0

Ben Buldum!

DSC_1641

Şimdi yaz geldi ya, ne zaman dolmuşa ya da metroya binsem efil efil ter kokuları başlar.Evet biliyorum bu insanı bir şey ama önlemek de bu insaniliğe dahil olmalı. Kişisel bakım artık herkesin azami özen göstermesi gereken bir konu. Ama maalesef öyle olmuyor!

Bu kısmını bir tarafa bırakıp ben kişisel bakımına özen gösterenler için en son keşfimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Emre doğmadan yani hamileliğimden beri kullandığım kremlere,makyaj malzemelerine -bu konuda hala çok zayıf olsam da:)- ve tabi yediklerime çok dikkat ediyorum. Kremlerde en büyük sıkıntı paraben içermesi,paraben petrol türevi bir ürün biliyorsunuz. Çünkü deri tarafından emilen bu maddeler direkt vücudumuza giriyor. Uzun yıllar ter önleyici olarak nivea kullanmış,memnun da kalmış biri olarak içeriğinde aliminyum,alkol,parfüm vb. maddeler olduğunu da biliyorum.Bile bile kullanmaya da devam ettim.Çünkü gün boyu bana o “temizlik ve kuruluk hissini” sağlıyor. Reklam cümlesi gibi oldu ama doğrusu bu. Bir ara hamileyken Yves Rocher’in koltuk altı roll-onunu kullandım ama daha evden çıkmadan etkisini yitirdi. Çok sevdiğim L’occitane markasının harika doğal bir ürününü buldum fakat iki yıl önce fiyatı elli küsür liraydı!

DSC_1643İşte böyle böyle derken mecburi olarak aliminyum içerdiğini bile bile nivae kullanmaya devam ettim.Ta ki geçen Gratis alışverişimde fotoğraftaki ürünü,Crystali keşfedene kadar. Bir büyük boy bir de seyahat boyu var. Ben küçük olanı aldım.İşe yaramazsa çok vahlanmam diye. Fiyatı on lira. Önce pek bir şey anlamadım. Plastik gibi. Sürüyorsunuz kupkuru. Ama sonra üzerindeki iki satır kullanma talimatını okuyunca aydınlanıverdim:) Islatıp koltuk altına sürüyorsunuz. Ama sürerken “hadi bakalım,Allahtan hayırlısı” diye de mırıldanıyorsunuz. Çünkü insanın inanası gelmiyor! Ben yıllarca deodorantları,roll-onları boca etmiş bir insanım neticede,bana da hak verin. Çantama da nolur nolmaz diye deodorantı atıp çıktım.Tüm gün mis gibi eve döndüm.Banyoya gittim,dedim ki “ben bir de denetime çıktığım gün görürüm seni,şöyle bir işveren kükresin,on tane sigortasız yakala” oooo! Hepsi oldu.Madene bile indim bana mısın demedi.Velhasıl-ı kelam çok memnun kaldım.Ucuz,uzun süre kullanılabilir ve içeriği sadece doğal mineral tuz!Aslında çözüm bu kadar basitmiş.Benden tavsiye,deneyin.

Not 1:Yıllarca doğalcı teyzelerin karbonatlı su da işe yarar demelerine burun kıvırdım ama sanırım haklılarmış.Tek sorun pratik olmaması.

Not 2:Crystal hem kadın hem de erkek için kullanılabilen bir ürün.Ve emin olmamakla birlikte sanırım sadece Gratis’lerde mevcut.

0

Yoğurt Mayalıyoruz!

DSC_1645Emre ek gıdaya başlamadan bende yoğurt yapma-yapabilme telaşı başladı.Çünkü daha önce bir kaç kez denemiş ve başarısız olmuştum. Yapanlara sorduğumda da -en başta annem- “amaaan canım ne var;sütü kaynat ılınsın,bir kaşık yoğurtla mayala,sar sarmala,oldu sana mis gibi yoğurt!” diyordu diyordu da işin aslı hiç öyle değildi.Bir sürü püf noktası var kardeşim.Süt ne kadar sıcak ya da soğuk olacak,ılıktan kastınız ne,ne kadar ve nerede sarılı duracak,sarmalama aşaması bitince ne zaman dolaba koyacağım,süt nasıl bulurum,ilk mayayı kimden alırım,inek nerede diye uzaaayıp giden sorular sorular…

Sonra internete bakayım dedim bakmaz olaydım!Her kafadan yine bir ses!Sütü bilmem nereden alanlar mı arasınız yoksa kutulu sütten yapanlar mı?Bir taşım kaynatanlar mı -“bir taşım” bilmeyen için ne zor bir tabir ama tabi içimizde herkes bunu biliyor değil mi:)- yarım saat karıştıra karıştıra kaynatanlar mı? Ilıklığını ölçmek içinse milyon seçenek,mayalarken yoğurda şeker katandan sütle karıştırıp açana..Ayyy başım döndü yine, yazarken  bile o günleri hatırlayıp fena oldum.

