0

Temizlik Şart!

DSC_1722

Bebekler yeni doğduklarında o kadar korumaya muhtaçlar ki ve o kadar tehlikelere açıklar ki…Doğum sonrası salgılanan hormonlarla anne o minicik bebeğin tüm savunmasızlığına kalkan olmak için sürekli teyakkuzda bekliyor.Kim elini yıkamadan dokundu,kim öpmek gibi bir girişimde bulundu,kim fazla kokladı…Ooo uzar da uzar bu liste.Annelik olduktan sonra ömür boyu kalp çarpıntısı,endişe,merak,koruma duygularının inişili çıkışlı halleri.İniyor çıkıyor ama bu duygular hiç bitmiyor.

DSC_1724

İlk altı ay “aman yere düştü sterilize etmeden ağzına vermeyelim,aman bu kirlendi hemen değişelim” cümleleri yerini “ver birşey olmaz,amaaan bu da böyle olsun napalım”lar almaya başlıyor.Yine de sterilizasyon benim sık sık kullandığım bir yöntem.İlk altı ay neredeyse her gün biberonlar,emzikler,diş kaşıyıcılar,göğüs kalkanları,süt pompasının tüm parçalarını sterilize ederken altıncı aydan sonra sadece biberon ve emzikler için kullanmaya başladım.

Çok yer kaplamaması,kısa sürede işlemi tamamlaması,hafif oluşu ile benim çok işime yaradı.Uzun süreli kalacağım yerlere peşime götürmekte zor olmadı.Almayı düşünen annelere kesinlikle tavsiyemdir.

Not:Evet yine bir weewell ürünü ve memnun kullanıcı ben:)

Reklamlar
0

Avent Suluk

DSC_1659

Tatil zamanı yaklaştı ya ben de bir heyecan bir telaş!Bavula neler koysam,Emre için nelere ihtiyacım olacak.Sürekli bir liste hali.En pratik ürünü bulma çabası.Mutlu ediyor beni bu telaş.Zaten Emre için araştırma yapmak,ona kullanabileceği fonksiyonel bir şey almak an büyük zevklerimden.Son keşfimi de sizinle paylaşmak istiyorum:

Emre iki aydır geceleri süt içmenin yanıda su da içmek istiyor.Bazen koca biberon yetmiyor.Biberonun emziği sağa sola da değebiliyor,karanlık ve uyku mahmurluğunda.Acaba bu durumu nasıl çözebilirim derken fotoğraftaki pipetli suluğu tavsiye etti arkadaşım @niliozlem. Ama bu suluğu hiç kullanamadık.Emre çoğunluk biberonla ara sıra da bardakla su içiyor.Aslında bardakla içmeye hevesli ama havanın ısınmaması,su içerken üstüne de dökmesi ve şu yazımda da anlattığım gibi üsütünü değişmek istememesi beni bardaktan uzak tuttu.Bu suluğu görünce “tamam” dedim.Gece su içtiken sonra pipetin hemen kapatılabilmesi,araba yolculuklarında da kolayca su içebilmesi için hemen satın aldım.Fakat biberon gibi kafaya dikerek içmek istediği için bir türlü kullanamadık!Bu ürünü tavsiye eder miyim?Kendi yaşadığım özel durumu detaylıca anlattıktan sonra evet ederim.Suluğu bana tavsiye eden arkadaşımın memnuniyetini de anlatırım.Çünkü o bu üründen çok memnun kaldı ve kullanmaya devam ediyor. Bizim suluk dolapta kullanılacağı günü bekliyor.

0

Ağaçlar Ormana Dönmeli Yurdumda

DSC_1736

Yaz ayı geldi mi orman yangını haberleri gelir yurdun dört bir yanından,benim içim cız eder.Nasıl oldu,niye oldu.Derken bir de kontrol altına alınamadı eklendi mi haberin sonuna bütün keyfim kaçar!Taile giderken yanan ormanların yanında geçerken kendimi gömülmemiş ölülerin olduğu bir yerden geçiyormuş gibi hissederim,garip biliyorum ama öyle…

Karadenizde büyümüş olmamın,çiçeği böceği çok sevmemin bu hissiyatımda çok büyük etkisi var biliyorum.Emre’de yeşili doğayı sevsin ama lafta kalmasın toprakla uğraşsın eli kolu çamur olsun istiyorum.Bu nedenle her yıl Trabzon’a mutlaka götüreceğim onu.Tabi ömrüm oldukça,imkanlar el verdikçe.

