1

Psikolog Ayşegül Alkış

DSC_1857

Kindyroo Bursa’nın düzenlediği aile buluşmalarında Psikolog Ayşegül ALKIŞ’ın yaptığı sunumdan sizler için aldığım notları da bugün paylaşmak istiyorum:

*Çocuğunuza sınır koyun. Sınır koymak ebeveyn çocuk ilişkisinde olmazsa olmaz. Hatırlarsanız bu konuda okuduğum kitabı da paylaşmıştım.

*Laptop,tablet,telefon vb. eşliğinde değil sadece masada yemek yedirin. Yemek saati belli olsun peşine koşturmayın.

*Güvenli bağlanmanın temelinde ruhsal doyum var ki bu konuda daha önce Adem Güneş’in kitaplarını paylaşmıştım,mutlaka okuyun.

*0-3 yaş arası çocuklar mümkünse anne baba ve bakımveren arasında büyüsün. Bir dördüncü kişi varsa ve mümkünse onun rolünü elinizden geldiğince azaltın.

*Çocuğunuza yaşından büyük oyuncağı sırf ağlamasın diye almayın. Ruhundaki zararları çok çok daha fazla olur.

*Kardeş kıskançlığı konusunda bilinçlenin. Büyüğü ihmal etmeyin,küçüğün ezilmesine müsade etmeyin.

*0-6 yaş çocuğu yalan söylemez. İsteğini, hayalini ya da rüyasını anlatır. Kabusla gerçeği ayıramaz. İsteklerini yalan diye yüzüne vurmayın,kulak verin.

*Annelik içgüdülerinize güvenin ki bu cümle benim mottom:)

*Anne sütü emen çocukların ısırması memeyi bırakmaya hazır olduğu mesajını verir ki ben bu mesajı kaçırmışım:(

*Çocuğunuzun durup dururken çığlık atması,arkadaşıyla oynarken bir anda bağırmaya başlaması kendini göstermesi,kelimelere dökemediği hislerini ifade etme şekli, ona kızmayın.

Ayşegül ALKIŞ kısacık zamanda çok güzel bilgiler paylaştı bizimle. Kendi özelimde Emre ile son iki aydır yaşadığımız “krizleri” de sordum,hepsi normal diyip içimi rahatlattı:)

Not: Açıkçası çocuk psikologu her ebeveynin her an ulaşabileceği doktor statüsünde değil. Bu nedenle bu toplantıları daha fazla ebeynin bilinçlenmesi için çok önemsiyorum. Katılım arttıkça arzın da artacağına inanıyorum.

0

Anne Buluşmaları

DSC_1855

Son yazımda belirttiğim Kindyroo anne buluşmasını pazar günü gerçekleştirdik,instagram hesabımdan takip edenler biliyordur:) İşte o buluşmadan tuttuğum notlar ama orada olmak,akıldaki soruları sese dönüştürmek en güzeli de aynı duyguları yaşayan ebeveynlerle tanışmak çok keyifli inanın. Eğer Bursa’daysanız bir sonrakine katılmaya gayret edin derim. Tamam notlarıma geçiyorum:

*Bebek beslenmesinde artık 6. aydan itibaren et verilmesi yönünde artık doktorların ağız birliği var. Biliyorsunuz Emre’ye ciğer yedirdiğimi daha önceki yazımda paylaşmıştım. Balık da yine doktorunuza danışarak 7. aydan itibaren verebilirsiniz.

*Kim ne derse desin iki yaşa kadar -sütünüz varsa tabi- emzirin. Aslında bunda da keskin bir sınır yok. Siz ve bebeğiniz kendinizi hazır hissettiğinizde sütü kesebilirsiniz. Ama bunu birdenbire yapmayın.

*Çocuklara yemeğin,etin vs. suyunu içirmeyin,yemeğin kendisini yedirin.

*İlk altı ay su vermeyin,anne sütünde de mamada da yeterli su var.

*Bir yaşına kadar inek sütü önerilmiyor. Hatta mümkünse üç yaşına kadar vermeyin. İnek sütündeki protein bebeğinizin ihtiyacı olandan üç kat fazla.

*Alerjik bebekler/çocuklarla ilgili yapılan son çalışmalar yine bilenen tüm gerçekleri altüst etti. Alerjik bir bebeğiniz varsa doktorunuza bu yenilikleri mutlaka sorun.

