0

Üç Çocukla Hayat

20160213_135520Ben üç çocukla hayatı tasavvur dahi edemezken bu kitabı yazan Şermin ÇARKACI bir kitap daha çıkardı! Adım atmak, çalışmak, üretmek böyle bir şey işte. Yine bir solukta çok keyifli bir kitap okudum. Oyun takvimi her sıkıştığımda imdadıma yetişiyor zaten. Bu kitapla yine yepyeni pencereler açıldı zihnimde. Kimse durduk yere kitleleri peşinden sürüklemiyor. Bu her anlamda böyle. İnstagram hesabında yaptığı paylaşımlara yüzlerce yorum geliyor. Bir kaç cırtlak ses çıkmıyor mu, çıkıyor. Ama onlar bütünün ahengini bozamıyor.

İyi olmak, yaptığı işi sevmek, etrafa içindeki güzellikle bakabilmek işte böyle bir şey. Güzel anneler var ülkemde biliyorum. Ne kadar yorulursam yorulayım işte bunlara bakıp “hadi” diyorum. Siz de öyle yapın!

Reklamlar
0

Günübirlik Hayatlar

20160213_135252Şubatta tam gaz okuduğum kitaplar ay sonunda hastalıklara yenik düştü maalesef. Bu kitap o serinin sonlarından. Şimdilerde rölantide olsam da bu haftasonu yapacağım kaçamak için çantaya bir kaç kitap attım şimdiden.

Gelelim Irvın Yalom’a. Kendisiyle tanışmamız Nietzsche Ağladığında’yla başlıyor. Sanırım on yıl önceydi. Şimdilerde tekrar okumak istiyorum. Çünkü hakkını veremediğimi düşünüyorum. Neyse bir türlü şu kitaba gelemedim:)

Günübirlik Hayatlar Yalom’un danışanları ile yaptığı tek ya da iki seanslık psikoterapi öykülerinden oluşuyor. İki kişilik bu seanslara bir çift göz olarak dahil olmak, insan doğasını, ruhunu çözümlerken kelimelerin akışında kaybolmak çok keyifli. Bir sonraki siparişimde yine Yalom’dan bir kitap atacağım sepete. Bu tarzı seviyorsanız tavsiye ediyorum!

Not: Fonda Oyuncu Anne’nin oyun takvimi. Her ay için olan yazıları keyifle okuyoruz Emre’yle:)

2

Bi Kahve?

DSC_1756Öğrencilikten sonra bir yılım sınavlara hazırlanmak için Ankara’da geçti. Çok güzel dostluklarım oldu. İşe başladım, eğitim için beş ay yine Ankara’ya geldim. Çok güzel dolu dolu geçen bir beş ay oldu. Bol bol tiyatro, sinema ve kitap vardı Ankara’da geçen zamanlarda. Sonra işim dolayısıyla İstanbul’a taşındım. Çok fazla sinema tiyatro olmadı hayatımda ama gezerek çok şey öğrendim, çok yer keşfettim. Tabi kitaplar yine hayatımın baş köşesindeydi. Tüm bunları yaparken ne zaman soluklanmak için bir kahve içmek istesem yanımda illa ki bir dost oldu. Kahve muhabbete bahaneydi aslında. Gelgelelim eş durumundan işimi Bursa’ya taşıdığımda kahvenin yanına bir dost bulmak en büyük sıkıntı oldu. Şimdi dostlar alınmasın. Elbette varlar ve hayatımda oldukları için onlara müteşekkirim. Fakat zaman burada çok dar/hızlı benim için. Özlemini çekiyorum kahve yanında yapılan dost muhabbetlerinin.

Bu kare de iş için Bursa’ya gelen sevgili dostum Şafak’la otel lobisinde günü batırdığımız bir pazardan. Kendisi şimdilerde Hindistan, Singapur geziyor olsa da ben tekrar gelse de yine bir kahve içsek diye hayal kuruyorum:)

0

Sen Özelsin!

20160220_144753

Mart ayı hatta şubat sonu benim için çok zor geçti. Hastalıklar ve ülke gündeminin ruhumda oluşturduğu tahribat bedenimi bitkin düşürdü. Son iki üç yılda hiç olmadığım kadar ağır bir gribe yakalandım. İki haftada bir sipariş verdiğim gibi bir mail hazırladım, alacakları işaretledim ve  “çok hastayım, beni iyi edecek ne varsa kargolayın” diye de not düşüverdim. İki gün sonra kargom geldi. İstediklerimin bir kısmı, istemediğim ama gelmişken yerim dediğim bir kaç şey çıktı koliden, hepsi bu. Ama geri kalan istediğim ürünler yoktu. Tamam bazen böyle oluyor, havuç bitmiş oluyor, taze kesemeden kargo çıkıyor ama stoklu istediğim ürünler de vardı onlar nasıl olmaz derken hemen aklıma kargolarken birinin siparişi ile karıştığı geldi. Aradım “yooo karışıklık yok, siz çok hastayım, beni iyi edecek ne varsa kargolayın dediniz Pınar Abla’da sizin için bu koliyi hazırladı. Ekte liste yoktu” dediler. Nasıl mutlu oldum anlatamam.