Bu yazının konusuna gelince Emre yine pişik oldu.Evdeki Bepanthol’de -kendisi şu ana kadar kullandığım en iyi pişik kremi- bitmek üzereydi nasıl olsa hep lazım diyip bitmeden alamak için evczaneye uğradım.Eczacı “eğer kutunun barkodunu vermeyi kabul ederseniz Bayer firması sizin adınıza bir ağaç dikecek,eder misiniz dedi?” iki saniye bakakaldım!Kabul etmek ne demek ver sen oradan iki kutu daha dedim:)Böyle güzel bir teklifi kim reddeder dedim arkasından.Eczacı gülümseyerek öyle diyologlar oluyor ki inanamazsınız “ağaç nereye dikilecek,benim adım neresinde yazacak,çok fazla katılım olursa kendi ağacımı nasıl bulurum!…” dedi.Aslında şaşırmamam lazım.Her gün bu yurdum insanı ile bir aradayım ama yine de pes diyorum.Keşke her şeyi böyle çok sorgulasak,önünü arkasını merak etsek…

Not 1: Bepanthol ya da bilinen adı ile bepanten annemin bize de kullandığı bir krem.Nemlendiricisinden de çok memnunum.Emre çok sık olmasa da pişik oluyor.Normalde poposu için başka bir krem kullanıyorum ama ihtiyaç oldukça bepanten hemen işe yarıyor,siz ne kullanıyorsunuz?

Not 2:Ormanlar konusunda lütfen duyarlı olun,memlekette insanları uyarmak hayati tehlike içerse de şüphelendiğiniz bir olayı haber vermekten çekinmeyin,ihbar hattı alo 177.

2

Mavi&Petey

DSC_1636

Özel çocuklar diye bir tabir var dikkatimi çeken.Her çocuk özel değil midir diyorum?Her çocuğun kendine has dünyası,ilgi alanları,merakları,öğrenme becerileri vardır.Bazı çocuk erken yürür,bazısı geç konuşur,kimi dört yaşında hecelerken diğeri yedi yaşında bin bir gayretle okumayı çözer.Ama bahsedilen “özel çocuk” elbette böyle çocuklar değil.Bakımı ayrı bir ilgi,bilgi gerektiren,anne olmanın her anlamda hissedildiği özel çocuklar. Down sendromlu,serebral palsili,otizmli ve daha bilmediğimiz bir çok ayrıcalıklarla,farklılıklarla dünyaya gelen çocuklardan bahsediyoruz.Ebeveynler bu çocuklara sahip olduklarında neler hissediyor bilmiyoruz.Ama etrafımda gördüğüm -aslında her zaman olduğu gibi- bakımveren,ilgilenen,işini bırakmak durumunda kalan hep anne oluyor.

Toplum olarak biz bu çocuklara ne verebiliyoruz peki?Bunu düşündünüz mü?Ben Emre doğduktan sonra aslında daha O’na hamileyken sık sık düşünür oldum.Parkta,otobüste,alışverişte gördüğümüzde acıyan gözlerle baktık.Kimiz biz ki o çocuklara ya da ailelerine acıma hakkını kendimizde -tekil konuşamayacak kadar suçlu hissediyorum- bulduk bilmiyorum.Acıyarak baktığımız o iki saniyeden sonra hemen kafayı çevirip,unuttuk.Aklımızda hiç yer işgal etmediler.Eğitimleri nasıl oluyor,diğer çocuklarla aynı haklara sahipler mi,devlet ne kadar yanlarında,annelerine psikolojik destek gerekir mi,bla bla bla…

Şimdilerde çok okuyorum bu çocukların hikayelerini,ailelerin anlattıklarını.İşte “Sizin Maviniz Var Mı?” Özge Uzun’un hikayesi.Uzun soluklu annelik maratonunda yaşadıklarını tüm çıplaklığı ile anlattığı sarsıcı kitabı.Bence Mavi’nin Manifestosu,yaşam manifestosu.Tutunma hikayesi.Okuyun.Bu sıcaklarda çok iyi gelecek.

