0

Smoothie Raporu

DSC_1988

21 gün smoothie biteli iki hafta oldu. Araya bir mini Karadeniz turu,koca bir kurban bayramı ve günübirlik İstanbul sıkışınca yazmak bugüne kaldı. Ama anlatmak için sabırsızlanıyorum çünkü değişim inanılmaz. Bu kadar büyük bir farkı kesinlikle beklemiyordum. Ve düşüncelerin hayatı,bedeni ne kadar etkilediğini o kadar iyi biliyorum ki. Sonucun bu kadar olumlu olmasının nedeni sanırım değişimi fark ettiğim andan itibaren inancım da artmaya başladı. Her şey için rapor yazan ben bu durumu da raporlaştırdım. İşte sonuçlar:

*Sabah kahvaltıları inanılmaz pratik oldu. Üçüncü hafta itibariyle meyveleri geceden doğrayıp kavanozladım. Ağzını sıkıca kapatıp buzdolabına koydum. Sabah sıvıları -portakal suyu,süt vs.- ekleyip bızladım.

*Cildim ikinci hafta itibari ile ışıl ışıl oldu. Her ne kadar gün içinde küçük kaçamaklar yapsam da mümkün mertebe şekerden -bu benim için ufak tefek tatlılar ya da çikolata oluyordu- ve beyaz ekmekten uzak durdum. Ama sonuç buna değdi. Smoothieye ara versem de yaşam kalitemi iyileştiren bu alışkanlıklara devam etmeye çalışıyorum.

*Smoothiye ara vermekten bahsettim yukarıda ama bu bilinçli ya da istemli bir tercih değil. Şöyle ki seyahate çıkmamız ve bayramın araya girmesi nedeniyle böyle oldu. Çünkü smoothie ben de kesinlikle alışkanlık halini aldı diyebilirim. Ara verdim dediğim on günde bile mesele İstanbul’a gittiğim gün çantama smootihie yapıp attım. Zaten programın 21 gün olmasının amacı da bu,alışkanlıklar 21 günde kazanılıyor:)

*Ve en güzel haberi en sona sakladım. Göbeğim gitti! Evet inanılır gibi değil ama yıllardır benimle olan göbek yok oldu. Kendimi bildim bileli yani liseden beri göbeğim oldu. Hayatımın hiç bir evresinde kilo sorunu yaşamadım ama o ayvadan karpuza dönen göbek hep varolmuştu. Ta ki smoothieye kadar. Tabi düzenli pilatesinde etkisi vardır ama o etki tam da bu zamana denk geldi. Kilo verdin mi derseniz,amacım kilo vermek değildi ama evet verdim. 1,5-2 kg kadar gitti ve bel çevremde iki santim inceldi.

Peki bundan sonra ne yapacağım? Asıl olay burada başlıyor çünkü tarifler mevsimsel. Benim yeni tariflere ihtiyacım var. Ve Ferin BATMAN’a sorulacak sorularım:

*Tariflerdeki malzemelerden birini bulamadığımızda yerine ikame ne koyabiliriz?

*Spor öncesi ve sonrası smoothiler farklı mı olmalı?Evetse neler mesela:)

*Düzenli beslenme çok önemli ve herkesin her zaman pt ile çalışma ya da bir salona gitme fırsatı olmuyor,siz ne önerirsiniz?

Kendime Not: Yepyeni maceralar peşindeyim. Hayatı organize edip hemen başlamak için sabırsızlanıyorum. En kısa zamanda sizinle de paylaşacağım.

Sana Not: Senin aklına takılan sorular varsa instagramdan yaz bana,bildiğim bir şeyse hemen cevaplarım.

Ortaya Not:Domatesler kış için konservelendi:)

0

Banyo Küveti

DSC_1717Bebek bekleyen her anne alışveriş listesi hazırlarken çok karasız kalıyor. Her kafadan bir ses,herkesten bir tavsiye derken bebeği için en iyisini en güzelini arayan annenin listesi uzuyor da uzuyor. Biraz fikir olması için banyo malzemeleri konusunda aldıklarımı sizinle paylaşmak istedim.

