için tercih ediliyor. Güzel havalarda çocuklu aileler için çok ideal. Kışın da mekan büyük olduğu için rahatlıkla tercih edilebilir.

DSC_1635

Biz öğle yemeği için tercih ettiğimiz için siparişimizi verip beklemeye başladık. Önden bir boşnak böreği geldi ki inanın parmaklarımızı yedik. Yufkası hazır değil, mekan sahibinin annesinin elinden çıkmış bu nefis börek tabakta sadece otuz saniye kaldı:) Ama gerisi tam bir eziyet oldu diyebilirim. Siparişten sonra 35-40 dk yemeğin gelmesini bekledik. Üstelik mekanda bizden başka öğle yemeği için bekleyen yoktu. Bu konuda sıkıntı olduğunu kendileri de kabul ettiler. Ve porsiyonlar çok küçüktü. Ben bile doymadım. İlçelerde özellikle köylerde yediğimiz yemeklerin porsiyonları öksüz doyuran cinsi olduğu için bu nişantaşı tabağını da çok yadırgadım. Ama yemek gerçekten çok lezzetliydi. Fiyata gelince yine ortalamanın üstü ve isim olmanın farkı faturaya yansımıştı. Yine de manzaraya, temiz havaya ve lezzete değerdi diyebilirim. En kısa zamanda bir hafta sonu gidip kahvaltısını denemek istiyorum. Size de tavsiye ederim:)

Not 1: Böreğin fotoğrafını çekerken açlıktan kimsenin gözü dönmemişti ama yemek geldiğinde kimsenin fotoğraf için zamanı yoktu idare edin:)

Not 2: Mekan sahibi genç çift yeni doğan bebeklerini de mutfakta bakıp işe yetişmeye çalışıyordu. Ama gecikmenin mazereti bu olmaz çünkü maaile mutfakta çalışıyor!

0

Carettalar Yaşasın

20160501_120005

Hiç sevmem plansız yapılan işleri. Dalyan gezisi de böyle oldu. Hadi gidelim, nasıl ne zaman demeye kalmadan kendimi yolda buldum. Malum bu seyahatlerde en büyük sıkıntım Emre’nin ne yiyeceği oluyor. Hızlıca evdekilerden bir yolluk hazırlayıp günü kurtarabilecek kadar yiyecekele yola çıktım. Refikanın Nurgazı zaten bagajın mutemmim cüzi bu yolculuklarda:)

20160430_103330_HDR

Yolda olmak ve bir şeyler okumak, hele yanına bir de kahve bulabilirsem benim için öyle keyifli ki anlatamam. İşte yol bu keyifle başladı. Emre altı saatlik yolun yarısında uyudu, kalan yarısı kitap, şarkı, muhabbet, yola bakmaca ile nasıl geçti anlamadım. Ben de bir sevindim bir sevindim. Dedim büyüdü bu çocuk, artık daha uzun yollara gidilebilir, daha sık arabayla yol alınır. Zaten bana bir malzeme ver ben sana on yemek yapayım. Tabi ertesi gün beni bunları düşündüğüme bin pişman etti ama henüz o dakikalarda bunu düşünemeyecek kadar mutluydum. Neyse Dalyan’a akşam dört gibi vardık. Gidiş nedenimiz bir düğün olduğu için otele yerleşip organizasyona dahil olduk. Emre köpeklerin peşinde ben topuklu ayakkabılar ile Emre’nin peşinde akşamı ettik:) Ve tam düğün başlamak üzereyken uyuyunca odamıza döndük ana oğul. Ertesi gün için ben de erkenden uyudum.

20160501_122820

Sabah kahvaltı işkencesinin ardından İztuzu plajına gittik. Emre sahilde oynamaktan çok keyif aldı. Ardından caretta carettaların tedavi edildiği hastaneyi ziyaret ettik. Devasa kaplumbağaları su tanklarında, insan eliyle verilen zararın izleri ile seyretmek çok hüzün vericiydi. Şu insanın doğaya verdiği tahribat diye başlamak istiyorum ama insanın insana ettiğini gördükten sonra…

Kaçamak yapmak için bize biraz uzak bir rota. Dönüş yolunda Emre bu konuda net bir duruş sergiledi. Ama 4-5 gece kalmak, doğa yürüyüşleri, alternatif tatil rotaları, kalabalıktan uzak mekan arayanlar için çok çok ideal. Çocukla da gidilebilir, tek sorun nasıl gideceğiniz:)

Not 1: Beş yıldızlı otel aramayın. Butik otel ve pansiyonlar hizmet veriyor. Genelde hepsi aile işletmesi. Çocukla giderseniz rahatlıkla mutfakta yemek yapabilirsiniz.

