0

Mama Sandalyesi

DSC_1538

Emre ek gıdaya geçmeden,dört aylıkken doktorumuzun tavsiyesi ile pişirdiğim yemeklerden -tuz eklemeden- Emre’ye bir kaşık bir kaşık tattırmaya başladık.Altıncı ayda anne sütüne ek olarak verdiğimiz gıdaları yedirmekte biraz zorlanmaya başlamıştım.Çünkü Emre kıpır kıpırdı,durduğu yerde durmuyor,elimden kaşığı alıp her tarafa sürmeye başlamıştı.İşte bu aşamada hemen mama sandalyesi aramaya başladık.Emre çok da iyi oturamadığı için hafif yatan,boy ayarlaması yapılabilen,güvenlikli bir sandalye aradık.Ve fotoğraftaki Baby&Plus marka mama sandalyesinde karar kıldık.İlk başta çok da memnun kaldık. Sırtını yatırabilmek çok büyük bir avantaj.Önündeki tepsi de hemen çıkıp yıkanabiliyor. Oturduğu yer süngerli. Haftasonu neredeyse tüm günü babaannede geçirdiğimiz için “idareten” bir mama sandalyesi de oraya aldık.Ne de yemeği sadece mama sandalyesinde yiyoruz.Ve Emre’nin o sandalyede daha rahat yediğini,elini kolunu daha iyi kullandığını farkettik.Hemen bu sandalyeyi eve alıp bizdekini babaanneye verdik:)

Mama sandalyesi alacaksanız size tavsiyem çocuğunuzun boy ve kilosunu,yemekteki davranışlarını,hareketlerini dikkate almanız.Bizim ilk aldığımız sandalye Emre için biraz büyük kaldı. İkea’dan aldığımız sandalyeyi kullanıp “neredeyse deviriyordu” diyen arkadaşlarımda oldu.Çocuğunuzu gözlemleyip mama sandalyesini ona göre seçmenizi tavsiye ederim.

Kopya DSC_1548

Mama sandalyesi şart mı diyenlere de “şart” demek istiyorum.Çünkü mama sandalyesi yoksa ya çocuğu sizden önce yedirip aile olmanın ve en güzel paylaşımların yapıldığı sofranızdan mahrum bırakacaksınız ya da yemek boyunca birisi -ki bu birisi hep annesi olur- çocuğu kucağında oturtup hem yemeye hem de yedirmeye çalışacak.Bu her iki taraf içinde ne kadar zor olur tahmin edersiniz.Ayrıca ilkinde çocuğu aileden dışlamak ikincisinde ise onun bir birey olduğunu yok saymak vardır ki bence her iki durum da son derece yanlış.Tabi nihai kara sizindir:)

Güzel sofralarda,bol kahkahalar attığınız masalarınız olsun…

Not:Ben bir İkaesever olarak tasarımlarındaki sadeliğe ve fonksiyonelliğe bayılıyorum.Şu yazımda da Emre’nin üstündeki önlük İkea’dan ve beni lekeleri bir türlü çıkmayan önlüklerle savaşmak derdinden kurtarmıştır.Şiddetle herkese tavsiye ediyorum.

0

Sevgili Doktorum

aylin-karahasan

Doktorum Aylin Hanımı ne kadar çok sevdiğimi şu yazımda anlatmıştım. Doğumdan sonra rutin kontrolden sonra ziyaretlerime uzun bir ara vermiştim.Daha fazla uzatmadan randevu alıp ziyaretine gittim.Ülkemizde maalesef kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarını düzenli ziyaret eden kadın sayısı çok az.Hastalıklarla mücadele etmenin en iyi yolu onlara yakalanmadan ya da en başında teşhis edilmesi.Çünkü yakalandıktan sonraki tedavi süreci,yorucu,zahmetli ve masraflı.

Dünyada en sık görülen kanser türlerinden olan rahim ağzı kanseri de bu anlamda biz kadınların bu kontrolleri aksatmaması için en büyük neden.Yapılan çok kolay bir smear testi ile hastalığa en başından dur diyebilmek mümkün.