*Bunu yazmaya gerek var mı diye düşündüm ama hadi yazayım dursun dedim: Bebeğinize çay,bitki çayları,meşrubat,konserve,hazır çorba,hazır meyve suyu,şekerleme,salam,sosis,sucuk,paket gıda YE-DİR-ME-YİN!!!

*Bebeğinizin yemeğine hiç tuz katmasanız da gerekli tuzu gıdalardan alır.

Not 1: Buraya yazmadığım ama konuşmacımızın kavanoz mamalar ve gdo hakkında da söyledikleri vardı ama çok inandırıcı gelmediği için paylaşmıyorum.

Not 2: Psikolog Ayşe ALKIŞ’da programın ikinci bölümünde bizi bilgilendirdi. Ona dair notlarımı da yarın okuyabilirsiniz.

Not 3:Bu toplantı için Kindyroo Bursa’ya çok teşekkür eder,devamını heyecan ve hevesle beklediğimizi bildiririm.

5

Hello Kindyroo

IMG-20151111-WA0029

Çoook uzun bir zamandır size Kindyroo’dan bahsetmek istiyordum ama bu ara ısrarla ve büyük bir şevkle bahsetmek istiyorum. Neden mi? Yok öyle bedavacılık öncesini okuyun sonra nedenini anlarsınız:)

Emre yedi sekiz aylıktı. Bir türlü emeklemiyor,her yere kucağımda gidiyor,bir yerde uzun süre durunca sıkılıyor,yere koyunca bensiz bir dakika durmuyordu. Tam bu sırada instagramda -evet yine instagram:)- kindyroo’yu görüp araştırıyorum ve bingo! Evimin çok yakınında Kindyroo olduğunu öğrenip hemen arayıp ve deneme dersi için randevu alıyorum. Şuna tavsiye,buna tavsiye derken ben dört ya da beş kez, daha kayıt yaptırmadan Emre ile görüşmeye gidiyorum. Bu tip yerlerde bilirsiniz ilkinde çok sıcak ilgili bir karşılama,her soruya gülümseyerek verilen yanıtlar olur. Ama sorular ikinci kez sorulduğunda,kayıt yaptırmadan bir kez daha geleyim dediğinizde bir ilgi azalması,bir göz devirmesi,o gün doluyuz sonra gelin sallaması vs. olmaya başlar. Bunu hepimiz bir çok yerde yaşamışızdır. Ama Kindyroo’da tam tersi,sanki tek müşteri benmişim,en güzel bebek Emre’ymiş gibi bir ilgi bir alaka! Sonra noluyor ben hemen kayıt mı yaptırıyorum,hayır. Arabam bozulup uzuuun süre de bozuk kalınca biz ortada kalıp,Ahmet Bey’e -Kindyroo’nun babası:)- “kusura bakmayın” diye telefon edip eve geri çekiliyoruz. Ahmet Bey nasıl nazik,nasıl anlayışlı “olur,ileride görüşürüz inşallah” diyip beni yerin dibine geçiriyor anlatamam. Yani şuraya kadar olanlar benim otuz iki yıllık hayatımda hizmet satın aldığım hiç bir yerde olmuş işler değil,inanın abartmıyorum. Ticaret yapan herkes birincide kibar, ikincide kibar, sonra “Turkish style” bu memlekette. Neyse yine konu nerelere geldi ben Kindyroo’yu anlatacaktım size.

Arabam tamir olunca ben koşa koşa yine Kindyroo’nun kapısını çaldım. Çünkü mevsim kış,çünkü Emre yaşını geçmesine rağmen hiç bir emekleme/yürüme emaresi göstermeyip sürekli aktivite ister halde. Çünkü çocuğuna yalnız bakan her anne gibi ben sevgi patlamaları yaşar vaziyette:)

Ahmet Bey yine inanılmaz kibar bizi karşıladı. Sanki o kadar görüşmeden sonra kayıt yaptırmayan ben değilmişim gibi “yine deneme dersi yapalım isterseniz” dedi. Yok dedim,bu adam Türk olamaz ya da akşam ev diye İsveç’e uçuyorlar herhalde. Ya buna şaşırmam normal bence,tuhaf olan onlar:)