Banyo küveti en gerekli olan şeylerden biri bebek ihtiyaç listesinde. Ama o kadar çok seçenek var ki,ayaklısından,kaydırmazına,beş yaşına kadar kullanılanına kadar. Ben ne yaptım “less is more” dedim,gittim ikea’dan on beş yirmi liraya fotoğraftaki küveti aldım. Çok da memnun kaldım. Emre aykta durmaya başlayınca küvete bırakın yatmayı oturmak dahi istemedi. Hal böyle olunca banyonun küvetine geçtik. Yani öyle ayaklısı bilmem nesi yalan. Boş yere para vermeyin zaten dar olan evlerinizi daraltmayın:)

Bebeğinizi kurulamak için havlu aldınız ama o narin teni çok daha hassas bir şeyle kurulamanız lazım. Sene 2015 de olsa dünyanın her yerinde tülbent hala en çok kullanılan bebek malzemesi. Hem suyu çok iyi çekiyor hem de tenine çok güzel bir dokunuş sağlıyor. Kumaşçılarda metresi bir ya da iki lira. Beş metre kadar alın,istediğiniz boyda bir kaç tanesinin kenarlarını makinede çekin/çektirin. İşte en hassas havlunuz hazır!

Bebek şampuanları ve diğer detaylara ise şu yazımdan ulaşabilirsiniz,kolay gelsin!

0

Doğum Borçlanması

DSC_1727Borçlanma konusu bir çok kişinin en çok merak edip sorduğu konulardan biri. Önceki yıllarda  erkek çalışanlar lehine düzenlenmiş olan hizmet borçlanması son dönemde yapılan değişikliklerle  adaletsizliğin çok büyük bir kısmı düzeltilmiştir.

Borçlanma yapabilecek kadınların sigortalılığı,borçlanmanın şartları bir çok ayrıntıyı ve teknik bilgiyi gerektirirken 11.09.2014 tarihli torba yasa ile kanundaki karmaşa büyük ölçüde bertaraf edilmiştir. Uygulamanın nasıl olduğunu merak eden varsa hemen okumaya başlasın!

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var halk arasında en çok bilinen iki borçlanma var;askerlik ve doğum. Doğum borçlanması askerlik borçlanması gibi ilk defa sigortalı işe başlama tarihini geriye çekmez,sadece prim gün toplamında dikkate alınır.

Borçlanma yapabilmek için kadın çalışanın doğumdan önce çalışmasının olması,doğumdan sonraki sürelerde adına prim yatırılmamış olması ve borçlanabileceği sürelerde çocuğunun yaşamış olması gerekmektedir.

Doğum borçlanması talebinde bulunan kadın sigortalıların doğum yaptığı tarihten sonra adına primi ödenmiş süreler varsa bunlar borçlanma hesabında dikkate alınmamakta ve prim ödenmiş süreler iki yıllık süreden düşülerek kalan süreler borçlandırılmaktadır.

İlk doğumdan sonra iki yıl dolmadan ikinci doğumunu yapan kadın sigortalı,ilk doğumdan ikinci doğuma kadar geçen süre ile ikinci doğum için borçlanabileceği iki yıllık sürenin toplamı kadar geçen süre borçlanılabilir.

2015 yılı içinde doğum borçlanması yapmayı düşünüyor ve ne kadar ödeyeceğinizi bilmiyorsanız işte cevabı:

01.01.2015-30.06.2015 tarihleri arasında borçlanacaksanız günlük borçlanma tutarı 12,81 TL

01.07.2015-31.12.2015 tarihleri arasında borçlanacaksanız günlük borçlanma tutarı 13,57 TL

Bağ-Kur’lu kadın sigortalılar önceden doğum borçlanması yapamazken şimdi kadın Bağ-Kur’lular Bağ-Kur dosyasının tescilli olduğu ve bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Merkezine başvurarak borçlanma işlemine başlayabilirler. 4/a kapsamında yani eski tabirle SSK’lı çalışan kadınların durumunda bir değişiklik olmayıp mevcut hakları korunmakta,onlarda Bağ-Kur’lu kadınlar gibi bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Merkezine başvurarak borçlanma işlemine başlayabilirler.