Ben hem Aylin Hanımla sohbet ettim hem de testi yaptırdım.Hadi siz de kendiniz için bu hafta bir şeyler yapın,randevu alın!

0

Ah Saçlarım…

pınar abla3Hangi anne çocuk sahibi olduktan sonra eskisi kadar kendine zaman ayırabilir? Ben tanımıyorum,tanıyan varsa haber versin. Bazen bir rimeli sürmek bile lüks sayılıyor benim için. Hızlıca alınan duşlar,ağıza tıkıştırılan lokmalar ve en son ne zaman takıldığı hatırlanmayan küpeler,kolyeler. Ama beni en çok saçlarım uğraştıryor! Resmen bir savaş veriyorum şekle girsinler diye. Çoğu zaman –tamam itiraf ediyorum her zaman- toplayıp çıkmak en kolayı. Ama bazen toplarken bile düzgün olmuyorlar.Şimdilerde aklımda Jetgillerdeki evin kızının kafasını sokup bir tuşla şekle giren saçları:)Lafın kısası bu ara saçlarıma takık durumdayım…

Not:Emre bu fotoğrafta dört aylık.Geçen yılın güneşli günlerinde Gölyazı gezimiz sırasında çekilmiş. Gölyazı ülkemizde kıymeti bilinmeyen onlarca yerden biri.Çarpık yerleşim,haftasonu artan yerli turistle çöplüğe dönen yol kenarları,nasıl olsa bir daha gelmezler ne koparsak kardır mantıklı esnaflar..daha da yazarım ama bu apayrı bir yazı olur…

0

Çocuğum Yemek Yemiyor Vol.3

2818DB

Ve Dr. Gonzalez’in kitabı ile ilgili kısa notlarımın son kısmı.Ama bence siz bu kitabı mutlaka okuyun.Hem okurken kendi halinize gülecek hem de yeni bir sayfa açacaksınız.

*Çocuğunuz yemek yemeyi bıraktı.İşte size küçük basit bir deney.

-Çocuğu tartın.

-Yemeye zorlamadan birlikte yemek yiyin.İsterse kendi yesin,isterse sizin yardımınızla –ne kadar isterse- yesin.

-Bir hafta sonra yeniden tartın.

-Eğer bir kilo vermediyse bu şekilde devam edin.Verdiyse bildiğiniz gibi yapın.Çünkü siz zorlasanız da zorlamasanızda çocuk istediği kadar yiyecektir.Yemek yerken sizinle savaşmasını,kusmasını,tükürmesini,ağzını kilitlemesini,döküp saçmasını seyretmek durumunda kalmayın.Üç yemek kaşığı ıspanak,dört makarna size az geliyor ama çocuğunuz için gayet doyurucu olabilir:)

*Bütün anneler “ağzına bir lokma koymadı” diye şikayet eder.Bu gerçek değildir.Ağzına bir lokma koymayan çocuk bir hafta sonra nolur yazmak istemiyorum.Koyduğu bir lokma ihtiyacı olan bir lokmadır.2-3 yaşında bir çocuk ancak bir posta pulu kadar et parçasını yiyebilir.Daha fazlasını yediği günler olabilir.Ama her gün aynı performansı beklemeyin.Normalini çocuğun midesinin boyutunu düşünerek yedirmeye çalışmayın.

*Ne pişiriyorsanız çocuğunuza onu verin,ne mutfakta saatlerinizi harcayın ne de yemedi bari şu abur cuburu yesinde karnına iki lokma gitsin diyin.

*Tüm anneler “şişman çocuk” istemez ama hepsi kilolu çocuk gördü mü kesin her şeyi yiyip bitiriyor ah benim … neden yemiyor diye iç geçirir.Ama tandığım bütün kilosu gayet iyi olan çocukların anneleri de çocuklarının “az yediğinden” şikayetçi.Evet bu bir ironi:)

*Ek gıdaya geçerken hangi besinlerle başlamalıyım;meyve,tahıl,baklagil. Sıralamanın bir önemi yok.Tek dikkat etmeniz gereken alerjik gıdalar.