Not 2: Fotoğrafta gördüğünüz kaplumbağanın sağ kuyruk tarafında gördüğünüz çizgi kocaman bir pervanenin açtığı yara izi. Başka söze gerek var  mı?

0

Entelektüel İnsan

20160520_150517

Entelektüelin kelime karşılığı wikipedia’ya göre zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da şahsî amaçlarına erişmekte kullanan kişi demekmiş. Amacım tam olarak bu mu bilemiyorum ama entelektüel biri olarak bilinmek beni mutlu eder eminim. Ve şunu gayet iyi biliyorum ki okumak özgürlük, sınırsız bir dünya ve mutluluk kaynağı. Okudukça kendimi iyi hissettiğim doğrudur. Mutsuzken sığınağım hep kitaplar olmuştur. Okumaya dair ne kadar şey söylesem yazsam az. Hatırladığım en güzel anılarımda hep kitaplarım var.

Entelektüelin Kutsal Kitabı’da bu anlamada benim için çok iyi bir başucu kitabı. Tarih, Edebiyat, Felsefe, Matematik, Bilim, Din, Güzel Sanatlar ve Müzik alanlarında her güne bir sayfa şeklinde 365 konu incelenmiş. Okuyucuya bu konular hakkında en temel hali ile bilgi verip fikir sahibi yapıyor. Ama meraklısı için yetmiyor dahasını istiyor. Özellikle, resim, müzik ve edebiyat bana yepyeni araştırma konuları verdi diyebilirim. Okunacaklar, gezilecekler, görülecekler listesi kabardı, tek sorun bu:)

Not: Kitap hala bitmedi ama kararlıyım ikinci yılın sonunda bitecek!

Not 2: Kitap, kahve, pasta… Daha söze gerek var mı?

Not 3: Pastayı Bursalılar iyi bilir, Uzay Pastanesi babaroski efsanesi…

0

Pasto Bursa

20160715_102024

Denetime çıkmanın en keyifli yanlarından biri de dışarıda olup sürekli yeni mekanlar keşfedebilmek. Şuranın kahvaltısı buranın manzarası derken bulunduğunuz yerde yemek üstadı olup çıkıyorsunuz. Tabi benim gibi yemeği keyfe dönüştürmeyi sevenlerdenseniz. İşte Pasto’ da Bursalı şef Ömür Akkor’un tavsiye ettiği mekanlar arasında uzun zamandır gitmek istediğimiz yerlerden biriydi. Dillere destan tostu ve ekmekleri bakıp bakıp aklımızı çeliyordu. Şehir içinde olması, her an gidebilme ihtimali burayı sürekli ötelememize neden oldu. Nihayet geçtiğimiz hafta denetim arası öğle yemeğinde adres Pasto dedik, gidiverdik. İşte notlarım:

20160715_102132

*Tostu gerçekten çok lezzetli, başlı başına bir öğün. Öğle arası için çok doyurucu. Tabi biz tostla yetinmedik.

*Ekmekleri çok başarılı. Ekşi maya ekmeği özellikle satın aldım. Ama mütevazı olmayacağım benim evde amatör olarak yaptığım ekmekler hem görüntü hem de doku olarak daha başarılı:)

*Makarnalar çok güzel gözüküyor ve seçenek çok fazla, alınası.

*Amaaaa… servisin self olması, fiks bir kahvaltının olmaması kötü. Soğuk dolaptan istediğini seçiyorsun ama neyi seçsem, ne ne kadar derken almayı unuttukların falan pek mantıklı bir seçenek değil bence. Ben kahvaltıyı zeytin, peynir, bal, reçel ile severim. Devamı olursa daha da severim:) Seçim bana kalınca, fiyat belli olmayınca durum biraz karıştı diyebilirim. Her seferinde çayı tazelemek için gidip gelmek de sinir bozucu.

*Mekan yol üstü olduğu için koşturan bir çocukla gitmek pek akıllıca değil. Ama dükkanın içindeki kocaman kuş kafesi çocukları cezbediyor. Masalar çok dip dibe küçük çocuk sıkıntı olabilir, karar sizin.

Bir daha kahvaltı için gitmem ama evde ekmek yapamadığımda kesinlikle ekmeğimi almaya uğrarım, size de tavsiye ederim. Artık karar sizin.