Kanunun önceki halinde 4/c yani kamu çalışanı kadınlar da doğum borçlanması yapamazken son düzenleme ile doğum borçlanması başvurusunu “Mithatpaşa cad.No:7 Sıhhıye/Ankara” SGK Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Sigortalı Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığı’na yapacaklardır.

İstenilen evraklarda çok kolay;talepte bulunan kadın sigortalı talep dilekçesini doldurup kimlik fotokopisini eklemesi yeterli olacaktır.

Doğum borçlanması önceden iki çocuk için yapılabiliyorken yasanın yeni hali ile üç çocuğa çıkarılmış olup gerekli şartları sağlamak koşuşu ile 2160 güne kadar doğum borçlanması yapılabilmektedir.

Bu konuyla ilgili merak etiğiniz başka şeyler varsa lütfen yazıya yorum bırakın,hemen olmasa da en kısa sürede size geri dönüş yapacağım!

Not: Fotoğrafı maden denetimi için gittiğim Bursa’nın Harmancık ilçesinde çektim. Baktıkça gelecek güzel günleri düşünüyorum…

0

Doğum İzni Nasıl Alınır?

DSC_1314Çalışan kadınların en büyük sorunu çocuk doğurmak.İşverenler doğumdan sonra alınan izinlere pek de sıcak bakmamakta,bu durumu kadın çalışanlar için eksi olarak görmekte. Peki bu durum kanunda nasıl düzenlenmiş derseniz:

Doğumdan önce 32. Hafta ile 37 hafta arasında çalışabilir raporu alan kadın işçi doğuma üç hafta kalıncaya kadar işine devam edebiliyor. Doğum planlanan tarihte gerçekleşirse doğum öncesi kullanabileceği izinleri doğum sonrası kullanabilir.Böylelikle bebeğnizle daha fazla vakit geçirebiliyorsunuz.Burada unutmamamız gereken nokta son üç hafta –sağlığınız ne kadar iyi olursa olsun- zorunlu olarak izne ayrılmak ve bunu da doktor raporu ile belgelemek.

Bebek bekleyen her anne adayı doğum öncesi 56,doğum sonrası 56 olmak üzere toplam 112 gün ücretli izin hakkına sahiptir.Çoğul gebeliklerde bu durum doğum öncesi 70,doğum sonrası 70 olmak üzere toplamda 140 gündür.

Anne adaylarının kafasını kurcalayan en önemli sorulardan biri doğum öncesi izinlerimi çalışarak doğum sonrasına atmayı planlıyorum ama ya erken doğum yaparsam izinlerim nolur sorusuydu.Son dönemde yapılan düzenlemede –son üç hafta zorunlu izin hariç- çalışarak doğum sonrasına atmayı planladığınız günler otomatik olarak doğum sonrası sizin izninize ekleniyor. Yani artık izinlerin yanması diye bir durum yok! Ama bebeğiniz siz zorunlu üç haftaya ayrıldığınız gün doğarsa üç haftalık izniniz maalesef başlamadan bitiyor.

Ücretli izin süresi bir annenin bebeği ile geçirebileceği en özel zaman olan bir yıldan çok az diye düşünebilirsiniz.Ben de aynı fikirdeyim fakat ülkemiz bu konuda bir çok Avrupa ülkesinden iyi durumda.Ve daha fazla izin verilmesine bir çok sivil toplum kuruluşu da karşı çıkmakta çünkü bu durumda kadının çalışma hayatında iş bulması yani işveren için tercih edilme ihtimali azalmakta. Her iki taraftan bakıldığında artıları ve eksileri olan ama kesinlikle ibrenin anneden yana olması gereken bir durum.Eğer siz şanslı azınlıktaysanız yani işvereniniz anlayışlı ise ilk bir yıl için olan saatlik süt izininizi toplu olarak alıp bebeğinizle bir ay daha vakit geçirebilirsiniz. Burada da maalesef 4/c –yani kamu personeli- olarak çalışan anneler istisna tutulmuş.