DSC_1651

Petey ise kalbimi sızlatan bir başka gerçek yaşam öyküsünün roman hali.Okurken ince bir sızı gibi içime aktı.Sorguladım bana ait sandığım her şeyi.Düşündüm ne kadar “farkında” olduğumu.Etrafıma daha başka bir gözle baktım bitince.Ve Emre ile okuyacağım günün gelmesi için sabırsızlanmaya başladım.

Okumak gerçekten insana boyut atlatan bir ruh hali,benim için terapi,meditasyon,detoks,arınma,dinlenme.Böylesi gerçeklikleri okuyarak deneyimlemek,kafamı kaldırınca düşüncemin farklı bir hal aldığını hissetmek tarifsiz.Mutlaka okuyun bu kitapları,sevdiklerinizle de paylaşın.

Not 1:Yazarken en çok zorlandığım yazılardan biri oldu diyebilirim.Çünkü okuyan hiç kimsenin duygularının incinmesini,yazdığım yanlış bir kelimenin okuyanda “olumsuz” bir duyguya sebep olmasını asla istemem.Tüm bu hassasiyetime rağmen sürç-i lisan ettiysem affola…

Not 2:Kitapların yazıldığı anadiller farklı olsa da duygudaşlığın aynı olduğunu,bazı şeylerin dini,dili,ırkı olmadığını yine yeniden anladım.

0

En Para&Babil

DSC_1740

Şimdi bu yıl iki muhteşem tatil planım var ya,belki ilerleyen günlerde bunlara bir kaç tane daha kaçamak eklerim ya,güneş yüzünü gösterdi,ramazanı hayırlısıyla atlattık,sağlığımız da çok şükür yerinde ya…Hah,işte bu aşamada ben de bir keyif bir keyif ha bire kitap listeleri yapıyorum.Onu şurada bunu burada okurum diye hayal kuruyordum ki koca adam bana enpara.com un harika kampanyasından bahsetti.Kaçırdığım haziran ayına üzülsem de temmuz ve ağustos için hala fırsat var deyip tutuşturdum eline bir liste:)

DSC_1739

Efendim kampanya nedir diyenler için kısaca anlatayım; 01 Haziran-31 Ağustos tarihleri arasında encardınızla babil.com dan yüz liraya kadar olan alışverişinizin yarısı hediye!Her ay kitap için belli bir bütçe ayırıyorsanız,tatil için de henüz kitap almadıysanız mutlaka bir göz atın derim!

Hadi ben kaçtım daha ağustos listesi yapiciiim:)

Not:İkinci fotoğrafta en üstteki kitap babil.com un hediyesi.Valla beni tavladılar:)

Not 2:Kitap ayracı koleksiyonuma yeni ciciler de yollamışlar,babil.com kalp ben…

0

Giyinmek Ya Da Giyinmemek

IMG-20150709-WA0002

Yıllar önce İstanbul Kadıköy’de kadim dostumla dolaşırken Yapı Kredi Yayınlarına girip her kitaba ayrı bir muhabbetle sarılmıştım.O zaman ne Emre var ne de evliyim.Saolsun benim kıymetli dostum beğendiğim onlarca kitap arasından bana yukarıda görmüş olduğunuz Sara Şahinkanat’ın Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor adlı kitabını alıp hediye etmişti,içinde harika bir notla…

Kitabın resimleri Feridun Oral’a ait ve o kadar güzel ki ne zaman sıkılsam alır bakardım.Ben nerden bilirdim Emre ile bugünlerimiz yazılmış çizilmiş!Evet aynen kitap bizi anlatıyor.Emre’nin üstünü değiştirmek,ona bir şeyler giydirip çıkartmak o kadar zor ki!Her seferinde ne terler döküyorum.Sırf bu yüzden üstüne bir şey dökülmesin diye ekstra çaba sarfediyorum.Tabi benim neler çektiğimi bilmeyen çok bilmiş teyzeler hemen duruma müdahale edip “aman evladım bu kadar pimpirikli olma,titizlenme,atarsın yıkanır.Bizim zamanımızda makine bile yoktu…”vırttı zırttı diye başlayan bitmek bilmeyen cümleler kurup beni deli ediyorlar.İnsanların bilip bilmeden konuşmaları,her şeye yorum yapmaları bence çağımızın vebası.