Dedim dur bir sakin ol.Senin derdin ne?Süt var mı, var.Şanslıyım evin önündeki şarküteri kendi çiftlik ürünleri ile birlikte süt de satıyor. Mayayı da İpek Hanım Çiftliğinin sahibesi Pınar Abla yollarım dedi,o da tamam.Geriye mayalanacak sıcaklığı ayarlamak ve sarıp sarmalamak kısmı kalıyor ki ben orada da çok kötüyüm.Sütü kaynatıp bırakıyorum ılınsın diye, buz oluyor.Hadiii bir daha ısıt,bu sefer çok kaynadı.Tekrar bekle.Tam bir kısır döngü.Neyse bu safhayı geçtik. Mayaladık,oh bitti diycem yine yok.Bu sefer de sarmaladığım yerde kalıyor.Unutuyorum,çok beklemekten ekşiyor.Böyle böyle vazgeçmiştim evde yoğurt mayalamaktan. Ama Emre söz konusu olunca yine tüm ezberlerimi bozuyorum. Koca adam “bir yoğurt makinesi alalım mı?” diye teklif ediyor. Hık mık biraz araştırayım diyorum.Önce internete sonra etrafa soruyorum.Yine her kafadan bir ses.İnternet zaten tam bir muamma. Ne yapıyoruz kendi iç sesimizi dinleyip yoğurt makinelerini araştırıyoruz.

Küçük ev aletleri denince benim aklıma ilk Tefal gelir.Harika bir yoğurt makineleri var.Şık tasarım,süzme yoğurt aparatı vs. Bir de diğer markalara bakıyoruz.Tefal’in yarı fiyatı! Tamam tasarım o kadar şık değil,süzme yoğurt da yapmıyor ama yarısı işte.Ben Tefal’de eşim Weewell markasında ısrar ediyor ve onun dediği oluyor.

Makinemizi gelir gelmez deniyoruz.İlk deneme başarısız çünkü ben internetteki yorumlara istinaden plastik kabında değil -yoğurt plastik kokuyormuş- kendi cam kabımda yoğurdu mayalayıp plastik kabın içine oturtuyorum. Yedi saatin sonunda sütümüzü yine süt olarak geri alıyorum.İkinci denemede yine okuduklarımı unutup makinenin kendi plastik kabında mayalıyorum,sonuç harika!Plastik kokusu yok.

DSC_1646

Weewell’in kendi minik cam kavanozları ile deneyip Emre’ye minik porsiyonluk yoğurtlar hazırlıyorum.Taş gibi oluyor yedi saat sonra.Hızımı alamayıp elime geçen her kavanozda mayalıyorum.Sonuç hiç değişmiyor.Sütün sıcaklığını ise artık hiç kontrol etmiyorum diyebilirim. Ilınınca mayalıyorum. Çok acil durumlar hariç genelde gece yatmadan mayalıyorum.Sabah evden çıkarken dolaba kaldırıyorum. En az yedi saat olacak şekilde programlıyorum ama dört saatte olabilir deniyor,ben denemedim. Süre bitince alarm çalıyor. Ben gece on iki saat olarak programlıyorum,sabah çıkarken kapatıp yoğurdu dolaba koyuyorum. Elektrikler kesilince program kendini sıfırlıyor yeniden ayarlamanız gerekiyor.Tabi ki çok sıcak/kaynar mayalamıyorum. Ama soğuğa yakın da olsa mayalıyorum çünkü makine çok kısa bir sürede ideal ısıda sütün ısısını sabitliyor. Sizin de yoğurt mayalamak konusunda benim gibi tereddütleriniz,korkularınız,soru işaretleriniz varsa kesinlikle alın derim.

Not 1:Aklım Tefal’in makinesinde kaldı mı kaldı.Kimbilir ne güzel süzme yoğurtlar yapardı ama inanın bu da iş görüyor.Zaten bir süre sonra otoamtiğe bağlayıp ıvır zıvırla uğraşmıyorsunuz.

Not 2:Evde mayalanan yoğurdun tek kötü yanıı yoğurt tüketimini iki hatta üç katına çıkarması bilginize:)

Not 3:Bulabilirseniz kesinlikle açık sütle mayalayın ama bulamadınız ya da güvenemiyorsanız kutu günlük sütlerde işinizi görür haberiniz olsun.