Anne adaylarının bir diğer merak ettiği konu da yurt dışında doğum. Yurt dışında doğum yapan anneler de ücretli izin kullandıkları süre zarfında ücretlerini Sosyal Güvenlik Kurumundan almaktalar. Bunun için gerekli olan belgelerin neler olduğu ise hep kafa karıştırmıştır.Sırasıyla açıklayacak olursak sağlıklı ve sorunsuz bir hamilelik geçirdiğinizi var sayarsak 32. haftaya kadar çalıştınız. Yurt dışına en geç 32. Hafta itibari ile doktor raporu ile çıkabileceğiniz için bu hafta itibari ile doktorunuzdan istirahat raporunuz ve uçmasında engel yoktur belgesini alıp doğum yapmayı planladığınız ülkeye gidiyorsunuz. Burada doğum yapacağınız ülkenin özel şartlarını katmıyorum. Daha sonra doğumu gerçekleştireceğiniz hastane ve doktorun doğum öncesi ve sonrası vermiş olduğu tüm belgeleri saklayarak evinize dönüyorsunuz. Yurt dışından almış olduğunuz tüm belgeleri yeminli bir tercümana tercüme ettiriyorsunuz. İsterseniz izniniz bitmeden -ama izniniz bitip işbaşı yaptıktan sonra yapmanız daha iyi olur- isterseniz izniniz bitince doğum öncesi Türkiye’den almış olduğunuz raporlar ve yurt dışında doğum yapmış olduğunuz hastaneden almış olduğunuz raporlarla Sosyal Güvenlik Kurumuna -size en yakın müdürlük ya da şube- müracaat ettiğinizde –evrakları sizin adınıza bir başkası da teslim edebilir- gerekli işlemler yapılarak ücretli izinli olduğunuz süredeki tüm ücretiniz tek seferde Ziraat Bankasına giderek T.C. kimlik numaranızla alabilirsiniz.

0

Hattuşa’da Yaz

DSC_1907

Hayatımda ilk defa iki hafta tatil yaptım. Evet,evet iki hafta. Hem de ders çalışmadan,bir telaşem olmadan. Evet Emre ile tatil pek tatil olamaz ama neredeyse her gün denize girdim,Emre uyuduğunda yemek,ütü,temizlik düşünmeden kitap okudum. Bol bol gezdim,her geçen mısırcıdan gdolu da olsa mısırımı aldım. Güre pazarından aldığımız Bergama tulumuna Güre’li teyzelerin sabah taz taze toplayı getirdiği incirleri katık edip öğle yemeği yaptım. Çok sevdiğim Ayvalık’a Cunda’ya gittim oğluşla. Keyifliydi kısacası. Hatta beş yıldıza on bastı diyebilirim. Ama eksikleri yok muydu,tabi ki vardı!İşte sevabıyla günahıyla Hattuşa’da geçen iki hafta.

*7-21 Ağustos tarihlerine denk gelen devre mülk tatilimiz dönem itibari ile çok popüler olduğu ve tesisin tamamı bitmediği için satın almış olduğumuz devre mülkte değil farklı bir tanesinde konakladık. Bizim satın aldığımız devre mülk üç katlı binanın ikinci katı ama bize üçüncü katı verdiler. Bunu yaparken de son derece “pişkin” -evet pişkin çünkü durumu tanımlayan başka kelime bulamadım- davrandılar. Binalar çok katlı olmamasına rağmen çocukla her gün üç kat in çık -ki bunun elbise değişmesi,yemeği,uykusu derken bu in çıklar ortalama yirmi oldu- çok zor oldu. Binalarda asansör maalesef yok. Ve fizik kanunları gereği ısınan hava yükselip çatı katında yaz sıcağını hissettirdi.Klimalar da bir yere kadar soğuttu.