DSC_1695

Bezini değiştirmekse apayrı bir uzmanlık gerektiriyor.Bir türlü yatmıyor.Bir şekilde kündeye getirip yatırsak bezini bağlayacak kadar durmuyor.Birimiz kollarından tutarken diğerimiz ayakta az mı bez bağlamaya çalıştık!Neyse biz böyle her gece alt değiştirip pijama için cebelleşirken koca adam Migros’ta Prima’nın sadece Migros için ürettiği bezleri keşfetti.Uyku öncesi savaşımız yarı yarıya kısaldı diyebilirim.Bu bezler külot gibi,yatırmaya gerek olmadan bacaklarından geçirdiniz mi tamam.Sadece pijamayı giydirmek için uğraşıyoruz.Şu günlerde havalarda ısındı,pijama derdi de bitti.Yani iki ay kadar barış ilan ettik:)

Not:Fotoğrafta gördüğünüz en üstteki bezler külot gibi olup bezler sadece Migros’ta satılıyor,her bedeni var ama çok hızlı tükeniyor aklınızda olsun.

0

Günlük Çanta

DSC_1691

Bir arkadaşım vardı “kadınların kafaları da çantaları kadar karışık” derdi. Kafamın karışık olmadığından ne kadar eminsem çantamdaki karışıklıktan da o kadar eminim:)Evet çantalarımız kalabalık,bunu hangimiz inkar ediyoruz ki?Bazen çantamda üç günlük tatile çıkacakmış kadar eşya oluyor ama ne yapayım hepsi lazım şeyler!Derken Emre doğduktan sonra o çantaya kendim için sadece “telefon,cüzdan,anahtar” üçlüsünü koyabildim.

Less is more sloganı düsturum hiç olmadı ama baktım ki omurga eğrilmek üzere kendimden feragat edip kalan tüm boşlukları Emre’nin ihtiyaçları -anne yüreği işte- için doldurdum.Çantam hala tıklım tıkış ama kendimce bir sistem tutturdum diyebilirim.Bebeğinizle dışarı çıkıyorsanız çantanızda mutlaka olması gerekenler var.İşte bunlardan bazıları;

Emzirmiyorsanız biberon mama ve sıcak su,

Emziriyorsanız ve bulunduğunuz yerde rahatça emzirme imkanınız yoksa sütünüzü sağıp biberona doldurun.Oda sıcaklığında 3-4 saat saklayabilirsiniz.Hava soğuksa ısıtmak için sıcak su,sıcak suyu koyabileceğiniz -biberonun rahatça girebileceği- bir kap,

Kullanıyorsanız -ki bence çok faydalı- emzik,

Mevsime göre iki adet yedek kıyafet,

DSC_1692

Alt açmak için bir bez.Fotoğrafta gördüğünüz alt açmayı Zara’dan almıştım.İçi muşamba,değişirken bulaşan bir şey olursa hemen silebiliyorum.Makinede kolayca yıkanabiliyor,içi pamuklu.Kolayca katlanıp şık bir çanta görünümünü alıyor.Bir de bunların kullan atları var ki onlar da çok iyi çünkü bazen o örtüyü serdiğiniz yerden alıp çöpe atmak isteyebilirsiniz.Mesela feribot yolculuğundaki tuvaletlerdeki alt değiştirme ünitlerine serdikten sonra,mesela avm tuvaletlerindeki alt değiştirme ünitelerine serdikten sonra vs.

Islak mendil,

Cildini silmek için bolca pamuk,nolur nolmaz diye gazlı bez,

Ağız silme mendillleri ki bu mendiller yeri gelir terli sırta koyulur,yeri gelir emziren annenin göğüs pedi olur.Önemli yani.

Bebeğiniz altı aydan büyükse suluk/biberon

Not:Bu liste uzar gider ve eksikler hiç bitmez çok da düşünmeden atın kendinizi dışarı:)