Not 4:Yoğurdu makineden aldıktan sonra bir kaç dakika oda ısısında bekletiyorum.Tabi vaktim varsa.Vakit yoksa ki bu genelde sabah işe giderken oluyor hooop dolaba koyuyorum.Geceden mayaladığım için de gündüz makine mutfakta hiç yer işgal etmiyor.

Not 5:Aslında kavanozda mayaladıklarımında fotoğrafını koymak isterdim ama bir türlü muvaffak olamadım.Hep sabah telaşesi akşam karmaşasına denk geldi.Ama söz yakında bir seyahat için hazırladıklarımın fotoğrafı ile bunu da paylaşacağım!

0

Tavuk Suyuna Çorba

DSC_1573

İnstagramı ne kadar sevdiğimi hep söylüyorum.Takip etmeyi sevdiğim bir çok kişi var.Bunlardan biri de @mavibebeğim,her ne kadar kendisine çalışan annelerin çocuklarını bakıcıya bırakması ile ilgili yazdığı yazıdan dolayı hala kızgın olsam da…Blogger anne olmakla ilgili bir yazı yazmış.Altına yazan yorumlardan birinde ürün tavsiyeleri ile ilgili bir çok yorum vardı. Ben kendimi “blogger” olarak tanımlamıyorum.Çünkü bu iş ciddi bir emek,çalışma ve mesai gerektiriyor.Tam zamanlı anne ve SGK Denetmenliğinden kalan zamanda sadece deneyimlerimi ve gördüklerimi ve hissettiklerimi paylaşıyorum.Benimki olsa olsa dijital bir günlük olur.

Kimseden hediye almadan,denediğim ve memnun kaldığım ya da kalmadığım her şeyi paylaşmak istiyorum.Çünkü söz konusu çocuklarımız olunca her anne en iyisini istiyor.Bunun için bütçemizi zorlayıp,bazen kendimizden kısıntı yapıp  onlara her şeyin en iyisini en güzelini almaya çalışıyoruz.Ben de bir çok anne gibi satın almaya karar verdiğim ürün ile ilgili önce internette araştırma yapıp sonra takip ettiğim bloggerların varsa yazıları/tavsiyeleri okuyorum.Ama maalesef bir çok blogger anne ürün reklamı adı altında yazı yazdığı için doğruluğuna itibar edemiyorum.Bundan sonrası etrafımdaki annelerden deneyen kullanan varsa onların görüşlerini dinlemek oluyor.Tavsiye ettiğim tüm ürünleri para vererek satın aldığımı,beğenmediysem hangi özelliklerini ve neden beğenmediğimi mutlaka belirtiyorum.

Şu akıllı telefonlar hayatıma girdiğinde keşke onu kurcalamak için daha çok vaktim olsa dedim. Teknoloji ile çok barışık olmadım,nimetlerinden faydalanırken hep bir “acaba” oldu aklımın köşesinde. Ama artık ilişkimiz daha sıcak, daha samimi. Yıllardır internetten alışveriş yapıyorum.Önceleri kıyafet ıvır zıvır alsam da artık satın aldıklarımın çoğunluğu sürekli aldığım,bildiğim ürünler. Organik gıdalar,taze meyve sebzeler de başı çekiyor.Emre ek gıdaya geçince evde kendim hamur açarım dedim ama olmadı. Yine arkadaşımın tavsiyesi ile @makarnalutfen hesabına bir baktım,bakış o bakış!Makarnalütfen’i bilmeyen instagram annesi kaldı mı bilmiyorum? Ve ben her yeni ürünlerini heyecanla denemek istiyorum.

İşte bu organik tavuk suyu ve tavuklu şehriyeyi de o amaçla satın aldım.Emre’ye hamileyken iki üç kez tavuk yedim.Ama eve hiç almadım.Emzirme döneminde ise yanından bile geçmedim,eve de almıyorum.Bu konuda artık herkesin bildiği gerçekler var maalesef. Herneyse biz tavuk suyuna ve tavuklu şehriyeye dönelim.Paket geldiğinde ilk iş tavuk suyunun tavukları nereden diye baktım. Orvital!Hımm,bu iyi çünkü bu markayı daha önce İstanbul Kantin’in sahibesi ve şefi Şemsa Denizsel’den duymuştum.O herşeyin en iyisini arayan bir şef olduğu için onun kullandığı her malzemeye gözüm kapalı evet diyebilirim. Yani tavuk suyu acil durumlarda can simidi olabilir.Ama kavanoza giren her şey gibi nihayetinde paket ürün.En iyisi evde kendimin hazırlayıp buzluğa attığı.Ama gelin görün ki “yenebilir tavuk” bulmak her zaman mümkün olmadığından ve çocuğumda ara sıra tavuk suyuna şehriye içsin diyorsan,et suyu kalmadı,saf suya da olmasın bu çorba istiyorsan al koy kenara,derim ben:)