DSC_1903

*Tesisin içinde geniş yeşil alanlar,bolca zeytin ağaçları olması Emre ile sabahın serinliğinde ve gün sonundan yatana kadar bize koşturma imkanı sağladı ki sanırım Emre için tatilin en keyifli kısmı burasıydı.

*Yüzücü bezlerden ziyade -çünkü bazen hemen girip çıkıp on beş dakika sonra tekrar girmek istiyordu,eee o sürede de onu ıslak bezle tutamazdım,bu ritüel çok sık olduğundan bezle nereye kadar- denize girerken minineosten aldığımız mayoları kullandım. İnstagramda fotoğrafta paylaştım,kesinlikle tavsiye ederim.

*Tesis içinde bir restoran var. Tatilde yemekle uğraşmam diyenlerdenseniz takılabilirsiniz. Ama bırakın seçici olmayı beklentisi en düşük olanların bile beğenisini zorlayan yemekler yapıyorlar. Kullandıkları yağlar,malzeme vs. en kötüsü. Üç beş akşam denedik sonra yemek işini kendimiz hallettik. Emre’ye oradan tabi ki hiç bir şey yedirmedim:) Yola çıkarken mayaladığım yoğurda orada bir ilave yaptım. Yine yola çıkmadan bir kek pişirmiştim ikinci haftada İpek Hanım Çiftliğinin şekersiz kekini aldım,pazardan aldığımız bamyalar,makarna lütfen şehriyelerimiz iki hafta boyunca bize eşlik etti.

*Ne yemek ne konuşmasını bilmeyen personel. Hiçbiri beni gece yarısı on ikiye kadar devam eden müzik kadar mahvetmedi. Evet yanlış duymadınız, normalin çok üstünde bir desibelle sanki düğün salonundaymış hissi veren yükseklikteki ses saat on ikiye kadar devam etti. Haftanın üç günü yoksa dört günü vardı. Tüm şikayetlerime rağmen “sizden başka şikayet eden yok” diyerek bildikleri desibelde devam ettiler. Allahtan Emre gün içinde çok yorulduğu için çok sıkıntı yaşamadık.

*Bir diğer sorun da tesisin henüz tamamlanmaması nedeniyle tüm dönemler satılmamış. Yani satış devam ediyor. Satışı günübirlik bedava tanıtım turları ile yapıyorlar. Böyle olunca gün içinde açık havuzlar,spadaki termal havuz inanılmaz kalabalık oluyor. Ama bizim için sorun olmadı. Çünkü biz Ege’nin masmavi,tertemiz suyu varken havuzu tercih etmedik. Bizim tam aksimize insanlar havuza gittiği için plaj bize kaldı diyebilirim. Bu konuda Hattuşa’nın plajı ve imkanları çok iyi. Soyunma kabinleri,tuvalet,yemek servisi,ulaşım her şey çok başarılı. Bazı günler sabah onda gidip öğleden sonra dörde beşe kadar kaldık. Tatilin en keyifli anlarıydı diyebilirim. Emre minik havuzu,kumdan kaleleri,su şişeleri ile mutlu mesut koşturdu:)

Kısa özeti bu iki haftamızın. Bundan sonra otelde tatil mi? İki kez düşüneceğime eminim:)

 

0

451

DSC_2000Gerçekten içim çekiliyor. Kendimi çaresiz hissediyorum ki bu hisse en son 2008 yılında kapılmıştım. Yani benim böyle hissettiğim anlar çok nadir olur,illa bir çıkış vardır der,ümitsizliğe kapılmam. Yine öyle diyorum ama şimdilik biraz rölantideyim. Biliyorum mevcut olduğum kudret damarlarımdaki asil kanda mevcut ve vatanı savunmak için doğuya batıya gitmeye gerek yok. Ben burada, olduğum yerden de vatanımı savunabilirim çünkü hattı müdafaa yoktur sath-ı müdafa vardır ve o satıh bütün vatandır.