Neyse burayı aşıp artık Kindyroo içeriğinden bahsedeyim. Kindyroo’da dersler yaklaşık bir saat sürüyor. Önce her hafta değişen bir aktivite parkurumuz var. Bu parkur sadece çocukların hoplayıp zıplamaları için değil aynı zamanda ileriye dönük amaçlı,belli kas gruplarının çalışması için de düzenleniyor. Erken çocukluk döneminde doğru geliştirilen el kasları ile ileride kalem tutarken zorlanmamalarından tutun da vestibular sistemi uyararak denge sağlamaya,her yerde -seyahat esnasında- okuyup yazabilmeye kadar uzun yılları kapsayabilen planlamalardan oluşuyor. Bu sadece aktivite parkurumuz için. Sonrasında geçtiğimiz odada ince motor becerilerini geliştirme,renkleri tanıma,sırasını bekleme,paylaşma,kendine ait olana sahip çıkma gibi bir çok şeyi oyunla öğreniyoruz. Peki çocukların derse katılımı nasıl oluyor,biz de gittik ama benim çocuğum hiç ilgilenmedi derseniz işte bizim yaşadıklarımız.

IMG-20150518-WA0006

Kayıt yaptırıp haftada iki gün derslere başladık. Kayıtları aylık değil üç aylık yapılıyor. İlk bir ay Emre’nin uyumlanması epey zor oldu. Kucağımdan inmedi,dersin ortasında meme diye tutturdu,uyuma emareleri gösterdi ki uyku saatine göre ders saati ayarlanmıştı falan falan. Ama bir ayın sonunda derse katılımı arttı. Gruptaki diğer arkadaşları ile ilişkisi şekillenip onları tanımaya başladı. Ve başladıktan bir ay sonra ilk adımlarını Kindyroo’da atarak beni sonsuz mutlu etti. İlk arkadaşlarını Kindyroo’da hayatımıza dahil etti ki Emre’nin arkadaşlarının annesi benim de en kıymetlilerim oldu. Zaten Kindyroo’nun bize kattığı -yani sadece çocuğa değil anneye de çok şey veriyor- en değerli şey kurulan güzel dostluklar oldu. Emre’nin gelişiminde yaşadığım sıkıntıları benimle benzer şeyleri yaşayan annelerle konuşup rahatladım,çözüm buldum. Ders öncesi ders sonrası birlikte vakit geçirip,dertleştik. Kindyroo’nun salonu evimizin salonu gibi oldu. İstediklerimizi Ahmet Bey’e söylediğimizde birlikte istişare ederek çocuklarımız için en iyisine birlikte karar verdik,vermeye de devam ediyoruz.

Ve ta ta taaaam:Bu sene olağan ders akışımıza bir de bilgilendirme seminerleri,anne buluşmaları koyalım dedik. Ahmet Bey yine “olur” dedi. 22.11.2015 tarihinde Bursa Crown Plaza’da İlk 1000 Gün Bebek Beslenmesi toplantısı yapılacak. Duyduğumda nasıl mutlu oldum anlatamam. Çünkü bu toplantıların şehrimizde olması,daha çok anneyi buluşturması çok ama çok kıymetli. Hatırlarsanız hassas anne buluşmasında ben bu buluşmaları daha çok istiyorum demiştim. İşiniz yoksa mutlaka gelin.İşiniz varsa da erteleyin yine gelin:) Ama Kindyroo’yu arayıp kayıt yaptırmayı unutmayın!

Not:Ahmet Bey’in iletişim numarası 0533 269 95 57,bu haftasonu yapılacak toplantıya katılmak için mutlaka kayıt yaptırmanız gerekiyor. Erken davranın yer çok sınırlı zira halihazırdaki Kindyroo annelerinin sayısı epey fazla:)

Not 2: Kindyroo’da sürekli danışmanlık alabileceğiniz pir psikolag da var. Yani bebeğiniz/çocuğunuzla ilgili yaşadığınız sıkıntılarda,aklınıza takılanlarda yardım alabiliyorsunuz. Ve Ahmet Bey’in bu konuyu da bir adım yukarıya taşımak gibi çılgın projeleri var. Hayata geçer geçmez ondan da bahsedeceğim.