Tavuklu şehriyeye gelince.Biraz hayal kırıklığı benim için çünkü pişerken mis gibi tavuk suyu falan bekledim.I-ıh.Hadi o olmadı yerken bir tavuk tadı olsun dedim çünkü içinde “tavuk parçaları” var diyordu.Ama o da ı-ıh.Yani diğer şehriyeden hiçbir farkı yok gibi.Gibi diyorum çünkü biliyorum makarnalütfen Tuba içinde tavuk var diyorsa vardır.Eee ben de zaten kendim yapamayıp dışardan alayım,içimin rahat ettiği şeyleri Emre’ye yedireyim diye ondan alıyorum bu ürünleri.O zaman?Beklentiyi düşürüp,içinde ne olduğunu bildiğim bir başka şehriyeyi de yesin çocuğum derseniz alın dursun kenarda.Ama en iyisi kendi yaptığınız tavuk suyuna bu şehriyeleri atın pişirin.Siz ne düşünüyorsunuz?

2

Yaz Telaşesi

Nihayet güneş yüzünü gösterdi. Ama bir kapıdan geçer gibi bir anda kıştan bahar geçtik! Şikayet değil de baharları seven biri olarak bu duruma üzülmüyor değilim. Emre’nin pek üzüldüğünü söyleyemem. Çünkü güneş demek Emre için dışarıda saatlerce oynamak demek,havanın geç kararması ile o park senin bu park benim koşturmak demek. Saatlerce dışarıda kalınan bu saatler için onu tok tutacak,yolculuklarda yanınızda kolayca taşıyıp “ne yedirsem diye düşündüğünüzde” hemen çare olacak harika bir tarifi sizinle paylaşmak istiyorum. Hem çok besleyici hem de doğal olan bu tarifi Emre sekiz aylık olduğundan beri ona yediriyorum. Niye daha önce paylaşmadın demeyin daha ancak sıra getirebildim:)

DSC_1566

Tarifte kullandığım malzemelerin tamamının organik olmasına ne kadar dikkat ettiğimi söylememe gerek yok sanırım. Bu konuda beni eleştiren çok insan var. Eleştiriler genelde şu şekilde oluyor: Nereye kadar böyle devam edecek? Cevabım çok net: Gittiği yere kadar:) Bir diğeri çok maliyetli değil mi? Hayır çünkü bunlar tek öğünlük değil ve uzun vadeleri fayda zarar analizini yaptığımda kesinlikle ben kardayım. Çünkü doğal olan gıdaların bağışıklık sistemine ve gelişimine çok faydası olduğunu biliyorum. Peki her şeyde mi organik yediriyorsun derseniz. Elbette bu mümkün değil. Ama ne kadarı elimden geliyorsa diyip bu konuyu kapatıp tarife geçiyorum.

Malzemeler:

1 çay bardağı tam buğday unu

1 çay bardağı buğday ruşeymi

1 çay bardağı tam pirin unu

1 çay bardağı tam irmik

60 gr ya da 4 yemek kaşığı tereyağ

Unların tamamını yapışmaz bir tavaya döküp altın rengini alana kadar kavuruyoruz. Atesi orta kısık yapın ki unlar birden yanmasın.Tatlı tatlı renk alsın,un kokusu çıkıp nefis kokular mutfağı sarsın:) Rengi dönünce tereyağını ekleyip hızlı hızlı karıştırın ve altını kapatın. Ilınınca ağzı sıkıca kapanan -tercihen kelepçeli- bir kavanoza koyup, buzdolabına kaldırın.

Not 1: Malzemeleri İpek Hanım Çiftliği ve @makarnalütfen den alıyorum.

Not:2: Tarifi sevgili arkadaşım @niliozlem den almıştım ve Emre 8 aylık olduğundan beri bazen yoğurduna bazen yemeğine katıp yediriyorum. Böylelikle eczanede satılan kutulu bir ürün kullanmayıp her yemekte tahıl tüketmesini sağlıyorum.

Not 3: Buğday ruşeymi ve irmiğin çocuk gelişimi için faydalarını buraya yazsam sayfalar yetmez.Siz iyisimi bir zahmet açıp okuyun:)

Not4: Hazırladığım bu karışımı bir ay kadar buzdolabında saklıyorum. Her dışarı yemeğe çıktığımda ya da bir gecelik kaçamaklarda mutlaka yanıma alıyorum!