Olayları anlatanları izlerken,haberleri dinlerken,okurken -yılı aşkın oldu televizyon seyretmeyeli,şimdi hiç seyretmem- öyle doldum ki; sabahları iple çektiğim serviste kitap okuduğum dakikalarda -yol yaklaşık otuz dakika sürüyor- boş boş camdan baktım. Bu durum da benim için çok garip çünkü ben bulduğu her boşluğu kitapla dolduranlardanım. Yolda kitabım biterse hemen en yakından yeni bir kitap alır okurum,havaalanındaysam kendime bir güzellik yapar bol reklamlı kalın bir dergi alır resimlere bakar gülümserim,yoldaysam en kötü gazete alır okurum ama illa ki okurum. Okuyamadım. O kadar doldum ki bir satır bile okuyamadım. Ama acı yavaş yavaş yerini sorulara bırakmaya başlayınca yine kitaplara sığındım. Tam da denk geldi Fahrenheıt 451 bu zamana. Şu satırları altını çize çize okudum.İşe geldim arkadaşlara bir kez daha okudum,arkadaşları aradım onlara da okudum. Lütfen siz de okuyun:

“…Eğer politik bakımdan mutsuz bir adam istemiyorsan,kaygılandıracak bir soruda ona iki bakış açısı verme,birini ver. Daha da iyisi hiç verme. Bırak savaş gibi bir şeyin var olduğunu unutsun. Eğer Devlet yetersizse,havaleliyse ve vergi delisiyse,insanların Devlet üzerine endişelenmesindense bırak böyle olsun. Huzur, Montag. Onlara yarışmalar düzenle,en popüler şarkıların sözlerini,devletlerin başkentlerini veya Iowa’da geçen yıl ne kadar mısır yetiştirildiğini bilerek kazansınlar….Olayların bağlantılarını kurmaları için onlara sosyoloji ve felsefe gibi kaypak şeyler verme…”

Altını çizdiğim daha bir çok yer var ama bence siz bir iyilik yapın kendinize bu kitabı okuyun. 1950’li yıllarda Playboy dergisi yayım hayatına yeni başladığında sadece belli bir kesime hitap eden sığ bir dergi değil edebi bir içeriği de olsun diyerek bu romanın ilk halini kısım kısım yayımlamışlar. Yani cümleler 1950’lere ait kimse bugüne dair üstüne almasın!

0

Ağız Tadı

DSC_1876

Aslında niyetim her pazartesi 21 gün smoothi denemem ile ilgili size rapor vermekti.Ama hafta öyle acı başladı ki içimden hiç bir şey yapmak gelmedi. Acıdan uyuştum desem? Fotoğarftaki limonlar gibi içim çekilmiş,bitik hissettim,hala da öyle…Kelimeler kifayetsiz. Bizler için hayat bir şekilde devam ediyor ama şehit aileleri nasıl yaşıyor inanın düşünemiyorum. Düşününce içime sığamıyorum. Çok zor çoook…

Yine de size ikinci hafta raporumu bugün vermek istiyorum. Aslında anlatacak çok şey var ama ağzımın tadı olmadığı için,cümleleri de zorlamanın anlamı yok diye düşünüyorum. İnşallah önümüzdeki günler güzel olur da hep birlikte iyi şeyleri paylaşırız;hem kendimiz hem de memleketimiz için…

8.Gün: Tadı harika,güne başlamak haftaya başlamak hatta smoothi programına başlamak için harika bir reçete. Ferin Batman bu işi biliyor. Favori smoothi reçetelerimden biri oldu diyebilirim.

2 su bardağı ıspanak

1 su bardağı süt

2 adet muz dondurulmuş 

2-3 yemek kaşığı kakao

15 adet badem (geceden ıslatılmış)

9.Gün: Geçen haftada dediğim gibi bir ağlatıyor bir güldürüyor Ferin:) Bugünkü smoothiyi pek sevdiğimi söyleyemem. Ama tokluk hissi ve yaşattığı mutluluk aynı. Evinize karpuz bizdeki gibi çok uğramıyorsa ya da şu an olduğu gibi mevsim geçmek üzere diyorsanız alın dondurucuya atın!

