451

DSC_2000Gerçekten içim çekiliyor. Kendimi çaresiz hissediyorum ki bu hisse en son 2008 yılında kapılmıştım. Yani benim böyle hissettiğim anlar çok nadir olur,illa bir çıkış vardır der,ümitsizliğe kapılmam. Yine öyle diyorum ama şimdilik biraz rölantideyim. Biliyorum mevcut olduğum kudret damarlarımdaki asil kanda mevcut ve vatanı savunmak için doğuya batıya gitmeye gerek yok. Ben burada, olduğum yerden de vatanımı savunabilirim çünkü hattı müdafaa yoktur sath-ı müdafa vardır ve o satıh bütün vatandır.

Olayları anlatanları izlerken,haberleri dinlerken,okurken -yılı aşkın oldu televizyon seyretmeyeli,şimdi hiç seyretmem- öyle doldum ki; sabahları iple çektiğim serviste kitap okuduğum dakikalarda -yol yaklaşık otuz dakika sürüyor- boş boş camdan baktım. Bu durum da benim için çok garip çünkü ben bulduğu her boşluğu kitapla dolduranlardanım. Yolda kitabım biterse hemen en yakından yeni bir kitap alır okurum,havaalanındaysam kendime bir güzellik yapar bol reklamlı kalın bir dergi alır resimlere bakar gülümserim,yoldaysam en kötü gazete alır okurum ama illa ki okurum. Okuyamadım. O kadar doldum ki bir satır bile okuyamadım. Ama acı yavaş yavaş yerini sorulara bırakmaya başlayınca yine kitaplara sığındım. Tam da denk geldi Fahrenheıt 451 bu zamana. Şu satırları altını çize çize okudum.İşe geldim arkadaşlara bir kez daha okudum,arkadaşları aradım onlara da okudum. Lütfen siz de okuyun:

“…Eğer politik bakımdan mutsuz bir adam istemiyorsan,kaygılandıracak bir soruda ona iki bakış açısı verme,birini ver. Daha da iyisi hiç verme. Bırak savaş gibi bir şeyin var olduğunu unutsun. Eğer Devlet yetersizse,havaleliyse ve vergi delisiyse,insanların Devlet üzerine endişelenmesindense bırak böyle olsun. Huzur, Montag. Onlara yarışmalar düzenle,en popüler şarkıların sözlerini,devletlerin başkentlerini veya Iowa’da geçen yıl ne kadar mısır yetiştirildiğini bilerek kazansınlar….Olayların bağlantılarını kurmaları için onlara sosyoloji ve felsefe gibi kaypak şeyler verme…”

Altını çizdiğim daha bir çok yer var ama bence siz bir iyilik yapın kendinize bu kitabı okuyun. 1950’li yıllarda Playboy dergisi yayım hayatına yeni başladığında sadece belli bir kesime hitap eden sığ bir dergi değil edebi bir içeriği de olsun diyerek bu romanın ilk halini kısım kısım yayımlamışlar. Yani cümleler 1950’lere ait kimse bugüne dair üstüne almasın!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s