*Yemeyen çocuk kilo kaybeder.Aynı kiloda kalması endişe etmeniz için yeterli neden değildir.

*Çocuklar yemek yesin diye şaklabanlık yapmayın,tv karşısına oturtmayın.Neden biliyor musunuz,çocuk ne yediğini anlayarak yemeli.Şov bittiği an yemek de biter.Ve sizin her zaman enerjiniz aynı olmaz,her zaman siz de yemek yediremeyebilirsiniz. Kendi başına,ne yediğini bilerek ve yemek yemek istediği için yemeli unutmayın.

Nacizane şunları da eklemek istiyorum,çocuk büyütmenin matematiği yok ve her çocuk kesinlikle aynı değil.Bu yüzden başka çocuklarla çocuğunuz nolur kıyaslamayın.Sağlıklı olsunlar,gerisi zaten olur.Erken yürüdü,geç konuştu,az güldü,çok hastalandı,okulda ne kadar başarılı oldu,iş buldu..bu dertler bitmez.Önemli olan nasıl mutlu olacağını bilmesi.Gün sonunda aklınızda bu olacak unutmayın.

Not 1:Bu güzel yazı dizisinin de sonuna geldik.Kullandığım fotoğraf çizimlerine payıldığım Pascal Campion’a ait.

Not 2:Doktor Gonzalez’in kitabı ile ilgili diğer yazılarımı buradan ve buradan okuyabilirsiniz:)

0

Çocuğum Yemek Yemiyor Vol.2

IMG-20150409-WA0007

Bizim ufaklık hiç yemek yemiyor diyen anneler hadi bir solukta okuyun Dr. Gonzalez’in önerilerini:

*Çocuklar 1 yaş civarı yemeyi bırakır ya da önceye nazaran çok az yer çünkü büyüme hızları azalır.Ve yine bir yaşında kendi kendilerine yeme heves ve cesaretleri en üst seviyede olur.Lütfen sabrınızı zorlayın ve kendi kendilerine yeme becerilerini kazanabilmeleri için onlara izin verin.Bırakın dağılsın,dökülsün.kirlensin…

*Hepimiz her ay doktora gidip boy kilo ölçümü yapıp o muhteşem eğrinin altlarındaysak gizli gizli ağlıyoruz.Neden altlarda,neden benim çocuğumun boyu kısa kilosu az diye neredeyse yas ilan etmediğimiz kalıyor.Yanlış!!!O eğrinin en altındaki de en üstündeki de normal çocuklar için,ayrıca eğriler kime göre neye göre normali ifade ediyor lütfen bir dakika durun düşünün.Ve son olarak sizin ve eşinizin boyunu düşünerek çocuğun boy kilo durumunu dikkate alın:)

*Anne sütü beslemiyor,sütün yaramıyor,yaşını geçti artık sütün su…gibi gibi saçmalıların ne kadar saçma olduğunu uzun uzun açıklamış haberiniz olsun.

*Her çocuğun büyüme hızı aynı değildir.Unutmayın bunun daha ergenliği var!

*Her anne çocuğunun her zaman yediğinin iki katını yada daha iyimser bir tahminle üç kaşık daha fazla yemesini ister. Hiçkimse her gün ihtiyacının üç kaşık fazlasını yiyip sağlıklı kalamaz.

*Sizinde canınız bazen aşırı derecede tatlı,bazen etli, bazen de sulu yemekler ister.Bu neden biliyor musunuz.O an vücudunuz size bir şeyler anlatıyor.Çocuklarda da bu durum farklı değil,onlarda neye ne kadar ihtiyacı varsa onu yemek isterler.Yeter ki onlara seçenek sunun ve izin verin.

*Çocuklar bazen “kuş kadar” bazen “domuz gibi” yerler –diyor kitap- ama gün sonunda aldıkları kalori miktarı hep aynıdır;ihtiyacı olan kadar:)

*Çocuklarınızı başka çocukların yanında kıyaslamayın,yemeği bir ödül gibi sunmayın,ceza olarak da göstermeyin.Evde en sevdiği pasta varken ya da misafir hediye olarak şekerleme getirdiyse çocuktan kıymalı ıspanak yemesini beklemeyin. Önleminizi baştan alın,misafirleri uyarın,pasta vb. şeyleri yemek sonrasına saklayın.Ama makul miktarda yemeği yedikten sonra üstüne bir de en sevdiği pastadan koca bir dilim yemesini beklemeyin.Yemeyince üstüne duygusala hiç bağlamayın!!!