2 fincan dolusu ıspanak

3 fincan karpuz

2 fincan böğürtlen/dut/siyah üzüm

2 küp buz/su

10.Gün: Kesinlikle çok lezzetli,sebebi içinde vişne olması ve çilek bulamayıp yerine kırmızı anjelik ikamesi yapmam!

Yarım muz

6 çilek

1 avuç kiraz ya da vişne

2 yemek kaşığı yoğurt

1 çay bardağı süt

2 küp buz

11.Gün: Bakınız yine çok bayılmadığım bir reçete.Ananası meyve olarak çok sevmeme rağmen smoothide pek yıldızımız barışmadı diyebilirim.

2 fincan ıspanak

1 fincan doğranmış ananas

1 fincan kiraz/vişne/böğürtlen

250 ml soya ya da badem ya da bildiğimiz süt

1 çay kaşığı tarçın

DSC_1961

12.Gün: Enfes bir reçete.Geçtiğimiz hafta içinde “beş adet badem” olan tariflerde bademleri dişe gelir şekilde ezip bardağın üstüne koyuyordum sunum güzel oluyordu. Hem de beş badem iki bardakta hiç ağıza gelmez bari iki üç yudum dişime dokunsun diyordum. Kesinlikle yanılmışım,smoothiye çok güzel bir doku ve lezzet veriyor kesinlikle malzemelerin içine katıp bızlayın!

5 adet çiğ badem

1 orta boy kabuklu elma

1 küçük muz (dondurursanız daha iyi)

1 çay bardağı süt

1 çay bardağı yoğurt

1 çay kaşığı tarçın

13.Gün: Yine bir ananaslı tarif. Çok merak ediyorum herkes benimle aynı fikirde mi?

1 kupa fincan dolusu ananas

2 kupa fincan dolusu ıspanak

1 limon

Yarım avakado

! bardak soğuk su

14:Gün: Yine bir pazar ve kaçamaklarla dolu bir gün.İşin kötüsü ne biliyor musunuz? Haftanın en güzel en tok tutan smoothisi bugüne denk geldi.Çünkü içinde şeftali var:) Keten tohumu ya da chia hangisi kullanırsanız kullanın beş dakika sütle bekletin.

2 şeftali

1 muz

1 çağ bardağı süt

2 yemek kaşığı yulaf ezmesi

1 küçük fincan portakal suyu

2 tatlı kaşığı keten tohumu ya da chia tohumu

Programa ikinci hafta tam anlamıyla adapte oldum ve değişimleri hissetmeye başladım diyebilirim. Ve kilo sorunum olmayıp etraftanda “nee diyette misin yoksa” sesleri yükselmese belki daha yüksek bir yüzde ile uyabilirim. Çikolata,tatlı,paketli ürün yemesem de arada gelen ikramları geri çeviremiyorum. Pişman mıyım?Hayır. Buna rağmen Ferin Batman’ın dediği değişimler gözle görülür hale geldi. Ama ayrıntılı raporu haftaya vereceğim.

Porsiyonların iki kişilik olduğunu,reçetelerdeki meyvelerin mevsim itibari ile tezgahlardan çekildiğini unutmayın. Size tavsiyem haftalık programa bakıp alış veriş listenizi hazırlamanız. Çürüme ihtimali olan meyveleri porsiyonlayıp dondurmanız. Mesela avakado,muz,erik,vişne,incir,karpuz benim alıp dondurucuya attıklarım arasında. Zaten Ferin Batman’ı takibe aldığınızda ya da programına dahil olduğunuzda mutlaka mevsim sebze meyveleri ile uyumlu tarifler verecektir.

Ve son bir tavsiye daha, 13.gün tarifinde yer alan limonu bızlamayın,suyunu sıkın. Limonun beyaz kısımının acısı ve çekirdekleri smoothiyi acılaştırabilir. Yok ben severim içerim derseniz,afiyet olsun efendim!