0

Hayat Dediğin…

DSC_2170

Trt’de bir program vardı, “Ömür Dediğin” diye. Televizyon izlediğim zamanlarda denk gelirse keyif,ibret ve hayretle seyrederdim insan hikayelerini. Bir kaçı da aklımda öyle yer etti ki,bazen aklıma gelir burnumun direği sızlar.

Son iki haftadır sahte işyeri incelemesi yürütüyorum. İfadeye gelen insanların öyle değişik hikayeleri var ki! Her seferinde üzüntüden midem sızlıyor. İnsanların zor durumlarından faydalanıp,ellerindeki üç kuruşun nasıl gasp edildiğini,bu paralarla nasıl refah bir hayat içinde yaşanabildiğini donuk gözlerle izliyorum. En çok da kadın hikayeleri yoruyor beni. Akşam eve kocaman bir kafa ile dönüyorum.

Ama sonra bir şey oluyor. Evet,evet hala umut var diyorum. İşte fotoğraftaki kabaklar da bana bunu hatırlatan anların somut bir kanıtı. Oldum olası küçük süs kabaklarını çok sevdim. Hatırlıyorum ben küçükken,Trabzon’da bir sene “moda” oldu herkes bahçesine ekti bu kabaklardan. Hatta bir tür vardı -şekli hala gözümün önünde- minicik ama üzerine böyle tereyağlı turta kırıntıları dökülmüş gibi şekilleri vardı. Neyse işte bu yıl instagramda bir galeride gezerken yine böyle minnak sevimli kabaklar gördüm,Alaçatı’da çekilmiş fotoğraf. Oralarda tatilde olan bir arkadaşımı etiketleyip “bulursan al bunlardan” diyecektim, bir türlü beceremedim:) Yorum bıraktım ve evren sesimi duydu, @anneli_kızlı_tasarım bizde bir sürü var ben yollarım dedi. Ahh,nasıl mutlu oldum anlatamam. Aradan zaman geçti,mesaj attı “unutmadım,kurumalarını bekliyorum” diye. Ben de “unuttuğunuzu hiç düşünmedim” dedim. Ve bir gün kargocu elinde bir paketle benim kabakları getirdi, ben mest…

İki kelimeden ibaret bir cümleye kayıtsız kalmayıp beni çooook mutlu eden @anneli_kızlı_tasarım bence hala iyiliğin,güzelliğin var olduğunun,koşulsuz,tanımdan da birbirimizi sevebileceğimizin somut kanıtı. Her türlüğü kötülüğe ve nefrete rağmen.

Sevgiyle kalın…

0

Ruşeymli İrmik ve Sulu Köfte

IMG-20151001-WA0001

Aslında herkesin bildiği bir tarif. Ama ben biraz oynadım. Şöyle ki elimde var olan buğday ruşeymi ve ruşeymli irmiği artık Emre’ye yediremiyorum. Tek çare bunları yemeklerine katmak. Sulu köfte yaparken 200 gr kadar kıymaya incecik doğradınız soğan,bir orta boy yumurta,iki yemek kaşığı pirinç,istediğiniz baharatlar -ben sadece tuz ve biraz kimyon ekledim- ve 5-6 yemek kaşığı ruşeymli irmik katın. Ruşeymli irmiği kontrollü katmakta fayda var. Kontrolden kastım kıvamı bulmak. Ele yapışmayan bir harç olana kadar ekleyin. Takır takır olur diye de korkmayın çünkü irmik şişince puf puf oluyor köftede. Ve köfteyi undan daha iyi bağladığı da tartışılmaz. Zira yıllardır bu yemeği yaparım, dağılmayan sulu köftem çok azdır. Hatta sulu köfteye niyet edip,kıymalı pirinçli köfte diye yedirmişliğim de çoktur koca adama:)

Neyse irmiğin yanında ruşeymlerde bonus olur bebelere unutmayın. Varsa dolapta ruşeymli irmik mutlaka deneyin. Yoksa buğday ununa biraz irmik ekleyip de yapabilirsiniz. Ben ruşeymli irmiği tabi ki makarnalütfenden aldım,artık malumunuz.

Afiyet olsun!

Not: Sadece fotoğrafa odaklanın sağa sola bakmayın:)