Sık sık yaptığım gibi alacaklarımın listesini maile eklemeyi unuttum ama bu kez hastayım deyince benim için listeyi Pınar Abla yapmış. Kendimi çok özel hissettim. Hangimiz hastayken düşünülmek istemez? İşte yıllardır yaptığım bu alışveriş benim için sıradan bir alışveriş değil. Bir kutu içinde ben yıllardır dostluk,güven ve ailem için iyi şeyler alıyorum. Satın alıyorum demek ya da bunun bir alış veriş olduğunu söylemekten ısrarla kaçınıyorum. Pınar Abla da zaten ürün gönderdiği kişilere “müşteri” demiyor. Çünkü her birimizle olan ilişkisi sıradan değil. İlla alış veriş derseniz de  al domatesi ver parayı değil. Satın alırken “öde” değil. Eksik çıktı, şu yok ,açıkla öde değil. Yani paranın gerçekten amaç değil araç olduğu bir alış veriş bu.Oğlumun doğumunu biliyor, tayin olurken yaşadığım sıkıntıları biliyor. Bu önemli çünkü benim gibi binlerce kişi var hayatında. Ara sıra canım sıkılınca mesaj atıyorum bana “devam” diye gaz veriyor, bazen saçmalıyorum “aldırma,olur” diyor:)

Etrafımda böyle insanların olduğunu bilmek bana bu ülke için hala umut olduğunu gösteriyor. Ben inanıyorum. Üreten ve düşünen insanlarla bu ülke yine güzel günler görecek inşallah.

Not: Tek şikayetim artık Pınar Abla çok yoğun eskisi kadar geyik yapamıyoruz.

0

Çocuk Neyi Neden Yapar?

20160207_165539Yine bir Adem Güneş kitabı. Kitabın başında çocuk eğitiminin öyle kolay, pratik bir şey olamayacağını fakat en temel sorunlara başucu kitabı olması ve yol gösterebilmesi, bakış kazandırabilmesi adına hazırlanmış derli toplu bir kitap.

Evet yüzeysel ama çocuğunuzu büyütürken aklınıza gelecek, karşınıza çıkabilecek en temel sorunlara çok basit bir dille çok güzel cevaplar vermiş. Çocuk gelişimine dair keşke daha çok şey okuyabilsem. Bu kitapların vizyonumu genişletmesi, neyi yapıp neyi yapmayacağım hakkında fikir vermesi çok güzel. Not aldığım çizdiğim, katıldığım ve katılmadığım yerler çok fazla. Bu kez buraya alıntı yapmıyorum. Çünkü çok kolay okunan ve her ebeveynin mutlaka okuması gereken kitaplar arasında olduğunu düşünüyorum.

Bir mola verin, ıhlamuru ya da kahveyi hazırlayın ve başlayın okumaya. Bittiğini fark etmeyeceksiniz inanın bana.

0

Ajandalarım!

IMG_20160120_121346Yazmak ve okumak benim için vazgeçilmez. Her şeyi yazar, not alır, listelerim. Emre doğduğunda onun için bir yıl boyunca günlük ajanda tuttum. Umarım okumayı seven bir çocuk olur ve bir gün bunları okur diye de içimden dua ettim.

Her yıl olduğu gibi bu yıl Aralık ayında da kendime ajanda baktım ama çok içime sinen birşey bulamayınca ehven-i şer yaptım. Aslında gönlüm Ceyda Düvenci’nin ajandasına kaymıştı ama her yerde satılmıyordu. Sipariş kargo derken astarı yüzünden pahalıya geliyordu. Aklımın kaldığını bilen canım arkadaşım _masalsi_ Belgin’de almaya çalışmış ama olmamış. Neyse yıl geldi, başladı, ben yeni ajandalarımla önüme bakarken yine bu ajandayı sevdiğim blogger Özge Lokmanhekim’in instagram hesabında görünce altına bir yorum yapmadan geçemedim “keşke ulaşmak da kolay olsaydı” dedim. Ve hemen “biz hediye edelim” diye bir cevap geldi. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam!

Bu yazının üzerinden bir kaç gün sonra ajandam elimdeydi. Yarım saat inceledim. İş ajandası yapmayı aklımın ucundan bile geçirmedim. Özel ajandam olabilirdi ama kıyamadım. Derken Emre için tutmaya karar verdim. Her sayfası nasıl güzel nasıl özenli. Bazen yazarken sayfalara dalıp gidiyorum. Bence seneye daha çok noktada satışı olmalı ve iki ebatta hazırlanmalı. Taşıması kolay, sayfa kalitesi harika. Valla hediye geldi diye demiyorum:)

Not: Ajandanın satışı lidyana.com da yapılıyor, ilgilisine duyurulur.