*İştah açıcı ilaç masallarına hiiiiç kanmayın.

Not:Bu ikinci kısımdı.Sonunu hafta bitmeden paylaşmış olurum.

0

Çocuğum Yemek Yemiyor! Vol.1

DSC_1563

 

Bütün annelerin derdi ortak.Henüz benim çocuğu gayet iyi yiyor diyen bir anneye –ben hariç- rastlamadım.Her anne dertli.Daha önce okuduğum kitaplardan size bahsederken David Gonzales’in kitabını önermiştim hatırlarsanız.Bu ara yine sık sık bu kitabı arkadaşlarıma öneriyorum.Çünkü bizim canavarlar bir yaşını geçti ve yemek yeme hızlarında doğal olarak bir yavaşlama ve bunun sonucu olarak kilo alımlarında da azalma oldu.Okumaya fırsat bulamayanlar için kısa notlar aldım.Bu kısa notlar da çok uzun olacağı için üçe böldum.İşte başlıyoruz,bakalım sizin evdeki soruna çözüm olacak mı:

*İştahsızlık çocuğunuzun yedikleri ile sizin ondan yemesini bekledikleriniz arasındaki denge sorunudur.Beklentinizi azaltırsanız sorun ortadan kalkar:)

*Her anne “yemek yemiyor” derken aslında “yemeğimi yemiyor” diye gizli bir isyan başlatıyor aslında,bundan vazgeçin.

*Yemeyen çocuğun daha fazlasını yemesi için herkesin bir önerisi mutlaka vardır.İşte sizin eksik olduğunuzu iddia ettikleri noktalar:

-Disiplin:Sen de bu yok,şımarık bu çocuk!

-Pazarlama:Yemez tabi çünkü yemeği eğlenceli bir aktivite olarak görmeli.Türkçe meali şaklabanlık yap!

-Yaratıcı mutfak:Sunum önemli ve sen bu konuda başarısızsın.

-Fizyoterapi:Çene kasları zayıf bu çocuğun.

-Serbest bırakma:Koy önüne karışma,zorlamazsan daha çok yer.

Bu öneriler/akıl vermelerin her biri anneyi çıldırtabilir.Siz iyisi mi hepsini kulak arkasına atın. Dr.Gonzales’in tavsiyesi serbest bırakmaya benzese de farkı şu: Zorlamazsan daha çok yemez,çocuk her zaman ihtiyacı olanı yer.Ama bu aşamada onu yalnız bırakma,birlikte yiyin ve tercihlerine saygı gösterin.Siz önünüze konan her yemeği her zaman her koşulda aynı iştahla mı yiyorsunuz?Yalnız mı daha iyi yiyorsunuz yoksa tüm aile bir aradayken mi?Çocuğunuzun bir “birey” olduğunu –annelerin en büyük sorunu- asla unutmayın!

Not:Devamı var bitmedi:)

0

Bahar Denen…

KAPLUMBAĞA1

Bahar denen bu yıl gelmekte çok nazlandı.Bu arada Emre kısa bir emekleme dönemi geçirip yürümeye başladı.Ama ne yürümek!Gün içinde kafasını çarpmadığı yer kalmıyor.Ve nedense bu düşmeler çarpmalar hep benim yanımdayken oluyor…Herneyse,biz dışarıda yağan yağmuru seyrederken bir yandan da yeni seyahat planları yapıyoruz.Şehrin bize sunduğu imkanlardan faydalanacağımız günübirlik planlar ve haftasonu kaçamağı olan iki günlük molalar şimdilik ilk hedeflerimiz.Planın detayları ve yol hazırlıklarımızı yakında paylaşacağım,takipte kalın.Siz neler yapıyorsunuz bu bahar adındaki kış günlerinde?